Doç. Dr. Hakan Güneş: Trump, Putin üzerinden AB’ye mesaj verdi

Fotoğraf: AA

Doç. Dr. Hakan Güneş: Trump, Putin üzerinden AB’ye mesaj verdi

Doç. Dr. Hakan Güneş, ABD ve Avrupa'da yankıları uzun süre devam edecek olan Trump-Putin görüşmesini yorumladı.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesinin yankıları sürüyor. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş ile iki liderin görüşmesini gazetemize değerlendirdi.

Trump’ın NATO zirvesinden sonra Putin’le yaptığı görüşmeden başarılı çıktığını düşünen Güneş, görüşmeden Avrupa’ya mesaj gönderdiğini belirtti. Avrupa Birliği’nin emperyal etki alanı genişlettiğin anlatan Güneş, “Bunun da faturasını büyük ölçüde ABD üstlendi. Trump bu durumu ABD lehine biraz düzeltmek istiyor. Bu sahalar ABD siyaseti sahasına açıldı ama, iktisadi rantını sadece Avrupa yiyemez, en azından burada askeri harcamaların karşılanması gerekiyor” mesajını görüşme üzerinden Avrupa’ya verdiğini söyledi.

Trump-Putin zirvesinden beklentiler ne yöndeydi? Bu beklentiler ne kadar karşılandı?

Rusya açısından bakıldığında yaptırımların daha yüksek bir noktaya taşınacağına dair bir tehdit savrulmadığı takdirde bu zirve görece olumlu sayılırdı. Nitekim de öyle oldu. Bu zirvenin öncesinde NATO zirvesi oldu. Avrupalı NATO üyeleriyle Trump arasındaki ilişki yeni bir sözleşmeye bağlandı. Trump buradan başarılı çıktı. Burada önemli olan şuydu: Trum, “Siz Rusya ile güzel güzel ticaret yaparken askeri güvenliğin faturasını bize yüklüyorsunuz” dedi. Bu ne demek? “Avrupa’nın güvenlik harcamalarının büyükçe bir kısmını ABD karşılıyor. Buna karşılık Mercedes, BMW gibi ürünler ABD’de satılabiliyor hem de Rusya ile güzel kârlı bir ticaret yapıyorsunuz” dedi Trump.

Daha açık konuşmadığı şey şuydu: ABD Avrupa’daki muhataplarına “Siz benim sayemde toprak genişlemesi dahi yaptınız.” Ukrayna’daki gelişmelere; Moldova, Gürcistan eklendi. Son birkaç yılda bile Avrupa Birliği bütün handikaplarıyla birlikte emperyal etki alanını genişletti. Bunun da faturasını büyük ölçüde ABD üstlendi. Trump bu durumu ABD lehine biraz düzeltmek istiyor. Bu sahalar ABD siyaseti sahasına açıldı ama “İktisadi rantını sadece Avrupa yiyemez, en azından burada askeri harcamaların karşılanması gerekiyor” dedi Trump. Bu tehditlerin Putin ile alakası şu: “Putin’le ilgili daha sert politikalar izleyecekseniz, bunun için bütçenizi ayarlayın”.

Trump. Hem NATO zirvesinde hem de Putin’le yapmış olduğu zirvede Trump açısından başarılı geçti. Rusya açısından ise çok öngörülmez ve olumsuz sonuçları olmayan ama özel bir kazancın elde edilmediği bir zirve olarak gerçekleşti.

SAÇMALAYAN LİDERDEN DEDİĞİNİ YAPAN LİDERE GEÇİŞ

ABD medyası özel olarak ABD seçimlerine Rusya müdahalesi konusunu öne çıkarsa da iki liderin gündeminde farklı konular vardı. Görüşme sonrası basın toplantısında iki liderin konuşmalarında dünyadaki siyasi gelişmeler açısından önemli bir söylem ya da ifade var mıydı?

Putin, ABD Başkanı Trump’ın kendisi ve ailesi ile ilgili ellerinde herhangi bir görüntü, kayıt ya da belge olmadığını söyledi. Yani şantaj söylentilerini açıkça bir kez daha reddettiğini belirtti. ABD seçimlerine karıştığına dair iddiaları da reddetti. Trump’ın adaylığı aşamasında en çok konuşulan konuydu ve buçuk yıl geçti. Trump’ın ilk bir yılında ciddi bir azledilme gerekçesi olarak sıcak bir gündemdi. Fakat bir yılı geride bıraktıktan sonra yani son 4-5 ayda Trump’ın ipleri elline almaya başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Özelikle Kuzey Kore’de taşları yerine oturttu. Şimdi NATO’lu müttefiklerine şartlarını, en azından politik olarak, kabul ettirmiş görünüyor.

Dolayısıyla saçmalayan bir liderden dediğini yapan bir lider profiline doğru gidiyor. Medya önündeki tuhaflıkları ise ayrı bir konu. Bundan bağımsız olarak bir ciddiyete kavuştu. Amerikan müesses nizamının bazı gazetelerinde, bazı yerlerde hâlâ Trump’a itirazlar çıksa bile örneğin azledilme artık çok konuşulmuyor. Bu çok önemli. Bu Trump’ın  içeride ve dışarıda birebir başarıyı oturtmuş olduğunu gösteriyor. Bundan sonra ise Rusya ile Trump’ın özel ve gizli bir  ilişkisi var mı konuşulacak. Trump burada epey bir yol almış görünüyor.

Fakat buna karşılık Rusya’nın pozisyonunu Putin çok açık ifade etti: “Bir, NATO’nun Doğu Avrupa’daki genişlemesi; iki, savunma sistemleri (Antibalistik Füze Anlaşması’ndan- ABM) çekilinmiş olunması, ve bunun iktisadi olarak yeni nüfuz alanların açılması... Bu konularda anlaşmazlıklar devam ediyor. Putin bu konuların çözümünde karşı taraftan daha olumlu adımlar beklediğini ve kendisinin burada dezavantajlı konumda olduğunu (toprak ve nüfuz sahası kaybeden taraf olarak) altını çiziyor. Tabi bu kelimeleri kullanmadan söylüyor. Dolayısıyla geri çekilmesi gereken taraf varsa o esas olara Batı’dır tezini sürdürüyor. Bu bakımdan da Trump karşısına çıkabilecek en olumlu muhataplardan birisine benziyor. Trump’ın ana vurgusu Rusya ile değil Çin’le rekabeti uluslararası siyasetin merkezine koyuyor. Bu bakımdan da şuan bazı sorunlar olsa da Trump’ı çok üzecek, onu karşısına alacak bir tutum sergilememeye çalışıyor Rusya tarafı.

RUSYA ‘BİRİNCİ DÜŞMAN’ OLMAKTAN ÇIKACAK

Trump’ın Putin görüşmesi sonrası Rusya yönetimi hakkındaki olumlu söylemi ve ABD’nin geçmiş kararlarını eleştirmesi kendi ülkesinde büyük tepki yaratmış görünüyor. Trump yönetiminin Rusya politikası gerçekten de ABD çıkarlarıyla çelişmekte midir?

Burada yeni bir denge arayışı var. Bir çelişki değil. Ama Avrupalılar Çin’i daha uzak bir tehlike olarak görüyor ve şu an esas nüfuz genişlemeleri Rusya aleyhine, keza İsrail lobisi önceliği Rusya’ya karşı veriyor. Çünkü İsrail’in birincil düşmanlarının baş destekçisi Rusya. Dolayısıyla eski model Avrupa ve İsrail merkezli “Rusları düşmanlaştırma” konseptini Putin revize etme önerisinde bulunuyor. Bu çok açık. Rusya dost ülkeler arasına katılmayacak ama birinci düşman olmaktan çıkacak; ikinci, üçüncü sıraya yerleşecek. Olay bundan ibaret. Trump bu konuda kararlı da gidiyor.

Doç. Dr. Hakan Güneş | Fotoğraf: Evrensel

‘ORTADOĞU’YA DAİR YENİ BİR ŞEY YOK’

İki ülke yönetimi de Ortadoğu’da politik gelişmelere doğrudan müdahale ederek şekillendiren pozisyonda. Bu görüşme bölgedeki gelişmeleri nasıl etkileyecek?  

Ortadoğu’ya dair yeni hiçbir şey yok. Bir konu var sadece: İran konusunda bir ısrar var Batı tarafının. İran’ı destekleyenlerin listesinde belirli bir azaltmaya gidebileceğini söyledi. Açık kapı bıraktı. Tek gelişme bu. Yani İran’ın bölgedeki ağırlığının Rusya açısından tartışılmaz bir konu olmadığını göstermiş oldu. Ama tamamen kolayca vazgeçilmez. Suriye’ye dair o masadan çıkan en önemli konu İran’ın oradaki varlığının azaltmasıydı. Burada özellikle İsrail’e yakın bölgelerde İsrail’in kendi güvenliğini tehdit ettiğini düşündüğü Hizbullah ve İran’a yakın milislerin o sahadan çıkartılması, kademeli olarak da İran’ın Suriye’nin içindeki ağırlığının azaltılması yönündeki politikasını dile getirdi Trump. Burada pazarlıklar yaptılar, tam bir yere varmadılar. Ama Rusya’nın da bazı tavizler vereceğinin sinyallerini de aldık.

‘ABD-RUSYA YAKINLAŞMASI TÜRKİYE’NİN ELİNİ GÜÇLENDİRMEZ’

Zirve öncesi Erdoğan’ın Trump’la görüşmesine özellikle iktidara yakın medya tarafından büyük önem atfedildi. Trump-Putin görüşmesi Erdoğan yönetimi ve dış politikası açısından niye önlemli?

Trump-Putin yakınlaşması ya da ABD- Rusya yakınlaşması Türkiye’nin elini güçlendirmez. Çünkü, Türkiye biraz da bunların aralarındaki çelişkiler derinleştikçe diğer taraftan daha fazla destek alabilen ülkeydi. Oradaki çelişkiler azalırsa yani, Ruslara yönelik ambargo, Ukrayna’daki Kırım’ın statüsüne ilişkin sert tartışmalar, Suriye vb. buralardaki tartışmalar Batı ile Rusya arasında azalırsa Batılı müttefikleriyle olan tartışmalarında Türkiye’nin eli güçlenmiş olmaz. Konuşabileceği daha az şey kalacak. Denge siyaseti önemli bir araçtır. Her zaman işe yarar. Fakat uzun süre sürdürülemez. Bundan sonra Türkiye’ye NATO içindeki sorumlulukları hatırlatılmalar başlayacak. Bu da Erdoğan’ın “Eyy Amerika, eyy Avrupa” diye seslenmesini ne kadar mümkün kılacak dış politikada artık onu göreceğiz. Çünkü İsrail’le daha uyumlu, Suudi Arabistan’la daha uyumlu, “Eyy Amerika” dediği yerden merkezle daha uyumlu bir yere geçmiş olacak. Bunu da iç siyasette bu hamasetle sürdürmesi pek mümkün değil.

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Temmuz 2018 21:30
www.evrensel.net
ETİKETLER TrumpPutin