Kardeş Türküler aslında memleketin kendine hasreti

Kardeş Türküler- Kalk Gidelim video klibi ekran alıntısı

Kardeş Türküler aslında memleketin kendine hasreti

Barış, eşitlik ve kardeşliğe vurulalım diye ses verdiler 25 yıldır ve bir akıl tutulmasının ortasında hasretlerimize seslenecekler bugün yine yeniden.

Ayşen GÜVEN

Kanlı ay tutulmasına vurulduğumuz gecede yazıyorum Kardeş Türküler’in 25. yılına naçizane bu anekdotu. Barış, eşitlik ve kardeşliğe vurulalım diye ses verdiler 25 yıldır ve bir akıl tutulmasının ortasında hasretlerimize seslenecekler bugün yine yeniden.

Tabii biraz geriye sardıkça bir müzik projesi olarak Kardeş Türküler’in nasıl memleketin, bizim, benim ayrı ayrı görünen o ortak hasretine dönüştüğüne durup bir daha hayran kalıyorum. Mesela baktım 20. yıl konserlerinin ardından yazdığım bir yazı varmış. Yıl 2013... Mayısta Gezi direnişinde parıldamışız hepimiz, renklenmişiz... Yıllardır umudu beyaza yükleyen Kardeş Türküler bu konserine Gezi’de ete kemiğe bürünen kardeşlik umudumuz gibi rengarenk çıkmış. Ve demiş ki “Bütün dünya sahnemiz”. Aynı gün Tuzluçayır alev alev, Kardeş Türküler sahnede, kayıplarımız taze bir o kadar değişimin göz kırpmaları da...

Aradan geçen beş yıl renklerimizi soldurdu, alamadı ama soldurdu. Katliamlar oldu, bombalar patladı, ihraçlar, kapatmalar, yeşeren her şeye düşman karanlık beton uzuvlarının rengine dönüştürdü ülkeyi. Bugün Kardeş Türküler yine beyazlar içinde mi çıkacak sahneye umut demek için, birikerek geliyor güzel günler demek için rengarenk mi, yoksa acılarımızı paylaşmak için siyahlar içinde mi bilemiyorum!

MÜZİKLE, DANSLA ANLATTILAR, BİLGİYLE TAMAMLADILAR

Ama şunları biliyorum; bestelerin, sözlerin buluşup şarkılar, türküler halinde semada yükselişi bu ülkenin kadim tarihiyle bu kadar eş olmuş, az şey değil yani. 1997 kendi adlarıyla çıkan ilk albümleri ardından “Doğu” sonra “Bahar” ve diğerleri... Özgürlük, eşitlik, barış bir türlü havalanamayan bir güvercin gibi Kardeş Türküler’in ağzından lokma lokma bize anlamadımız dillerde duygulanmakla birlikte tarihini öğrenme şansını da verdi. Her bir dilde acının, zaferin, uyanışın, hasretin, düğünün, ölümün, aşkın tarihini yavanlaşmadan, kolaya kaçmadan müzikle, dansla anlattılar, bilgiyle tamamladılar. Sanatın estetize gücünün yanına aklın aydınlığını yoldaş ettiler.

Ve yakın desem sadece son beş yılı bir asır gibi yüklü geçen ömrümüzün tarihine nefes verdiler, umut verdiler. Sanatı “Ben sözümü işimle söyledim” ya da “Tweet attım zaten bu konuda” hatta “Söyleyecek söz kalmadı” labirentlerine sıkıştırmak yerine sokakta, hikayesine müzik oldukları halklar arasında cesaretle yerlerini alarak var ettiler. Evet çok sesli icra ettiler türküleri ve içindeki sözü, dili de tanıdık onlarla. Sahnelerinden ne ustalar ne kalfalar geçti.

Tüm dayanışma organizasyonlarının omuz başı oldular. Emek mücadelesi veren siyasetlerin, sendikaların terine, Cumartesi Anneleri’nin gözünün yaşına damla, gazeteci olduğum Hayat Televizyonunun ekranda göstereceği surete bir göz de onlar oldular. Kürtlerin, Alevilerin gördüğü zulme türküler de söylediler, onlarla beraber bir bağır açıp tuz da bastılar. Kadın bestecilerin, şairlerin imzalarının da, isyanlarının da üstündeki toprağı eşelediler. İşçilerin kahırları geçen türküleri söylerken onlar, halayda eller sıkılı yumruk da oldu kimi zaman.

SÜKUTA SIĞINMADIKLARI İÇİN TEŞEKKÜRLER

Sanatın varsa bir kalıbı ki o istendiği zaman susup istendiği zaman konuşmak denebilir bu en acıklısına, izin vermediler. Halkların ne zaman bir sözü olduysa kaçarsız onların da oldu. Kaç konser yasaklandı kaçı sel gibi kalabalık oldu kim bilir! Can çekişen dilleri yeşerttiler halkların kayıplarının arasından. Belki 5 yıl önce bunların altı böylesine çizilesi değildi. Bir devlet “barış” derken herkese işlevliydi “barış” demek. Karanlık “barış” demekten caydığında da sükuta sığınmadıkları için ayrıca teşekkürler onlara.    

Şimdi konser öncesi röportajlarından birinde 20. yıllarında söylediklerine atıfla “Bütün dünya sahnemiz olsaydı” demişler. Olsaydı ya da olacak olan, bugün Most- Uniq Açık Hava’da bize kendini hatırlatacak. Kürtçe hatırlatacak, Ermenice hatırlatacak, Arapça hatırlatacak, Lazca hatırlatacak, Makedonca hatırlatacak; buçuk bırakmayacak, otuz iki kısım tekmilini birden hatırlatacak. Özgür bir ülkeyi, halkların eşit yaşamasını kardeşçe omuz vermesini Ay’ın Mars’a tutulması gibi Kardeş Türküler’e, ninnilere, danslara, masallara, şiirlere tutulmamızı hatırlatacak. İmanımızı tazeleyecek 25. yılında, umut griyi soyunup renkli esvaplarını giyecek yine. Kutlu olsun Kardeş Türküler size, bize ve birlikte göreceğimiz güzel günlere...

[email protected]

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Temmuz 2018 17:33
www.evrensel.net