Çorlu deresi ölüm saçıyor

Çorlu deresi ölüm saçıyor

Bir zamanlar Çorlu’ya hayat veren dere, artık su değil zehir akıtıyor. Sanayi kuruluşlarının tehlikeli atıkları, arıtılmayan evsel atıklar Çorlu deresini öldürdü. Çorlu deresi artık hayat vermiyor; önce kirlendi, sonra öldü, şimdi de öldürüyor. Sağlık Mahallesi’nden geçen derenin etrafındaki bi

Meryem Koçer / Songül Şensoy

Dere kenarında yaşayan Sağlık Mahallesi sakinleri, derenin temizlenmesini ve mahallelerinin yeniden sağlıkla yaşanabilir hale getirilmesini istiyor. Yaşadıkları çevreye, çocuklarının geleceklerine sahip çıkmak için hep birlikte çözüm yolu arıyorlar.

Kokudan durulmuyor

Her gün derenin üzerinden geçerken kokusundan burnunu kapattığını anlatan Şükran abla, temiz bir derenin hayalini kuruyor. “Yaydığı koku evimize kadar geliyor ve tabii beraberinde sinekleri de getiriyor. Yazın martıları görüyorum dereden su içerken, koyunlar ve inekler var etrafında otlayan. Onların haline üzülüyorum” diyen Şükran abla, mahallede dereyle ilgili tartışmaların yeni başladığını söylüyor. “Televizyonda çıkan haberlerden sonra insanlar bu durumu aralarında daha fazla tartışmaya başladılar.”

Pencerelerini açamadıklarını söyleyen Nimet Oral sıkıntılarını “Tavuk besleyenlerin tavukları dere kenarında geziyor ve o tavuğun yumurtasını, etini yiyoruz. Bu pislik her şekilde bizi buluyor” diyerek anlatıyor. İlk akla gelen çözümün derenin kapatılması olduğunu ama bunun da çözüm olmadığını, çünkü yağmurda taştığını söylüyor.

Hastalık kol geziyor

Güler Aydoğdu ise hastalıklara dikkat çekiyor: “Çocuklarımız sürekli hastalanıyor. Çevremde birçok komşum kanser hastası, bir komşumuzu akciğer kanserinden daha yeni kaybettik. Çocuklarımızı oynamaya dışarı çıkartamıyoruz.”

Mahalleye yerel hizmet gelmemsinden yakınan Müzeyyen Yörük de onu destekliyor: “Buralardaki fabrikalarda çalışanların yüzde 90’nı akciğer ve bronşit hastası. Benim iki çocuğum da bronşit hastası oldu küçük yaşlarında. Mahallemizde birçok kişi kanser hastası.”

 “Derenin temizlenmesi için elimizden geleni yapmaya hazırız” diyen Ayşe Güven, mahalle sakinlerinin yarısının civardaki fabrikalarda çalıştığını, bu nedenle seslerini çıkarmaya çekindiklerini söylüyor. “Çünkü dere kapanırsa, fabrikaların da kapanacağından korkuyorlar. Çalıştığımız işyerlerinde bu söylentiler yayıldı.”

Bir diğer mahalle sakini Güler Tunç, hemen herkesin bu durumdan şikâyetçi olduğunu ama çıkış noktası bulamadıklarını söylüyor. Fabrika atıklarının yanı sıra kanalizasyonların da dereye bırakılmaya başlandığını anlatan Tunç, “Bu konuda da şikâyet dilekçesi verdik, birebir görüştük, imza topladık. Tamam, dediler ama hiçbir şey yapılmadı” diyor.

Çorlu Ergene İnisiyatifi

Çorlu Ergene İnisiyatifi’nden Ayla Eroğlu, dere sorununu ve inisiyatifin çalışmalarını şöyle anlattı: “Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, Çorlu’daki kanser sıkılığının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu, ilköğretim öğrencilerinde bile kanser görülemeye başladığını saptadı. Raporunu yayınlaması ve birkaç duyarlı vatandaşın öne çıkıp çözüm yolları arayışına başlamasıyla bu inisiyatif kuruldu ve çözüm için çalışmalar başlatıldı.

İlk eylemimiz geçtiğimiz hafta Uzunköprü’de gerçekleştirdiğimiz yürüyüş oldu. Amacımız bu konuda Trakya halkının bilinçlendirilmesi ve bu eylem planlarının yaygınlaştırılması. Halkın bilinçsizliğinden kaynaklı duyarsızlık nedeniyle biraz sıkıntı yaşıyoruz. Bu çok umutsuz bir çabaymış gibi gözüküyor, ama öyle değil. Aslında herkes kendi üzerine düşeni yaparsa, bu çabalar sonuç verecektir. Mahallemizde 15 yıl öncesinde üst geçit istedik, bunun için mücadele verdik ve iki üst geçit yaptırdık. O zaman daha fazla duyarlılık vardı. Ama şimdi daha kötü koşullarda olmamıza rağmen insanlar gereken tepkiyi gösteremiyorlar. Örgütlülük yok, insanlar arasında duyarsızlık arttı. Güven yok, kadere bırakıyorlar artık. İnsanların tepkilerini göstermekte endişeleri var.

Bilinçlendirme çalışması olarak 3 Nisan’da mahallede bir salon toplantısı gerçekleştireceğiz. Bundan sonraki eylem planlarımızı da bu toplantıdan çıkan kararlar belirleyecek. Ben bu çalışmaları yaygınlaştırmaya en yakınlarımdan başladım. Çevre sorunu herkesi ilgilendiren bir sorundur, bunun siyaseti olmaz. Muhtarların da bu işi üstlenmelerini ve bu işin önünde olmalarını istiyoruz. 3 Nisan’daki toplantımızdan sonra daha iyi şeyler olacak diye umut ediyorum.”

www.evrensel.net