Faşist cepheye karşı halkların kardeşliği ve emekçilerin birliği

Faşist cepheye karşı halkların kardeşliği ve emekçilerin birliği

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamalara yanıt veren DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, “Başbakan Erdoğan, hezeyanlarını dile getirmiştir. Erdoğan’ın, nefret ve kininin nedeni, her ne yaparsa yapsın hareketimizi bir türlü geriletememiş ve teslim alamamış olmasının bünyesinde yarattığı hınçtır” ded

Başbakanın genişletilmiş il başkanları toplantısında BDP’li vekilleri hedef alan açıklamalarına ve Kürt sorununa ilişkin sözlerine yazılı bir açıklamayla yanıt veren Tuğluk “Başbakan Erdoğan, Kürt demokratik siyasetini hedef tahtasına koymuş ve hezeyanlarını dile getirmiştir. Hırsı tescilli Erdoğan’ın, nefret ve kin kusarak köpürmesinin nedeni, her ne yaparsa yapsın hareketimizi bir türlü geriletememiş ve teslim alamamış olmasının bünyesinde yarattığı hınçtır. Bu hınç, açıkça bir saldırganlık patolojisine yol açmaktadır. Ancak Erdoğan ne kadar saldırganlaşsa da Kürt halkını teslim alamayacak, bu onurlu mücadeleyi asla geriletemeyecektir” şeklinde konuştu.

‘YARGININ KENDİSİNE BAĞLI OLDUĞUNU İTİRAF ETTİ’

Başbakan Erdoğan’ın ‘ileri demokrasiye’ geçildiğini iddia ettiğini hatırlatan Tuğluk, “Gerçeklerden uzak, nefret dolu bu açıklamalarıyla bir kez daha göstermiştir ki; MHP’lileşme yolunda hızla ilerlemektedir. Erdoğan, aslında samimi itiraflarda da bulunmuştur. BDP’nin kapatılması ve milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması tartışmaları hususunda ‘Ben zaten yargıya gerekenleri söyledim’ diyerek bizzat kendi ağzıyla, kendine bağlı bir kukla yargı düzeni kurduğunu itiraf etmiştir. O halde artık lafı eveleyip gevelemenin bir anlamı yok.  Erdoğan’ın da itiraf ettiği gibi Türkiye’de yasama-yürütme-yargı birdir. Kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı gibi safsataların hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır. Tıpkı Çiller döneminin genelkurmay başkanı olan Doğan Güreş gibi, başbakan da yargıya emir veriyor, yargı da uyguluyor” dedi.

‘TEK PARTİ DÖNEMİNDEN FARKI YOK’

Türkiye’de devletin artık AKP devleti haline geldiğini kaydeden Tuğluk, Başbakan Erdoğan’ın çokça eleştirdiği 1930’ların parti-devlet özdeşliği ve antidemokratik ruhunun şu an neokemalist AKP’de temsil edildiğini ve bu özelliğin Başbakan Erdoğan’ın şahsında güncellendiğini dile getirdi. Tuğluk, Erdoğan döneminde tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi valilerin AKP il başkanları gibi davrandığını söyledi.

‘ELİNDE ÇEKİÇ OLAN HER ŞEYİ ÇİVİ SANIR’

Yargı ve bürokrasinin de o dönemlerdeki gibi kaynaştığını belirten Tuğluk, “2. Milli Şef olma heveslisi Erdoğan’ın diline takılan efendi ve köle sözcükleri de bu anlamda manidardır. Ancak ‘elinde çekiç olanın her şeyi çivi zannetmesi’ örneğinde olduğu gibi, Başbakanın da her yerde efendi ve köle arama çabası beyhudedir. Ancak bizim mücadelemizde köle de yoktur, efendi de. Ne biz kimsenin efendisiyiz, ne de kimse bizim efendimizdir. Biz ne kimsenin kölesiyiz, ne de kimse bizim kölemiz. Hele hele biz Erdoğan’ın yeşil Türkçü faşizminin kölesi asla değiliz. Zaten Erdoğan, Kürt halkı onun emir eri, kölesi olmadığı için yalpalıyor, hırçınlaşıyor ve saçmalıyor” şeklinde konuştu.

‘KAN SİYASETİNDE USTALIK DÖNEMİ’

“2006’da Diyarbakır’da yaşanan olaylarda ‘Çocuk da olsa kadın da olsa, güvenlik güçlerimiz gereken neyse yapacaktır’ diyerek 6 çocuğun öldürülmesinin moral motivasyonunu sağlayan, Roboskî Katliamı’ndan sonra TSK’ya teşekkür eden, 10 yıldır Kürt sorununda inkar ve imha siyasetinde ısrar ederek gençlerin ölmesine sebep olan, ellerinde Kürt kanı olan Erdoğan, kan siyasetinin ustalık dönemindedir” diyen Tuğluk, Erdoğan’ın Kürt sorununa bakışının ‘kan odaklı’ olduğunu belirtti. Şemdinli’de BDP heyetinin PKK’lilerle karşılaşmasının ardından yaşanan tartışmalara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tuğluk, “Başbakan Şemdinli’de gerillalarla rastlaşmada yaşananların bir halkın barış umudu adına kucaklaşması olduğunu ıskalamaktadır. Gönül isterdi ki, o rastlaşmada gerillaların ifade ettiği barışa dair sözler gündeme gelsin, onların kamuoyuna verdiği barışçıl mesajlar, barış ve demokratik çözüm ısrarı tartışılsın. Gönül isterdi ki, bu toplum, o gençlerin barış ve kardeşlik mesajlarını tartışsın. O gençlerin niçin ellerinde silahla dağda olduklarını, ne istediklerini anlamaya çalışsın. Ancak ne yazık ki yaşananlar barışçıl ve demokratik çözümün tartışılması için bir fırsat olarak görülmek yerine milliyetçi ve ırkçı dürtülerin kışkırtılması için kullanılmıştır” şeklinde Konuştu.

‘AKP KÜRT VE EMEKÇİ DÜŞMANI’

Erdoğan’ın OHAL’e ilişkin söylediklerini de eleştiren Tuğluk, “İhtiyacımız olan şey Erdoğan’ın, ‘OHAL’i kaldırdık, bu kıyağımızı da unutmayın’ yollu sözler ederek aba altından sopa gösterip, OHAL’in tekrardan gündeme getirilebileceğini ima eden milliyetçi söylemleri değil, Kürt sorununda derhal demokratik ve barışçıl çözümün önünün açılması ve müzakerelerin yeniden başlatılmasıdır. Ancak belli ki Tayip Erdoğan, yaklaşan yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde 3. Milliyetçi Cephe hükümetini Kürt ve emekçi karşıtlığı temelinde örüyor. Ancak biz de bu faşist cepheye Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü temelinde halkların kardeşliği ve emekçilerin birliği blokuyla yanıt vermeye devam edeceğiz” dedi. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net