'Hasan’ın söylediklerini yazma, o bizi tutuklatacak!'

Fotoğraf: Evrensel

'Hasan’ın söylediklerini yazma, o bizi tutuklatacak!'

İkitelli'deki yurttaşlarla seçimlerden ittifak tartışmalarına, ekonomiden OHAL'e memleket meseleleri üzerine sohbet ettik.

Kayhan GEYİK
İstanbul

İkitelli’de bulunan bir mahalle kahvesinde gazetelerin canhıraş karıştırıldığı, homurtuların yükseldiği bir masaya oturuyoruz. Masaya oturduğumuzda kesilen küfürler, tanışıp konuşulanları yazmak istediğimizi ve soy isimlerinin kullanılmayacağını söylememizin ardından sorulan ilk soruyla birlikte “olağan” halini alıyor. Daha çok CHP ve HDP’lilerin uğradığı bu kahve hemen yanındaki okulda sınav olması nedeniyle tıklım tıklım.

“Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz” diyerek başlıyoruz sohbete. Masadakilerin bazıları önündeki gazetelere eğilip sorumuzu görmezden gelirken, orta yaşlı, daha sonra Marmara Sanayi’de çalıştığını öğrendiğimiz Hasan sözü alıyor, "Şahsen AKP’ye oy vermedim. Vermem. Kim verdiyse o düşünsün. Her şey kötüye gidecek ama gitsin, bu insanlar bunu hak ediyor” diyor. Daha genç bir işçi, CHP içindeki tartışmalara atıf yaparak “Şimdi Kılıçdaroğlu’yu götürmeye çalışıyorlar” diyor. “Kim götürmeye çalışıyor?” diye sorduğumuzda ise İnce’nin aslında muhafazakar bir aileden geldiğini, o başa geldiğinde Alevilerle solcuları “temizleyeceğini”, Erdoğan’a teslim olduğunu, bu yüzden partinin yenilenmesi gerektiğini ama bu yenilenmenin Kılıçdaroğlu’nun başkanlığı sürdürürken yapılması gerektiğini belirtiyor. “Neden Kılıçdaroğlu?” diye sorduğumuzda ise “Kılıçdaroğlu’yu Eren Erdem gibi yapabilirler, yani başkanlığı düşünce tutuklayabilirler. Bu durumda korku iyice yayılır ve tüm muhalif sesler susar. Bu yüzden Kılıçdaroğlu kalmalı” yanıtını alıyoruz. Hasan, “Bu kafayla muhalefette kalırsın anca” diyor.

Şimdi sıcaklığını yitirse de ittifak tartışmaları da sohbetimizin bir parçasını oluşturuyor. Oto sanayide çalışan Görkem, “HDP ile AKP birleşir ancak CHP birleşmez. Çünkü AKP ile HDP ülkeyi bölmek istiyor” diyor. Demirtaş’ın tutuklandığına, HDP’ye dönük operasyonlara dikkat çekerek Görkem’e “İş birliğinin zemini gerçekten var mı?” diye soruyoruz. Görkem, “O zaman niye HDP Demirtaş’ın tutukluluğuna bir itirazda bulunmuyor, Aziz Yıldırım bile Fenerbahçe taraftarından daha çok destek gördü. Demirtaş, HDP’den ayrı biri, onun ekibi tutuklu” diyor. Masadakiler ise AKP ve HDP’nin birlikte hareket edeceği görüşüne katılmıyorlar. Ama Demirtaş’a sahip çıkılmadığı konusunda birleşiyorlar. Sonra masadaki herkes bir diğerini fazla A Haber izlemekle suçluyor bir an.

'MADEM EKONOMİ KÖTÜ HERKESİN NİYE ARABASI VAR?'

Sohbetimiz doların yükselişiyle devam ediyor. Masadakiler ekonominin düzelmeyeceği konusunda neredeyse hemfikir. Görkem, “Üretim yok, her şeyi dışarıdan alırsan dolar yükselir” diyor. Sohbete sonradan katılan başka biri ise “Türk lirasının güçlenmesini istemiyorlar, Türkiye’nin düşmanı çok” dediğinde Hasan, “Patatesi Suriye’den düşman mı aldırıyor? Sabah işe geç kalınca dış güçler demeye başladı millet” diyerek kesiyor sözünü. Hasan, “Bak biz bizim çocuğa altın takanların düğününe gidip bir çeyrek takamıyoruz, ekonominin durumunu oradan anlayabilirsin, mutfak falan söylemeye gerek yok, kahvede adam bir çayla oturuyor, insan memnun olabilir mi bundan ama oluyorlar işte” diyor.

Sınava giren çocuğunu bekleyen, orta yaşlarda başka biri daha söze giriyor: “Madem herkesin durumu kötü, niye arabası var herkesin? Bunca telefon nasıl oluyor son model?” diyerek ekonomi kötü gidiyor söyleminin şişirildiğini ifade ediyor. KPSS sınavını da dahil ederek “Ben işsizlik yok demiyorum ama iş beğenmeme de çok. Herkes rahat iş arıyor, memurluk arıyor” diyor. Tartışma işçilerin birbirlerine "Sen ne kadara çalışıyorsun, ne kadar alıyorsun, evin kira mı?" gibi sorularıyla dallanıp budaklanıyor.

Konu OHAL’e geliyor, tüm masa yeniden hem fikir oluyor. “Zaten artık her şey Başkanın elinde, değişmez bir şey” diyorlar. Hasan, “Ekonomi CHP’nin elinde patlayacağına AKP’nin elinde patlasın, kötü olsun iyice, o zaman anlasın herkes” diyor ve şöyle devam ediyor: Bunlar yine de anlamazlar ama müstahak bunlara. Bak adamlar çeşmenin başını damadıyla tutuyor, aile şirketi gibi. Osmanlı’da bile böyle bir şey yok, şirkete girmek için gideceksin, yakın akrabalarından biriyle evleneceksin, yoksa iş yok” diyor. Görkem ise “Hasan’ın söylediklerini yazma, o bizi tutuklatacak bak” diyor gülerek.

Masadakiler oyun oynamak için kalkarken biz de sohbetimizi sonlandırıyoruz.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Ağustos 2018 20:13
www.evrensel.net