Abdullah el Harif: Fas'ta baskılar öfkeyi büyütüyor

Fas Demokratik Yol (Annahj Addimocrati) logosu

Abdullah el Harif: Fas'ta baskılar öfkeyi büyütüyor

Fas'taki gösterileri değerlendiren Fas Demokratik Yol Örgütü Yöneticisi el Harif 'Kalkınma programları boş laf, baskılar öfkeyi büyütüyor' diyor.

Kuzey Afrika ülkelerinden Fas’ta son aylarda işsizliğe ve yoksulluğa karşı başlayan protesto gösterilerine karşı rejimin tepkisi sert oldu. Uluslararası Marksist-Leninist Komünist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) üyesi olan Fas Demokratik Yol (Annahj Addimocrati) Örgütü yöneticilerinden Abdullah el Harif konuyla ilgili olarak İspanya’da yayın yapan haber sitesi Viento Sur’dan Gorka Casti’ye konuştu. Almanya’da günlük gazete Junge Welt tarafından çevrilen söyleyişi özetleyerek sunuyoruz.

2012’ye kadar Demokratik Yol’un genel sekreterliğini yapan el Harif, halen uluslararası ilişkilerden sorumlu. El Harif, halkın tepkisini yatıştırmak için sözü edilen kalkınma programlarının boş sözlerden ibaret olduğunu söyleyerek, “Halkın durumunun kötü olduğu koşullarda istikrarı talep etmek yanlıştır” dedi.

HAREKETLERİ GENİŞLETMEK İÇİN ÇABALIYORUZ

Fas hükümeti baskı ve tehditlerle halkın protestolarını bastırmış görünüyor. Şu anda direniş hareketinin durumu nedir?

Uzun zamandan beri Cezayir sınırında bulunan kömür havzası Rif’te ve Yerada bölgesinde yönetimin engellemelerine rağmen protesto hareketi genişleyerek devam ediyordu. Ancak bu protesto dalgası büyük kentler başkent Rabat ve Casablanca’ya ulaştığında etkili oldu. Protestoların tam olarak ne zaman başladığı belli değil. Ancak şu anda protesto hareketini genişletmek için çaba harcıyoruz. Ülkenin en büyük sorunu sosyal çelişkiler. Üst sınıflar ve bazı sol partiler halkın başkaldırısından ötürü bir korku havası yayarak, koşullar kötü olmasına rağmen şimdiki durumun iyi olduğunun propagandasını yapıyorlar. Bana göre bugün despot rejimin halka dayattığı koşullar çok daha ciddi bir durumu dayatıyor. Bu belki de iç savaş olabilir.

Bu çatışma kaçınılmaz mı?

Halkın durumunun kötü olduğu koşullarda istikrarı talep etmek yanlıştır. Biz farklı güçlerin katılımıyla barışçıl bir direniş hareketinin ülke geneline yayılması için çalışıyoruz. Dönüşüm ancak milyonlarca insanın şiddetten uzak şekilde sokağa çıkmasıyla mümkündür. Partilerin ve sol hareketlerin görevi krallığa karşı protestoları birleştirmek olmalıdır. Bu bizim temel stratejimiz. Şiddete başvurmayacağız, ancak rejim buna başvurursa açık bir haksızlık olur.

KALKINMA PROGRAMLARI BOŞ SÖZDEN İBARET

Baskılar krallık için iki tarafı keskin kılıç gibi mi?

Şu durumda öyle. Hükümet Rif’de sorumsuzca bunu yaptı. Yerada bölgesinde de bu yola başvurdu. Baskılar öfkeyi büyütüyor. Halkın tepkisini yatıştırmak için sözü edilen kalkınma programları boş sözlerden ibaret. Aynı dönemde diyalog konusunda yapılan bütün girişimler de baskı altına alınıyor.

Sizin partiniz 2016’daki seçimleri boykot etti. Bunun için hangi siyasi bedeli ödemek durumundasınız?

Bizim tarafımızdan önerilen boykot ne yazık ki rejimin üzerinde çok fazla etkili olmadı. Buna rağmen taktik nedenle boykot kararımızda ısrar ettik ve bunu sürekli işçilere ve yoksul semtlerde halka anlatmaya çalıştık. Çünkü Fas’taki seçimlerin hiç bir hukuki güvencesi yok. Parlamentonun halkın gerçek sorunlarıyla ilgilenmesini engelliyorlar. Ayrıca bütün basın monarşinin kontrolünde. Tarafsız görünen gazeteler de sübvansiyonlar ve reklam gelirleri nedeniyle krallığa ve büyük tekellere bağımlı.

Bizim için seçimlere katılmaktan çok ülkedeki politik hayata katılmak daha önemli. İnsan hakları örgütlerinde, sendikalarda ve kadın örgütlerinde yaptığımız çalışmalarla kitleler üzerinde politik olarak etkili olmaya çalışıyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANINDAN ÖLÜM TEHDİDİ

İçişleri Bakanlığı sizin partinizi isyan çıkardığı gerekçesiyle yasaklamayı gündeme getirdi.

Doğru. Birkaç ay önce İçişleri Bakanı Abdelouafi Laftit bizi görüşmeye çağırdı ve açıkça ölümle tehdit etti. Bizi Batı Sahara’nın kendi kaderini belirlemesini istemekle ve insanları bu yönde harekete geçirmekle suçladı. Daha iyi anlaşılması için şunu söylemem gerekiyor: Bizim ülkemiz monarşiyle yönetiliyor ve partilere de halkı kontrol etme sorumluluğu veriyor, rejime karşı harekete geçirmeyi ise yasaklıyor. Buna karşı mücadele ediyoruz ve konuyla ilgili düşüncelerin açık olarak tartışılmasını istiyoruz. (DIŞ HABERLER)

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Ağustos 2018 17:03
www.evrensel.net