DEP sürecinden ders çıkarın

DEP sürecinden ders çıkarın

AKP hükümetinin BDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin başlattığı tartışma DEP sürecini hatırlattı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın BDP’lileri hedef alan söylemleri dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in DEP’lilere yönelik söylemlerini aratmazken, her iki dönemin de tanığı olan d&oum

Alper Atalay

AKP’nin Kürt sorununda uyguladığı tasfiye ve inkar politikaları gün geçtikçe derinleşirken, Kürt siyasetçilere dönük baskılar da geçmişten günümüze hiç değişmedi. HEP’in kuruluşuyla başlayan siyasi geleneğe karşı yürütülen baskı politikası bugüne kadar sürdü. DEP milletvekillerinin Meclis kapısından yaka paça çıkarılarak tutuklanmalarının üzerinden 18 yıl geçti. Bugün Kürt siyasetçilerine yönelik operasyon, gözaltı, tutuklama ve onlarca yıla varan hapis cezaları ile dokunulmazlıkların kaldırılması tartışmaları zihniyetin değişmediğini gözler önüne seriyor.

‘VAHŞET YILLARIYDI’

1994’te DEP Milletvekili olan Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, o dönem büyük bir vahşet yaşandığını belirterek, “Gecenin geç saatlerinde telefonlarımız çalıyor ve halk feryat ederek yardım istiyordu” dedi. Sadak, o dönemin Kürtlerin parlamentoyu kullanmalarının ilk yılları olduğunu, amansız bir iktidarla karşı karşıya olduklarını hatırlatarak, “Bize alay eder gibi yaklaşıyorlardı. Uçaklar Şırnak köylerini bombalamışlardı insanlar yaşamını yitirmişti. Buna ilişkin soru önergesi veriyorduk. Bakanlar bizimle alay eder gibi ‘Kaza olmuş’ cevabını veriyorlardı” dedi.

Sadak o dönem dokunulmazlıkların kaldırılması için Mecliste yapılan görüşmeyi şöyle anlatıyor; “Dokunulmazlıklarımızın kaldırılması için düğmeye basıldığında, Adalet Komisyonunda ifade verdiğimiz dosyalar dönem sonuna ertelenmiş olmalarına rağmen acil olarak gündeme taşındı. Parlamento öncesi toplandık kendi aramızda ve ‘hodri meydan’ dedik. Parlamentoya gittik. Benim dokunulmazlığım kalkacağı sırada DYP Milletvekili Coşkun Kırca ayağa kalkarak, ‘Bu ülkede Türk kimliğini hissetmeyenin susmaktan başka hakkı yoktur’ dedi. Bizler kürsüye çıkarak ‘Dokunulmazlıklarımızı kaldırabilirsiniz. Bunun için savunma yapmıyoruz. Ancak bu bir darbedir’ dedik. Tarihe 2 Mart darbesi olarak geçti. 3 gün sürdü çalışma ve dokunulmazlıklarımız kaldırıldı. Arkadaşlarımız yaka paça gözaltına alındılar. Ondan sonra Tansu Çiller meydanlarda konuşuyordu. ‘PKK’yı meclisten attım’ diyordu. Ancak şimdi ona bakıyoruz tek başına kaldı adı bile geçmiyor artık.”

‘DEP ATILINCA SORUN ÇÖZÜLDÜ MÜ?’

Dokunulmazlıkların kaldırılmasını savunanların DEP sürecine bakarak oradan ders çıkarmaları gerektiğine işaret eden Sadak, “DEP’liler davalarından geri döndüler mi? Sorun çözüldü mü? Akan kan durdu mu? Barışa yaklaşıldı mı? Kürt sorununda ilerleme sağlandı mı? Önce bu soruları cevaplasınlar, ondan sonra dokunulmazlıkları kaldırsınlar” dedi.

‘BDP’Yİ ATMANIN KİMSEYE YARARI YOK’

Parlamenterleri, parlamento dışına atmanın kimseye yararı olmayacağını dile getiren Sadak, “Bunların derdi BDP’nin grubunu düşürmektir. Bu sorunu çözer mi? 2 Mart darbesi ne kadar çözdü ise bu da o kadar çözer. İnsanların ve toplumun iradesini devre dışı bırakırsan o insanların karşısına nasıl çıkacaksın? DEP’in oy oranı o zaman yüzde 2’den yüzde 5’e çıktı. Bugün yüzde 8 olan oy yarın yüzde 10’u geçer. Ama bu sefer halklar arasında nefret ve kine neden olursunuz. Bu tartışma kimsenin çıkarına değildir” diye kaydetti.

‘TÜRKİYE KAYBEDER’

BDP’li milletvekillerinin hedef yapılması ve onların dokunulmazlıklarının kaldırılmasının şiddeti daha fazla tırmandıracağını ve bunun Türkiye’ye kaybettireceğini belirten Sadak, “Dokunulmazlıkların kaldırılması yerine sorunun nasıl çözüleceğine odaklanmak şart” dedi. (Siirt/DİHA)

www.evrensel.net