MEKTUPLAR

MEKTUPLAR

Kadınlar olarak şantiyeye kaşı en önde yürümeliyizMerhaba Ekmek ve Gül okurları. Ben Kocaeli’nin Körfez ilçesi Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde oturmaktayım. Oturduğumuz bölge Türkiye’de hava kirliliğinin en yoğun olduğu bölgelerden biri. Dilovası’ndan sonra Körfez ilçesi ikinci sırada geliyor di

Kadınlar olarak şantiyeye kaşı en önde yürümeliyiz

İlçemizde kurulu TÜPRAŞ’ın kirli havasından dolayı çoluğumuz çocuğumuz hep bronşit oluyor. 30 yıldan beri burada yaşıyorum, 15 yıldır da astım hastasıyım. O kadar uğraşmama rağmen bir türlü bu hastalıktan kurtulamadım.

Körfez’in bu kirli havası yetmezmiş gibi bir de evimizin hemen bitişiğine asfalt şantiyesi kuruldu. Karayollarına dinlenme tesisi yapılması için verilen bu alan bir inşaat şirketine satıldı. Kendimden geçtim; çocuklarımızı, bebeklerimizi düşünüyorum. Onların bu sağlıksız ortamda sağlıklı büyümesi çok da mümkün değil. Şantiye kuracaklarına kreş, etüt merkezi, sağlık merkezi, iş alanları açsalar da çocuklarımız, kadınlarımız da orada çalışsa daha iyi olmaz mı?

Şantiyeye karşı kapı kapı dolaşarak imzalar topladık. Ben bir kadın olarak kadınlarımızla özel olarak da görüştüm. Onları bu sürece katmaya çalıştım. Çünkü söz konusu olan bizim çocuklarımızın geleceğiydi. İmzaları topladıktan sonra iki kez yürüyüş yaptık. En son düzenlediğimiz yürüyüşe bine yakın insan katıldı. Normal şartlarda dışarı çıkmıyor diye eleştirdiğimiz o gün eylemdeydi. Ve hep bir ağızdan “sağlık hakkımızın satılık olmadığını, Körfez’de şantiye istemediğimizi” haykırdık. Yürüttüğümüz mücadele halen devam ediyor.

Bu süreç bana şunu öğretti; hakkımız olan şey için sonuna kadar direnmeliyiz.

Ayrıca bu işi yapanlara da bir sorum var: Bu nasıl bir hırstır, neyin hırsıdır ki onca canı hiçe sayabiliyorsunuz?

Son olarak kadınlarımıza şunu söylemek isterim ki kadın olarak bu sürece dahil olup gerekirse en önde yürümeliyiz. 

Unutmayalım ki düşlediğimiz güzel geleceğe sahip olmak sadece bizim ellerimizdedir.

Esma Türkoğlu

Körfez/KOCAELİ

 

 

Kadın milletvekillerine çağrımızdır

ARTIK YETER! Kadın katliamlarına son vermek için acil önlemler alınsın! Hergün en az 3 kadının öldürüldüğü son 7 yılda kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığı ve Başbakanımızın abartılmasın diyebildiği bir dönemde 8 Martları karşıladık. 2011 yılının 8 Martında emekçi kadınlar İŞ-EKMEK-BARIŞ ve ÖZGÜRLÜK talepleriyle seslerini yükseltip söylenecek sözlerini alanlardan bir kez daha haykırdılar.

Aydın’da partiler, sendikalar ve derneklerin bileşenlerinin oluşturduğu Emekçi Kadın Platformu olarak 8 Mart etkinlikleri içerisinde bu yıl kadın cinayetlerine dikkati çekmek ve özellikle Meclis’ten ve kadın vekillerden bu konuda düzenlemeler yapılması için harekete geçmelerini isteyen imza kampanyası başlattık.

Aydın’ın merkezi Sulupark önünde 5-8 Mart tarihleri arasında dört gün süren imza stantlarımızda kadın cinayetleri ile ilgili fotoğraflar ve gazete küpürlerinden hazırladığımız sergimiz yoğun ilgi gördü. Hazırladığımız metin TBMM’deki kadın milletvekillerine gönderilmek üzere imzaya açıldı. Dört gün boyunca stantlara şiddete uğrayan, tacize uğrayan kadınlar gelip, şiddet veya taciz mağduru olduklarını belirterek imza attılar. Kadınların yanı sıra erkeklerden de ilgi ve destek alındı. Şiddet gördüğü için eşinden ayrılmış kadınlar şu anda daha güvenli ve kararlı olduklarını, kurtulmak için mücadele ettiklerini dile getirdiler. Kadın cinayetlerinde, tacizlerde, tacavüz olaylarında kadınların suçlandığı, suçu işleyen erkeklerin ise cezalandırılmadığı ve oysa ağır suçlar verilmesi gerektiği konusunda hemen hepsi hemfikir. İmzalarını tereddütsüz attılar.

Özellikle meclisteki kadın vekillerin ve hükümetin bu konuyu görmezden gelmesine tepki gösteren kadınlar, kadına yönelik şiddete adeta teşekkür eden zihniyetin körüklendiğini belirterek, acil önlemler alınması için kadınların daha cesaretle mücadele etmesi ve bu tür etkinliklerin yaygınlaştırılması gerektiğini söylediler.

Dört günde 4000’e yakın imza toplandı.

Bizler kadına yönelik şiddetin kalktığı, kadın cinayetlerinin son bulduğu bir dünyanın gene bizlerin örgütlü mücadelesi ile kurulacağını biliyoruz. Buradan imzasını atan kadınlar adına kadına yönelik şiddete karşı yasal mevzuatın değişmesi konusunda harekete geçmeyen kadın milletvekillerine ve adaylarına kesinlikle destek olmayacağımızı duyuruyoruz.

Kadın katliamlarına son vermek için acil önlemler alınsın! Sizlerin aracılığıyla tüm kadınları taleplerimize destek ve birlik olmaya çağırıyoruz.

Aydın Emekçi Kadın Platformu olarak mücadelemizi devam ettireceğiz ve imzalarımızın takipçisi olacağız.

Tahsine Saran Aydın Emekçi Kadın Platformu

                                                     Kaygılarımız yersizmiş

İstanbul’da çeşitli kadın örgütlerinin düzenlediği 8 Mart mitingi için Kadıköy’de alana çıktık. Çünkü hepimizin talepleri ve istekleri vardı. Kimimiz kreş, kimimiz eşit işe eşit ücret, kimimiz sendika, kimimiz şiddetin son bulmasını istiyorduk ve daha sayamadığım birçok talebimiz için haykırarak devlete sesimizi duyurmaya çalıştık. Çünkü Türkiye’de kadın olmak o kadar zor ki hemen hemen her gün kadın cinayetlerine, şiddete, tecavüze maruz kalan yine biz kadınlardık. Ve bir de evlerinde 7 gün 24 saat çalışan kadınlarımız vardı. Yani emeği görülmeyen kadınlar.

Kadınları yok sayan, görmezden gelen, her şeyi hak ettiğimizi düşünen bir devlet yönetimi var başımızda. AKP hükümetinin 8 yıldır kadınlara yalan söylediği ve kadınları bu yalanlarıyla kandırdığı apaçık ortada. Emek Partili kadınlar olarak bu yalanlara kanmayacağımızı göstererek bir çalışma yürüttük. Pendik’te 8 Mart şenliği düzenledik.

Etkinliğimizi palanlarken ve çalışmayı yürütürken aslında çok kaygılıydık. Acaba kadınlar çağrımıza yanıt verir mi gibi kaygılarımız çok fazlaydı. Ama daha önce yaptığımız çalışmaları düşünerek ısrarla etkinliğimizi tüm kadınlara duyurmaya çalıştık. Etkinlik günü geldiğinde salona gelen kadınlar kaygılarımızın yersiz olduğunu bize gösterdi. Katılım beklediğimizin çok üzerinde gerçekleşti. Çünkü gece gündüz çalıştık. Kavakpınar’da kapı kapı dolaşarak kadınlarla 8 Mart’ı konuştuk taleplerimiz anlattık. Bu çağrımıza kadınlar etkinliğe katılarak cevap verdiler.

Gördük ki biz kadınlar yaşadığımız sorunlara karşı örgütlü mücadele etmek için pekâlâ güçlerimizi birleştirebiliriz. Gördük ki iş, barış, özgürlük için kadınlar ele ele verdiğinde dünyayı değiştirecek. Etkinliğe katılan tüm kadınların bu duygularla ayrıldığını düşünüyorum. Bundan sonraki çalışmalarımızda da çabamız, kadınların el ele vermesini gerçekleştirmek olacak.

 

Gül ÇOBAN

Pendik/ İSTANBUL

 

SUS DEDİLER

Doğdum anamdan sus dediler. Sustum Sen kadınsın, sen namussun, saçın uzun aklın kısa Sus dediler Sustum. Anam sustu. Anası da öyle Biz sustukça açlığı, yoksulluğu, savaşları yaşadık. Biz sustukça ihaneti yaşadık. Biz sustukça tacizi, tecavüzü yaşadık. Biz sustukça ölümü, zulümü yaşadık. Biz sustukça katmerleşti ölüm, Katmerleşti açlık, işsizlik, zulüm Katmerleşti gözyaşı Katmerleşti hayatın bütün çekilmezliği Bıçak dayandı kemiğe Vuruluyoruz üçer-beşer Artık susmayacağız Bir gün değil Vurulmadığımız güne kadar Hep birlikte haykıracağız. Biz kadınız dünyanın yarısıyız. Ekmek istiyoruz. Gül de

Gülşen Korkmaz

8 Mart 2011 / MERSİN

www.evrensel.net