LGS sonuçları öğrenci ve velilerin akademik eğitim istediğini gösterdi

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/EVRENSEL

LGS sonuçları öğrenci ve velilerin akademik eğitim istediğini gösterdi

Liselere Geçiş Sınavı sonrası yaşanan tercih ve yerleştirme kaosunu Eğitim Sen Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan ile konuştuk.

Vural NASUHBEYOĞLU
İstanbul

Eğitim Sen Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan ile Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ardından yaşanan tercih ve yerleştirmedeki kaosu konuştuk. LGS sonuçlarının öğrenci ve velilerin akademik eğitim almaktan yana olduğunu gösterdiğini ifade eden Bozdoğan, MEB’in bu durumu dikkate almaması nedeniyle kaosun kaçınılmaz olduğunu belirtti.

LGS sonuçları açıklandı ama tercihlerde ve yerleştirmede kaos sürüyor. Bunun temel nedeni nedir?

Ortaöğretime geçiş sisteminde yapılan değişikliğin, öğrencilerin ilgileri, istekleri, yetenekleri ve gereksinimlerine  göre değil de siyasi iktidarın politik gereksinimlerine göre yapılmış olması bugün yaşanan sonucu üretmiştir. Öğrencilerin ve velilerinin tercihinin akademik eğitim almaktan yana olduğu tüm göstergelerde açık olarak görülmektedir. MEB, bu durumu dikkate alarak, okullaşma politikasını buna göre belirlemek durumundaydı. Ancak uzun bir süredir bu gerçeklik yok sayıldı. Yaşanan kaosun temel nedeni budur. Öğrenciler ve velileri, MEB’in öngördüğü, beklediği şekilde davranmamış ve akademik eğitim almaktan yana tercihlerini bir kez daha ortaya koymuşlardır. Ancak yerleştirme sistemi kurgulanırken bu durum dikkate alınmadığı için bugün kaos devam etmektedir. MEB, tercih ve yerleştirmede aynı ısrarı sürdürürse bu kaosun devam etmesi kaçınılmaz olacaktır.

Yerel yerleştirme tüm öğrencilerin başvurmak zorunda olunan bir aşama olduğundan, bu yerleştirme sonuçlarını dikkatli incelemek ve buradan çıkan sonuçları doğru okumak, anlamak ve gereğini yapmak gerekir. Yerel yerleştirme sonucunda okulların kontenjanlarının doluluk oranı tabloyu açık şekilde ortaya koymaktadır. Anadolu liselerinin doluluk oranı yüzde 95.1’dir, yani neredeyse tam olarak doludur. Mesleki ve teknik anadolu liselerinin doluluk oranı yüzde 55.5, anadolu imam hatip liselerinin doluluk oranı ise yüzde 52.3’tür. MEB’in bu tabloyu okuyamıyor olması veya okusa dahi buna uygun planlama yapmıyor olması işte kaos denilen durumu yaratmaktadır.

ÖĞRENCİLER İSTEMEDİKLERİ OKULLARA YERLEŞTİ

Tercih ve yerleştirme kılavuzu öğrencilerin üzerinde ciddi bir yerleşememe ve açıkta kalma baskısı yaratmış ve bu durumdan dolayı çok sayıda öğrenci istemediği okul türlerini tercih etmek durumunda kalmıştır. Yerel yerleştirme sonucunda 92.010 öğrenci  4. ve 5. tercihine yerleşmiş durumda. Bunun anlamı bu öğrencilerin istemedikleri halde, açıkta kalmamak için yapılan tercihlere yerleşmiş olmalarıdır. Tercih ve yerleştirme kılavuzu ile öğrencilerin aynı okul türünden 3 taneden fazla tercihte bulunması engellenmiştir. Öğrenciler zorunlu olarak  4. ve 5. tercihlerini farklı okul türlerinden yapmak durumunda kalmış ve istemedikleri okullara yerleşmiştir.

YÜZDE 70 YERLEŞEMEDİ

Yerel yerleştirme sonuçlarına göre 91.687 öğrenci hiçbir ortaöğretim kurumuna yerleşememiş durumda. Okul türlerine göre Türkiye genelinde açık kontenjanlar incelendiğinde, yerleşemeyen öğrencilerin büyük bir bölümünün anadolu lisesini tercih ettiği ve edeceğini tespit etmek gerekir. Ancak anadolu liselerinde toplam açık kontenjanın 21.070 olması, söz konusu öğrenciler açısından çok fazla seçenek olmadığını da bizlere göstermektedir.

Diğer bir sorunlu alan da merkezi sınav sonucuna göre öğrenci alan okullardır. Bu okullara yerleşmek için tercihte bulunan öğrenci sayısı 437.070 ancak yerleşen öğrenci sayısı 127.480’dir. Tercihte bulunan öğrencilerin yüzde 29.1’i sınavla öğrenci alan okullara yerleşmişken, yüzde 70.9’u yerleşememiştir. Oysa tercihte bulunan öğrencilerin  sayısı aynı zamanda da bir talebi ifade etmektedir. MEB, bu talebi görmek, okumak ve gereğini yapmak yerine yok saymıştır. Yaşanan kaosun diğer bir nedeni de budur.

Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un eğitime ilişkin açıklamaları birçok çevre tarafından ‘olumlu’ olarak değerlendirildi. Siz bu açıklamaları eğitimin bugünkü durumu ve gelecek açısından nasıl yorumlarsınız?

Yeni bakan şu ana kadar okullaşma politikası, öğretim programları, öğretmen alım ve istihdam biçimi, her kademede eğitim yöneticilerinin belirlenmesi gibi temel hususlara dair bir yaklaşım ifade etmedi. Eğitimde yaşanan sorunlarda, atılan adımlarda kişisel tasarruflar veya bireysel kararlarla açıklanamaz. Yeni bakanın eğitimci olması kuşkusuz kimi sorunların öncelenmesi veya atılacak adımların eğitim bilimleri alanından planlanması gibi sonuçlar üretebilir. Ancak eğitim ve siyasi iktidar arasında oluşmuş olan araçsal ilişki bakanların istese dahi etki alanını sınırlandırmaktadır. Siyasi iktidarın eğitimi her gün kendisini yeniden üretmenin aracı olarak gördüğü bir dönemde yeni bir bakanın köklü değişiklikler yapmasını beklemek doğru olmayacaktır.

HEM PİYASACI HEM DE GERİCİ DÖNÜŞÜM VAR

Giderek örgün öğretimin payının azaldığı özel okullara giden öğrenci sayısının arttığı görülüyor. Bu eğitimin geleceği açısından nasıl bir veri sunuyor?

Eğitim Sen olarak bizler eğitim alanında yaşanan dönüşümün iki boyutu olduğunu ifade etmekteyiz. Eğitim bir taraftan piyasacı, diğer taraftan gerici bir dönüşüm süreci içerisindedir. Atılan her adım piyasa ile uyumlu şekilde atılmaktadır. Son olarak ortaöğretime geçiş sisteminde yaşanan kaos, öğrencilerin özel okullara yönelimini artırmıştır. Eğitim bu süreçten kaynaklı kamusala bir hizmet olma özelliğini yitirerek, piyasa için bir meta haline gelmektedir. Son dönemde eğitim alanında yaşanan gerici pratikler velilerin özel okullara yönelimini artırmaktadır. Eğitim alanında yaşanan sorunların çözülebilmesi için öncelikle bakış açısını, eğitim alanına dönük paradigmanın değişmesi gerekmektedir. Politik gereksinimlerin karşılanması için yürütülen bir faaliyet olmak yerine öğrencileri toplumu, doğayı odağına koyan bir eğitim yaklaşımı ile eğitim alanı yeni baştan kurgulanmalıdır. Eğitimin kamusal bir hizmet olmaktan dolayı eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz olma özellikleri ile beraber içeriğinin belirlenmesinin kollektif hale getirilmesi gerekmektedir.

İMAM HATİP KONTENJANLARI DOLDURULMAK İSTENİYOR

Sınav sonuçlarına göre yerleşmeyen öğrenci ve velileri bundan sonra neler bekliyor?

Yerleşemeyen öğrenciler, 4 kez yerleştirmeye esas Nakil Tercih Başvuruları yapacak. Bu başvurular 6-10 Ağustos, 13-17 Ağustos, 27-31 Ağustos, 3-6 Eylül tarihlerinde yapılacak Tercih ve Yerleştirme kılavuzunda her hangi bir değişiklik yapılmaz ise bu başvurularda öğrenciler 3 tercihte bulunacak ve bunlardan en fazla iki tanesi aynı okul türünden olacak. Yerleşemeyen öğrenciler bu başvurularda ilk iki okulu kendi kayıt alanından tercih etmek durumunda olacak. Yani sistem öğrencilerin kendi kayıt alanlarında bulunan okulların kontenjanlarına yerleştirmeyi ve genel olarak kontenjanları dolmayan anadolu imam hatip liseleri ve mesleki ve teknik anadolu liselerinin kontenjanlarını doldurmayı hedefliyor. Söz konusu başvurular sonucunda da hiçbir okula yerleşemeyen öğrenciler 10-14 Eylül tarihleri arasında Öğrenci Yerleştirme ve Nakil Komisyonuna başvuracaklar. Bu komisyonlar öğrencilerin tercihlerine bakmaksızın öğrencileri boş kalan kontenjanlara yerleştirecek. Ancak Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği Öğrenci Yerleştirme ve Nakil Komisyonlarının yerleştirmeleri öğrencilerin tercihlerine göre yapmasını düzenlemişken, kılavuz tercih hakkını yok saymaktadır. Bu durum hukuken ve  öğrencilerin hakları açısından kabul edilebilir bir durum değildir.Akademik eğitim almak isteyen öğrenciler bu komisyonlar aracılığı ile imam hatip liselerine veya meslek liselerine yerleştirilecektir.

İmam hatip liselerini özendirmek için birçok adım atıldı hükümet tarafından. Buna rağmen imam hatip kontenjanları neden boş kaldı?

Yerleştirme sonuçları da açık olarak göstermektedir ki öğrencilerin ve velilerinin tercihi akademik eğitim almaktan yanadır. Bu durumu algılamak ve gereğini yapmak yerine MEB akademik eğitim veren kurumların sayısını kısıtlama ve erişimini güçleştirme yolunu seçmiştir. Ancak izlenen yol ve uygulanan yöntem ne olursa olsun öğrenciler bu okullara yönelmemektedir. Bundan dolayı da MEB bu konu ile ilgili tutumunu değiştirmek durumundadır.

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Ağustos 2018 17:40
www.evrensel.net