Doç. Dr. Uzunoğlu: TRT ile ilgili temel sıkıntı özerklik

Fotoğraf: MA

Doç. Dr. Uzunoğlu: TRT ile ilgili temel sıkıntı özerklik

TRT'nin Cumhurbaşkanlığına bağlanmasını değerlendiren Sarphan Uzunoğlu, 'Vergilerimizle yaşattığımız bir kurum özerkliğini alenen yitirdi' dedi.

TRT’nin içinin 2000’li yılların ortasında boşaltıldığını ifade eden Doç. Dr. Sarphan Uzunoğlu, Cumhurbaşkanlığına bağlanmasıyla ilgili, “Vergilerimizle yaşattığımız bir kurum özerkliğini alenen yitirdi” dedi.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Kültür ve Turizm Bakanlığına, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlandı. UİT Norveç Arctic Üniversitesi Medya ve Dokümantasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sarphan Uzunoğlu TRT’nin Cumhurbaşkanlığına bağlanması ile yaşanan dönüşümü değerlendirdi.

‘KİM İKTİDARA GELİRSE GELSİN KALICI OLACAK’

Doğan Medya Grubunun Demirören Grubuna satılmasıyla birlikte Türkiye’deki medya sermayesinin “süper-sahiplik” konuma geldiğini belirten Uzunoğlu, “Demirören Grubu, an itibariyle medya alanının neredeyse rakipsiz lideri konumunda. Siyasal konumlanmaları gereği elbette siyasal iktidarın söylem ve düşüncelerini yayıyor” dedi. TRT’nin ise ‘kamu yayıncısı’ olarak farklı bir yerde durduğunun altını çizen Uzunoğlu, şöyle konuştu:

“Bir özel yayın kuruluşunun yayın politikasını eleştirebilirsiniz. Rekabet kurumu dahil, liberal ekonomilerde dahi böyle büyük bir sermaye konsantrasyonuna karşı koyabilecek mekanizmalar vardır. Ancak söz konusu TRT olduğunda devletin yeni siyasal organizasyonu içerisinde bir kamu yayıncılığı kurumunun pozisyonundan bahseder hale geliyoruz. Yani; yaşanan durum, vergilerimizle yaşattığımız bir kurumun özerkliğini alenen yitirmesidir. Tam anlamıyla özerk bir TRT, bu son dönemde iyice ulaşılmaz oldu. Beni endişelendiren, Türkiye’de TRT’nin bu statüsünün kim iktidara gelirse gelsin kalıcı olacak olması.”

‘TRT PROPAGANDA ARACINA DÖNÜŞTÜ’

TRT’nin yayın politikasının, devlet politikalarını temsil ettiğine vurgu yapan Uzunoğlu, “Bu, hep böyleydi. Özal dönemindeki ‘ulusa sesleniş’ konuşmaları da dahil olmak üzere Türkiye’de siyasal iktidar kültürel ve siyasal mesajlarını hep TRT üzerinden verirdi. Son dönemde bu durum alenileşti. TRT, haber dili ve içeriklerde kamu yayıncılığı aracından propaganda aracına ve propaganda yöntemlerine kaydı. Sıkıntı da burada başladı” ifadelerini kullandı. Muhalefet partileri iktidar olsaydı dahi TRT ile ilgili temel sıkıntının yine “özerkliği” olacağını vurgulayan Uzunoğlu, “Ortada böyle bir model yok. Bu model etkiye açık. Eskiden Bülent Arınç’a bağlı olduğu bir dönem vardı. Şimdi, Erdoğan’a bağlı. Şahıslar değişse de daima siyasal yapıyla bağlı kalıyor” dedi. Uzunoğlu, Varılan nokta ortada. Taşeronlaştırılmış yayın politikasından bir propaganda aygıtına TRT tarihini izledik. Neticede; TRT’nin varlığını tartışmalıyız, yayınlarını ya da faaliyetlerini düzenleyen yasayı değil” diye ekledi.

‘TARAFSIZLIK ŞAKA OLDU’

TRT’nin Cumhurbaşkanlığına bağlanmadan önce de tarafsız bir yayın politikası gütmediğini dile getiren Uzunoğlu, “Tarafsızlığın tam anlamıyla bir tür şakaya dönüştüğü bu dönemde, Türkiye’nin ‘aşırı-kutuplaşmış’ siyasal yapısında; devlet yapısına finansal olarak bu kadar bağlı olan bir kurumun tarafsız kalması imkansız” dedi.

‘TAŞERON PROGRAMCILIK BAŞLADIĞINDA KİMSE SESİNİ ÇIKARMADI’

TRT’nin içinin boşaltılmasının 2000’li yılların ortasında, taşeron programcılıkla başladığını belirten Uzunoğlu, “Bu, bugün olmuş bir olay değil. 2000’li yıllarda TRT’nin kurumsal yapısı içindeki programcılar yerlerini şimdi muhalif olanlar da dahil bazı gazetecilere bıraktı. O dönem, onlarca TRT çalışanları işten çıkarıldı ya da geri rollere itildi. O dönemlerde kimse bu kıyıma ses çıkarmadı. ‘Zamanın ruhu’ ve ‘yeni yayıncılık’ hamlesi denilip geçildi” şeklinde konuştu. (İstanbul/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ağustos 2018 18:32
www.evrensel.net