Cumartesi Anneleri 695. buluşmada Ferhat Tepe’nin akıbetini sordu

Fotoğraf: Evrensel

Cumartesi Anneleri 695. buluşmada Ferhat Tepe’nin akıbetini sordu

Galatasaray Meydanı'nda 695. kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri, Gazeteci Ferhat Tepe’nin akıbetini sordu.

Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 695. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde üzerine beyaz tülbent ve karanfiller bırakılan “Failler belli, kayıplar nerede?” yazılı pankart açılırken gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları da taşındı.  Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 695’inci haftasında 28 Temmuz 1993’te Bitlis şehir merkezinde gözaltında kaybedilen Özgür Gündem Muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbetini sordu. Bu haftaki eyleme CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit katıldı.

'SENSİZ GEÇİRDİĞİM HER GÜNE LANET OLSUN'

Eylemde ilk olarak 3 gün sonra 43’üncü doğum günü kutlanacak olan ve yine gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız’ın mektubu okundu.  Yıldız,  “Senin kaybedilişinin 23’üncü yılında senin bir de doğum günün var oğul. Senin doğduğun günde sevinemiyorum. Senin doğduğun güne ve bu analığıma lanet ediyorum.  Doğum günün bana acı veriyor oğul, her şey anlamsız benim için. Ne servet ne de mal mülk… Benim işim gücüm senin yollarını beklemek. Her ana gibi ben de beklerim yavrum gelsin. Ana ben geldim, doğum günümde bana ne aldın, ne pişirdin desin. Sensiz geçirdiğim her güne lanet olsun” ifadeleri yer aldı.

‘BU CİNAYETLERDE DEVLETİN PARMAĞI VAR’

Daha sonra Ferhat Tepe’nin babası İshak Tepe söz aldı. Tepe, “Kaybedenler devletin içinde kümelenmiş durumda. İsimlerini tek tek devlete verdik. İfadeler dahi alınmadı. Davayı AİHM’e de gönderdik ve kazandık. Ama devlet yine yargılamadı ve cezalandırmadı. Çünkü bu cinayetlerde devletin parmağı var. Biz bu suçu devlet işledi demeyelim de ne diyelim? Katiller yargılanana kadar burada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘BAŞKALARININ CANI YANMASIN’

Baba Tepe’nin ardından söz alan anne Zübeyde Tepe ise şunları söyledi:

“Biz Cumartesi Anneleri çocuklarımızın katillerini görmesek de onlar bizi her hafta gördüler. Muhalif ve dost birkaç yayın organı dışındakiler kör ve sağır olmaktan vazgeçmediler. Ateş düştüğü yeri yakıyor. İçimizdeki yara hala kanıyor. Biz sizinle gülerken aklımızda hep yitirdiklerimiz var. Yıllar geçse de biz evladını kaybedenler bir tarihte sıkışmış kalmışızdır. Yaşananlar bir daha yaşanmasın. Başkalarının canı yanmasın diye buradayız.”

‘FAİLLERİN BULUNMASI VE YARGILANMASINI İSTİYORUZ’

Ferhat Tepe’nin muhabiri olduğu ve OHAL kapsamında çıkarılan KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi adına konuşan Hüseyin Kalkan,  “Anneleri öpmeye kıyamıyordu, biz habere göndermeye kıyamıyorduk. Gazetenin en küçük iki muhabiriydi.  Ferhat, haberleri ve siyasi görüşleri nedeniyle kaybedildi. Sorumlular bulunmuş ve yargılanmış değil. İsteğimiz faillerinin bulunması ve yargılanması” dedi.

NE OLMUŞTU?

Bu haftaki açıklamayı Cumartesi İnsanları’ndan Sebla Arcan okudu.

Arcan, “19 yaşındaki Ferhat Tepe Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. Hakikatle toplum arasına örülen duvarı delerek halkın haber alma hakkına sahip çıkıyordu. 28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı” diye konuştu.

Ferhat’ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis il başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istediğini aktaran Arcan, “İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma'ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı. Tepe ailesi, Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istedi. Ailenin ısrarlı arayışı sonucunda gözaltına alındığı inkâr edilen Ferhat'ın ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı” dedi.  Son olarak Arcan şunları söyledi: “Ferhat için etkin soruşturma yürütmeyen yargı makamları, Baba İshak Tepe’yi oğlunun kaybedilmesi ile ilgili kamuoyuna yaptığı açıklamalar nedeniyle ‘güvenlik güçlerini tahkir ve tezyif etme’ suçundan bir yıl hapse mahkûm etti. İç hukukta ilerleme sağlayamayan aile, davayı AİHM'e taşıdı. Kamu görevlileri, AİHM’de tanıklık yapacak kişilerin tehditle ve rüşvetle yalan beyanda bulunmalarını sağladı. AİHM’in olayın kamu görevlileri ile ilgisi olup olmadığı açısından kritik öneme sahip olduğunu değerlendirdiği General Korkmaz Tağma’nın Mahkeme’ye ifade vermesi hükümet tarafından sağlanmadı. 9 Mayıs 2003 tarihli kararında Mahkeme, Ferhat Tepe soruşturmasında “şaşırtıcı eksiklikler” olduğu tespitini yaptı. Olayın aydınlanması için Hükümetin AİHM’le iş birliği yapmadığı; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkum etti.İç hukukta ailenin yaptığı tüm başvurular gerekçesiz reddedildi. Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında işkenceli sorguda gördüğünü söyleyen 14 tanığın ifadesine başvurulmadı. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davada Mahkeme, ‘Savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını” kayıt altına aldı ve hak ihlali kararı verdi. Ancak değerlendirmesini uluslararası hukuka aykırı biçimde ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yapmayarak, zamanaşımı gerekçesiyle soruşturmanın yeniden açmasını engelledi.” (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Temmuz 2018 15:02
www.evrensel.net