'10 Ekim davasında adalet yerini bulana kadar takipçisi olacağız'

Fotoğraf: Evrensel

'10 Ekim davasında adalet yerini bulana kadar takipçisi olacağız'

Sendika, meslek örgütü ve siyasi partiler Ankara Katliamı davasını değerlendirdi: Katliama yol verenler yargılanmadıkça adalet yerini bulmayacak.

Birkan BULUT
Ankara

10 Ekim 2015 tarihinde yapılan Emek, Demokrasi ve Barış Mitingi’nin tertip komitesinde yer alan sendika ve meslek odaları ile mitinge katılan siyasi parti temsilcileri, miting öncesi Ankara Garı önünde iki canlı bomba ile gerçekleşen katliamın davasında çıkan kararı değerlendirdi. Kurum temsilcileri mahkemenin katliamın arkasındaki gerçek sorumluların yargılanmadığını belirterek, “Tüm bu kişiler yargı önüne çıkarılmadan bizim vicdanımızda adaleti yerini bulmayacaktır” diyerek,  gerçek sorumlular yargılanana kadar mücadele edeceklerini söylediler. 

10 Ekim Ankara Katliamı davasında, mahkeme iki yıl süren yargılamanın sonucunda 9 sanığa 101’er kez müebbet cezası verirken, 10 sanığı da 7.5-18 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırdı. Davada sadece Erman Ekici’ye silahlı terör örgütü yöneticisi olmak suçundan 18 yıl hapis cezası verildi. 

‘ARKASINDAKİ GÜÇLER AÇIĞA ÇIKARILMADI’

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, kamu görevlileri ve siyasilerin sorumluluğunun açıkça ortada olduğunu belirterek, “Mahkeme başkanı başından beri katliamın arkasındaki güçlerin açığa çıkarılmasıyla ilgili taleplerimizi reddederek bir an önce duruşmayı kapatma eğilimindeydi. Son duruşmanın Sincan Cezaevine taşınmasının sebebi de budur. Belgeler henüz yeterince toplanmamışken karar verildi. Bu dava kamu görevlilerinin yargılanmaması ve insanlığa karşı bir suç kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle eksik bir yargılama oldu. Adil bir yargılama oluncaya kadar bu davanın takipçisi olacağız” dedi. 

‘SALDIRI İSTİHBARATINI BİLDİRMEDİLER’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz da katliamda sorumluluğu bulunanların, istihbarat raporlarına rağmen tertip komitesiyle mitinge saldırı olabileceğini paylaşmadıklarını, teknik takipteki kişilerin ellerini kollarını sallayarak gelmesine göz yumduklarını belirtti. Özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonraki politikalarıyla bu katliama yol verenler bizim nazarımızda suçludurlar diye konuşan Koramaz  “Tüm bu kişiler yargı önüne çıkarılmadan bizim vicdanımızda adaleti yerini bulmayacaktır” dedi. 

‘AMBULANSLARI GECİKTİRENLER YARGILANMADI’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman da katliamdaki siyasi sorumluluğun ortaya konulması gerektiğini söyledi. Ayrıca bombalı saldırının ardından ambulansların alana girmesinin geciktirildiğine dikkat çeken Adıyaman, ambulansların saat kaçta hastanelerden çıkıp, kaçta alana geldiklerine dair süreleri saniyesine kadar dosyaya koyduklarını kaydetti. Adıyaman, ambulansların gelmesini geciktiren sorumluların yargılanmadığını belirterek, tüm sorumlular yargılanana kadar bu işin takipçisi olacaklarını söyledi.

‘SENDİKALAR OLARAK TAKİPÇİSİYİZ’

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Cafer Konca, 10 Ekim davasının insanlığa karşı yapılmış bir katliam olduğunu söyledi. Dava sonucunda asıl karanlıkta kalan noktaların aydınlatılmadığını belirten Konca, davayı yöneten yargıçların katliamı insanlık suçu olarak görmemesinin manidar ve düşündürücü olduğunu söyledi. Gerçek sorumlular açığa çıkana kadar mücadele edeceklerini ifade eden Konca, “Bundan sonra biz sendikalar olarak da bu katliamın takipçisi olacağız” dedi.

EMEP: BU DAVA, BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan da “10 Ekim Katliamı’nın tüm failleri ve sorumluları cezalandırılmalıdır” dedi.

Ankara Gar Katliamının davasında verilen kararla yargılamada istenilen sonucun çıkmadığını belirten EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan; “Çünkü cezalandırılanlar sadece yakalanabilen IŞİD’li tetikçilerdi. Oysa mağdurlar, mağdur yakınları ve onların avukatları ile demokrasi güçleri katliam gününden itibaren adil bir yargılama için gerekli olanları birer birer açıkladı” dedi. 

IŞİD katliamları ve cinayetlerinin açığa çıkarılması gereken bir diğer yönünün ise katillerin emniyet ve istihbarat görevlilerinden gördüğü destek, yardım, göz yumma vb. fiillerin incelenmesi olduğuna dikkat çeken Gürkan; “Açıktır ki, emniyet ve istihbarat örgütlerinden destek, yardım ve hoşgörü görmeden bu katliam ve cinayetlerin gerçekleşmesi mümkün değildir. Kaldı ki, dava dosyasında bu konuda çok sayıda bilgi ve belge niteliğinde delil bulunmaktadır ama bu bilgi ve belgeler yargılama sürecinde dikkate alınmamıştır. Ayrıca bu tür terör örgütlerinin filizlendiği, beslendiği siyasi atmosfer dikkate alınmadan yapılan yargılamalarda katliamların hesabının sorulması ve cezalandırılması tamamlanmış olmayacaktır. IŞİD ve benzeri cihatçı terör örgütlerinin beslendiği siyasal zemin hükümetin uyguladığı dış politikalardan, Suriye ve Ortadoğu politikasından bağımsız değerlendirilemez. Bu nedenle, katliamların tetikçi örgütlerinin yanı sıra siyasi desteğinin de mahkum edilmesi gerekirdi” dedi.

Müştekilerin ve vekillerinin davanın insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında ele alınarak yürütülmesi taleplerinin de dikkate alınmadığını, yargılama sürecinin sıradan adli bir olay gibi yürütüldüğünü belirten Gürkan şunları ifade etti; “Başından beri Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi ve savcılık, müşteki ve avukatları ile demokrasi güçlerinin bütün taleplerine kulaklarını tıkayarak; yakalanan üç-beş faili cezalandırıp davayı bitirmeye çalışmış ve nihayetinde yakalanabilenlere verilen cezalarla davayı bitirmiştir.  Yargılama sürecinin bu noktaya bile gelmesinde ailelerin, müdahil kurumların ısrarlı takibi ve özellikle avukatların çaba ve emekleri etkili olmuştur.” 

“Bu dava, biz bitti demeden bitmez” vurgusu yapan Gürkan şöyle devam etti: “Gar katliamı başta olmak üzere IŞİD’in diğer katliamları insanlığa karşı işlenen suçlardır. Katiller zamanaşımından yararlanamaz. Tek tek bütün tetikçiler, bu cinayet örgütünün bütün üyeleri, destekçileri, siyasi hamileri yargılanıp cezalandırılmadan dava bitmiş sayılamaz. Bizler, bütün suçluların yargılanması ve cezalandırılması talebimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hukukçular, katliamların delillerini toplamaya ve kamuoyuna açıklamaya devam edecek.”

Katliamların ülkedeki siyasi sorumlularının hesap vermesi mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini dile getiren Gürkan; “Bu sadece demokrasi mücadelesinin gereği değil, aynı zamanda yitirdiğimiz yoldaşlarımıza ve arkadaşlarımıza borcumuzdur” dedi. 

CHP: ÖNCEKİ KATLİAMLAR AYDINLATILMADIĞI İÇİN OLDU

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, katliamın arkasındaki siyasi sorumlular yargılanmadıkça adaletten söz edilemeyeceğini vurguladı. 10 Ekim Katliamı’nın devletin kontrolünde yaşanan bir katliam olduğunu belirten Ağbaba, saldırıyı organize eden IŞİD Emiri Yunus Durmaz’ın kendini nasıl patlattığının da bir muamma olduğunu dile getirdi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun IŞİD’e ilişkin ‘öfkeli gençler’ sözlerini hatırlatan Ağbaba, “Önceki katliamlar aydınlatılmadığı için 10 Ekim Katliamı oldu” dedi. 

HDP: KATLİAMLAR AYNI KAOS PLANININ PARÇASIYDI

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, “AKP’nin oy oranını yükseltmesi için bir kaos ortamına ihtiyaç vardı. Bu da diğer katliamlarla birlikte yüzlerce insanın ölümüne neden oldu. Bunlar aynı kaos planının parçasıydı. 24 Haziran seçimleriyle birlikte başkanlık sistemini getirince, bu dosyayı kapatmaları gerekiyordu. Tabii bu bitti anlamına gelmiyor. Asıl faillerin cezalandırılması ve ailelerin yaşadığı acının bir nebze bile olsa dinmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” dedi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Ağustos 2018 07:31
www.evrensel.net