Suriye’de diyalog aşaması mı?

Fotoğraf: AA

Suriye’de diyalog aşaması mı?

2011’den beri savaşın olduğu ve ilk kez çok taraflı diplomasinin işlemeye başladığı Suriye’de, süreçten uzlaşma çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecek.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

2011’den bu yana savaşın hakim olduğu Suriye’de ilk kez çok taraflı diplomasi trafiği işlemeye başladı. Meşhur Rus gizli diplomasisinin devreye konulduğu süreçten bir uzlaşmanın çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecek.

2011’de ABD, AB ve bölgedeki iş birlikçileri Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan tarafından Suriye’de rejimi devirmek, Rusya’nın etki altındaki bir ülkeyi daha ele geçirmek üzere başlattığı savaşın üzerinden yedi yıl geçti. Değişik kaynaklara göre 500 bine yakın insan yaşamını yitirdi, 10 milyon insan ise içeride ve dışarıda sığınmacı durumuna düşürüldü. Bütün bunlara rağmen gelinen aşamada rejimin devrilemeyeceği, Rusya’nın da nüfuz alanını savunmada kararlı olduğu anlaşıldı. Bu nedenle batılı emperyalist devletler ve onların bölgedeki iş birlikçilerinin baştaki planları çoktan iflas etmiş durumda.

İş birlikçi İslamcı teröristlerin ele geçirdiği kentlerin birer birer geri alınmasından sonra, ülkenin kontrolü asıl olarak Suriye rejimi ve Kürtlerin merkezinde olduğu Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) eline geçmiş durumda. Bu nedenle, Esad rejimiyle Suriye Demokratik Meclisi (SDM) heyetlerinin geçen hafta sonunda bir araya gelerek savaşın olmadığı bir Suriye’de bir arada yaşamayı konuşmaya başlaması olumlu bir adım olarak görülüyor. Bu görüşmeyle birlikte Suriye savaşının artık yeni bir aşamaya geçtiğinden söz ediliyor.

Almanya’nın muhafazakar gazetelerinden Frankfurter Allgemeine’nin deneyimli Ortadoğu Uzmanı Rainer Hermann, önceki gün kaleme aldığı analizde, yedi yıllık savaşta Esad’ın muhalefeti yendiğine dikkat çektikten sonra “Rusya, Akdeniz’deki nüfuz alanını NATO’ya bırakmadı” değerlendirmesinde bulundu ve bundan sonraki sürecin asıl olarak Rusya tarafından yönetileceğine dikkat çekti.

RUS GİZLİ DİPLOMASİSİ DEVREDE

Batılı emperyalistlerin Suriye’yi yedi yıl içinde istedikleri gibi işgal edip paylaşmasına karşı direnen Rusya şimdi, “Yeni Suriye”nin inşası için, batılı ülkeleri de sürece dahil etmenin adımlarını atıyor. Helsinki’de yapılan Trump-Putin görüşmesinden sonra, Rus gizli diplomasisi Rusya’nın Suriye’nin geleceğine dair planını hayata geçirmek için hızlı bir şekilde çalışmaya başladı.

Putin tarafından Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’dan oluşturulan heyet sırasıyla İsrail, Almanya ve Fransa’da üst düzey temaslarda bulundu ve Suriye için söz konusu ülkelere somut bir plan sundu. Süddeutsche Zeitung’da 28 Temmuz günü “Berlin’de gizli görüşmeler” başlığıyla yer alan haberde, Berlin’deki görüşmeye Başbakan Angela Merkel ve Dışişleri Bakanı Heiko Maas birlikte katıldığı yazdı. Gazetenin haberinde dikkat çeken bir ayrıntı da vardı. O da Almanya ve Fransa’daki üst düzey görüşmelere katılan Gerasimov’un adının Ukrayna’daki kriz nedeniyle Avrupa’ya girişi yasaklanan Rus yöneticiler arasında yer almasıydı. Gerasimov’un resmi olarak AB tarafından listeden çıkarılmadığı halde Suriye konusunda temaslarda bulunmasından, Avrupa-Rusya geriliminde temponun düşme eğiliminde olduğu anlaşılıyor.

SIĞINMACILARI GERİ GÖNDERME PLANI

Lavrov ve Gerasimov tarafından sunulan planın Almanya ve Fransa tarafından olumlu karşılandığı aynı haberlerde yer aldı. Suriye’de çatışmaların bitirilmesi yoluyla sığınmacıların ülkelerine dönmesinin koşullarının yaratılmasının başta Almanya olmak üzere bütün AB ülkeleri tarafından destekleneceği biliniyor. Zira, özellikle Suriye’den gelen sığınmacı sayısının yüksekliği nedeniyle iç siyasette gerilimin bir hayli yükseldiği, ırkçı partilerin güç kazandığı koşullarda geri dönüş koşullarının oluşturulması, aynı zamanda mevcut hükümetlerin ömrünü uzatma bakımından önemli bir hamle. Berlin’deki görüşmede Merkel’in Rusya’dan sığınmacıların geri gönderilmesinin koşullarının acil şekilde oluşturulması konusunda pazarlık yaptığı iddia edildi. Dışişleri Bakanlığı ise Suriye’de halen otoriter bir rejimin olduğundan söz ederek hemen geri göndermenin söz konusu olmayabileceğini açıkladı. Ancak, Almanya’nın sığınmacıların bir bölümünü geri göndererek içerideki baskıyı azaltmak istediği sır değil.

Nitekim Soçi’de yapılan Rusya-Türkiye-İran görüşmesinde de ağırlıklı olarak sığınmacıların geri gönderilmesinin ele alındığının ajanslar tarafından geçilmesinden, Rusya’nın savaş sonrası Suriye’ye Avrupa’yı da dahil etmeye hazırlandığı anlaşılıyor.

Erdoğan tarafından 7 Eylül’de İstanbul’da yapılacağı ilan edilen “Dörtlü Suriye Zirvesi’nin arkasında asıl olarak Rusya’nın bu gizli diplomasisinin olduğu anlaşılıyor. Yapılan temaslardan ilgili ülkelerin bir plan üzerinden anlaşması nedeniyle takvimin telaffuz edildiği görülüyor. Türkiye’ye düşen görev ise asıl olarak sadece ev sahipliği yapmak. Zira zirvenin asıl organizatörü Rusya. Toplantının yapılması ve bir uzlaşmanın sağlanması durumunda Avrupa ülkelerinin sığınmacıların geri dönüşünü teşvik etmek için Suriye’nin yeniden imarı konusunda da maddi sorumluluk üstleneceği bugünden ifade edilmeye başlandı. Dörtlü Zirve’den Astana görüşmelerinin parçası olan İran’ın çıkarılması da İsrail ve ABD’ye verilmiş bir mesaj olarak anlaşılıyor.

İSRAİL SINIRINA TAMPON BÖLGE

Tel Aviv’e giden Lavrov-Gerasimov ikilisinin, Putin’in telefonu üzerine bizzat Netanyahu ile görüştüğü, Suriye’de İran etkisinin azaltılacağı ve Suriye-İsrail sınırına 100 kilometrelik bir tampon bölgenin kurulmasını önerdiği dile getiriliyor. Süddeutsche Zeritung, Rusya’nın “tampon bölge” planını Berlin ve Paris’e sunduğunu ve her iki ülkenin olumlu baktığını yazdı. Üst düzey İsrail yöneticilerinin ise 100 kilometreyi az bulduğu ve asıl olarak Suriye’den İran yanlısı güçlerin çıkarılmasını talep ettiği ülke basınında yer aldı.

Dörtlü zirvenin tarihini ilk açıklayan ülkenin Türkiye olması nedeniyle, Rusya’nın planından haberdar olduğu ve içeriğine de destek verdiği anlaşılıyor. Sığınmacıların geri gönderilmesi konusunda Almanya ve Fransa ile aynı düşünen Türkiye’nin özellikle Rojava ve Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin üstleneceği rol konusunda nasıl bir tutum aldığı ise şimdilik bilinmiyor. Ancak, Rusya’nın İsrail’e yaptığı önerinin bir benzerini, yani Türkiye-Suriye sınırında bir güvenlik koridorunun oluşturulmasını önermiş olabileceği tahmin ediliyor. Türkiye’nin Rusya tarafından hazırlanan plana itiraz etmesi durumunda ilişkilerde bir gerilimin olabileceği ve ABD ile gerilimin olduğu süreçte bunu göze alamayacağı tahmin ediliyor.

SURİYE SORUNUNDA DİPLOMATİK SÜREÇ HIZLANIYOR

Astana görüşmelerinin 10’uncusu dün Soçi’de başladı. BM Suriye Özel Temsilcisi tarafların eylülde Cenevre’de bir araya geleceğini duyurdu. Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, “İran, Türkiye ve Rusya ile eylül ayında Cenevre’de bir araya geleceğiz” dedi. Mistura, “Görüşmede Suriye Anayasa Komitesine son şekli verilmeye başlanacak” ifadelerini kullandı.

Suriye konulu Astana görüşmelerinin 10. garantörler toplantısı dün Rusya’nın Soçi kentinde başladı. Görüşmelerde Türkiye destekli Suriyeli muhalif grupları Eski Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Ahmet Tuma, Suriye hükümetini ise BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi temsil ediyor. Görüşmelerin ilk gününde Astana sürecinin garantör ülkeleri olan Rusya, İran ve Türkiye heyetleri bir araya gelmiş, ayrıca heyetler arası ikili görüşmeler de yapılmıştı. Toplantıya katılan BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile Rusya heyeti de toplantı öncesinde bir araya gelerek Soçi’deki toplantının gündemini ve Cenevre Toplantıları ile koordinasyonunu tartışmıştı. 10. garantörler toplantısında ağırlıkla İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki son durum, mültecilerin geri dönüşü, farklı güçler tarafından alıkonulanların serbest bırakılması ve Anayasa Komitesi çalışmalarının konuşulacağı ifade ediliyor. BM ve Ürdün’den heyetlerin gözlemci olarak yer aldığı görüşmelere, ABD temsilci göndermedi. (DIŞ HABERLER)

Son Düzenlenme Tarihi: 31 Temmuz 2018 16:58
www.evrensel.net