Eğitim Sen Genel Başkanı: AKP’ye oy veren de eğitimden şikayetçi
Fotoğraf: Pixabay

Eğitim Sen Genel Başkanı: AKP’ye oy veren de eğitimden şikayetçi

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile yaptıkları toplantının ardından Evrensel'in sorularını yanıtladı.

Derya KAYA
Ankara

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile yaptıkları toplantının ardından sorularımızı yanıtladı. Bakanlığın önümüzdeki yıllarda izleyeceği programa ilişkin taleplerini anlatan Aydoğan, AKP’nin 16 yıllık eğitim politikaları nedeniyle iktidara oy verenlerin de “artık yeter” noktasına geldiğini söyledi.

Eğitim ve bilim emekçileri ile öğrencilerin sorunlarının son 16 yılda hiç olmadığı kadar arttığına dikkat Çeken Aydoğan, eğitim alanındaki meselelerin isimden bağımsız olduğunu ifade etti. Eğitimci kimliği olan bir ismin bakan olarak seçilmesinin  aynı zamanda şimdiye kadar yürütülen politikaların iflasının da bir fotoğrafı olduğunu belirten Aydoğan, “Çünkü bunu seçim sürecinde de yaşadığımız 16 yılda da gördük. Seçmen tercihi ne olursa olsun hiç kimse bu eğitimde yaşanılanlardan mutlu değil. Bu tablonun artık değişmesi gerekiyor. İktidara oy veren de başka siyasi tercihleri olan da artık yeter noktasına gelmiş durumda”.

‘EĞİTİMCİLER KENDİNİ DEĞERLİ VE GÜVENDE HİSSETMELİ’

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan (Fotoğraf: Evrensel)

Aydoğan, öncelikle yapılması gerekenin tüm eğitim ve bilim emekçilerini değersizleştiren bu tablodan çıkıp kendilerini değerli ve güvende hissettikleri bir ortamın yaratılması gerektiğini, bunun da iş güvencesinden geçtiğini ifade etti. Aydoğan, “Eğitim ve bilim emekçisi çıkarılacak bir KHK ile veya yerellere bırakılan yetkilerle her an görevinden çıkarılacağı gibi bir duygu ile bu süreç devam ettiği sürece bu kaygı üzerinden bir eğitim sistemi  inşa edilemez” dedi. Performans sistemine karşı yürüttükleri kampanya sürecinde ayrımsız bütün eğitim emekçilerinde bu kaygıyı gördüklerini anlatan Aydoğan, sözleşmeli öğretmenlikle ailesinden uzak kalarak, sağlık özür durumunu kullanamayarak, iş güvencesi olmadan, her türlü mobbing ve baskı koşullarında çalıştırılan bir öğretmenden başarı beklemenin söz konusu olamayacağını ifade etti. Aydoğan, performans sistemi uygulanmasından vazgeçilmesinin olumlu olduğunu ancak iş güvencesini ortadan kaldıran bir başka uygulama Öğretmen Strateji Belgesinin uygulanmasından da vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti

Öğretim programlarında bütün derslerin değerler teması altında dini değerlerin referans alınarak oluşturulmasını eleştiren Aydoğan, müfredattan evrimin çıkartılarak cihat kavramının girmesi meselesinin  bu tabloyu özetlediğini ifade etti. Aydoğan sözlerine şöyle devam etti: “Biz bu toprakların kültürünü, kültürel zenginliğini en çok savunanlarız. Kendi topraklarımızın kültürünün yaşatılmasını istiyoruz ama ‘millilik’ kavramı adı altında her alanda tek tipleştirme yaratmayı da reddediyoruz. Bu topraklar tüm çeşitliliği ile birlikte zenginliğini koruyor. Müfredatta bu haliyle yer alması gerekiyor.”

‘ÖĞRENCİLER SINIFINA, KİMLİĞİNE, CİNSİYETİNE GÖRE AYRIŞTIRILIYOR’

Aydoğan eğitim ve bilim emekçileri üzerinden yapılan ayrıştırmanın öğrenciler üzerinden de yapıldığını belirterek, yoksul aile çocuklarının meslek liselerine mahkum edilmesinin, devlet okullarına verilmeyen teşviklerin özel okullara verilmesinin, imam hatip ve bu okulların teşvikinin artmasının, öğrencilerin hem sınıfsal durumlarına hem de inançlarına, kimliklerine, cinsiyetlerine dair ayrıştırmayı da beraberinde getirdiğini ifade etti. Toplumdaki ayrışmanın çocuklar üzerinden yaratıldığını belirten Aydoğan, bunun tehlikeli bir sürece gittiği uyarısında  bulundu.

Aydoğan Bakan Selçuk’un bu konuda verdiği sözlerin takipçisi olacaklarını vurguladı.

'SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İDEOLOJİK BİR TERCİH MESELESİ'

Aydoğan “Ya MEB tercihini bilim, liyakat, iş güvencesi, insanca çalışma koşulları, tüm çocuklara eşit, parasız, nitelikli, bilimsel, kamusal, ana dilinde eğitim hakkından yana yapacak ve  bunu sağlarsa bu sorunlara çözümler getirilebilecek. Ya da  bu haliyle devam edecek ve eğitim gitgide içinden çıkılmaz noktaya sürüklenecek. Mesele eğitim ve bilim emekçileri ile velilerin karar verme meselesi. Bizim kendi haklarımıza sahip çıkıp çıkmamaya, velilerin de çocuklarının eğitim hakkına sahip çıkıp çıkmamaya karar vermesi gerekiyor. Bizim çağrımız bu noktada ortak mücadele çağrısıdır” diye konuştu.

‘ÇOCUKLAR KENDİLERİNE DAYATILANDAN MUTLU DEĞİL’

Öğrencilerin sınav sisteminden kaynaklı yaşadıkları mağduriyete dikkat çeken Aydoğan, her öğrencinin istediği okula gitmesi ve tercihleri doğrultusunda kontenjanların artırılması gerektiğine belirtti. Türkiye’nin her yerinde veli ve çocukların tercihinin fen ve Anadolu lisesi olmasına rağmen bütçe ve kaynakların ısrarla meslek, imam hatip ve özel okullara ayrıldığına dikkat çekti. MEB faaliyet raporunda da meslek ve imam hatip liselerine giden 10 çocuktan 4’ünün devamsız olduğu, bir buçuk milyon çocuğun örgün eğitim dışında kaldığına dikkat çeken Aydoğan,  çocukların kendilerine dayatılandan mutlu olmadığını ifade etti.

www.evrensel.net