Berk Esen: ABD ve AB arasındaki güven ilişkisi sarsıldı

Fotoğraf: Beyaz Saray/Flickr

Berk Esen: ABD ve AB arasındaki güven ilişkisi sarsıldı

Yrd. Doç. Dr. Berk Esen, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO zirvesindeki ‘silah’ çıkışını Evrensel'e değerlendirdi.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan NATO zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın “NATO üyelerinin savunmaya ayırdıkları bütçenin derhal artırılması” konusundaki ısrarı ve Almanya’ya yönelik “Rusya’nın esiri oldu” çıkışının yankıları sürüyor.

Konuyla ilgili Evrensel'e konuşan Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Berk Esen, “Trump’ın sert açıklamalarına karşı başta Almanya Şansölyesi Merkel olmak üzere Avrupalı liderler sessiz kalmakla birlikte iki taraf arasında güven ilişkisinin çok sarsıldığını düşünüyorum” dedi.

Trump’ın sert açıklamaları NATO üyesi ülkeler karşısında pazarlık gücünü artırma çabası olarak yorumlayan Esen, öte yandan bu çıkışının Almanya ve Fransa hükümetlerini savunma konusunda birbirlerine yaklaştıracağını belirtti. Esen, “AB, ortak bir savunma politikasını geliştirememesinin bedelini Trump sonrası çok ağır bir şekilde ödüyor” dedi.

Fotoğraf: Berk Esen

NATO zirvesinde ABD Başkanı Trump, başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerine yönelik suçlamalarında bulundu. Bu suçlamaları nasıl yorumlarsınız? ABD-AB ilişkileri nereye gidiyor?

Trump başkan seçildiğinden beri, İsrail ve Suudi Arabistan’ı bir tarafa bırakırsak, ABD’nin neredeyse bütün geleneksel müttefikleriyle ilişkileri çok bozulmuş durumda. Son NATO zirvesinde bu tablonun bir sonucunu ABD-AB ilişkilerinde gördük. Trump’ın sert açıklamalarına karşı başta Almanya Şansölyesi Merkel olmak üzere Avrupalı liderler sessiz kalmakla birlikte iki taraf arasında güven ilişkisinin çok sarsıldığını düşünüyorum. Trump’ın bu suçlamalarını bir miktar kendi seçmen tabanına karşı hoş görünme, bir miktar da NATO üyesi ülkeler karşısında pazarlık gücünü arttırma çabası olarak yorumladım. Geleneksel diplomasi metotlarını kullanmayı pek sevmeyen Trump, sert çıkışlar ve kişisel ilişkiler üstünden hayli şahsi bir dış politika yürütmeye çalışıyor. Bu tarzın kendi milliyetçi ve tepkisel tabanını da belli oranda tatmin ettiğini ve dolayısıyla kendisine iç siyasette puan kazandırdığını da kabul etmek gerek. Trump’ın bu tavrının özellikle Almanya ve Fransa hükümetlerini savunma konularında daha çok birbirlerine yaklaştıracağını düşünüyorum.

AB, ortak bir savunma politikasını geliştirememesinin bedelini Trump sonrası çok ağır bir şekilde ödüyor. 

NATO ÜLKELERİNİN SAVUNMA HARCAMALARI ARTACAK

Zirve yine Trump kriziyle sonra erdi. Özellikle “NATO üyelerinin savunmaya ayırdıkları bütçenin artırılması” konusunda sert çıktı. 2024 hedefinin “hemen” gerçekleşmesini istedi. Nedir ABD’nin bu konudaki ısrarının arkasındaki politikası? Bu sadece “maddi katkıda eşitlik” talebi olarak yorumlanabilir mi? NATO üyelerinin hızlı militarizasyonu neden gerekli görülüyor?

Trump epey uzun süredir ABD dışındaki NATO üyesi ülkelerinin savunma konusunda kendi paylarına düşen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ve bu konuda ABD’ye fazlasıyla dayandıklarını iddia ediyordu. Bu özellikle Sovyet Rusya’nın çöküşü sonrası azalan Rus tehdidi sonrası Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını düşürmelerinden kaynaklandı. ABD’nin kaynaklarını mümkün olduğunca ülke içinde kullanmak isteyen ve uluslararası düzenin kurallarına inanmayan Trump savunma harcamalarının daha adil dağılmasını talep ediyor. Bunun arkasında Çin karşısında ABD’nin kaynakları daha verimli kullanma kaygısı olduğu gibi kendi seçmeninin ABD’yi yalnızlaştırmacı politik tercihlerinin de etkisi var. Önümüzdeki senelerde NATO ülkelerinin militarizasyonundan çok bazı üye ülkelerinin

savunma harcamalarını hâlâ nispeten düşük bir oran olan GSMH’nin yüzde 2’sine çıkardıklarını göreceğiz. Bu özellikle son dönemde savunma harcamaları hayli düşük olan Kanada, Almanya, İspanya, ve İtalya gibi ülkeler için geçerli. Mukayese etmek için ekleyeyim; ABD için bu oran yaklaşık yüzde 3.7.

SONUÇ BİLDİRGESİ RUSYA ODAKLI

Zirve daha bitmeden yayınlanan sonuç bildirgesi NATO ve üye ülkelerin önümüzdeki dönem politikaları açısından ne anlatıyor?

Sonuç bildirgesinde NATO ve üye ülkelerinin savunma politikalarında yükselen Rusya tehdidine odaklandıklarını görüyoruz. Rusya’nın başta Ukrayna karşısında takındığı tutum olmak üzere uluslararası düzene tehdit eden politikalarına karşı ortak hareket etme çağrısı yapılmış. Yakın zamanda Makedonya ile üyelik müzakerelerine başlanacağı ve son 10 senede

Rusya tarafından işgal edilmiş Gürcistan ve Ukrayna ile daha yakın ilişkiler geliştirileceği taahhüdünde bulunulmuş.Yine benzer şekilde Rusya’yı hedef aldığını düşündüğüm siber-güvenlik vurgusu yapılmış. Bu savunma yükümlülüklerini finanse etmek için ABD’nin çağrısı doğrultusunda tüm üye ülkeler savunma harcamalarını 2024 yılına kadar ulusal gelirlerinin yüzde 2’sine çıkaracakları konusunda anlaşmada bulundular.

‘MENBİC KONUSUNDA KALICI BİR ANLAŞMAYA HÂLÂ VARILDIĞINI SANMIYORUM’

NATO zirvesinin sonuç bildirgesinde yayınlanan bildirgede Türkiye’nin “güney sınırından gelen tehditlere karşı önlem alınacağı” belirtildi. Burada kastedilen nedir? Türkiye’nin güney sınırında diğer NATO üyeleri ABD, Fransa askerleri de var, bu bir çelişki değil mi?

NATO zirvesi sonuç bildirgesinde Türkiye’nin son 4 senede güney sınırından gelen balistik füze saldırılarına maruz kaldığını ve bu sorunu NATO’nun izlemede olup, Türkiye’nin karşılaştığı tehditlere karşı savunmasının güçlendireceğine dair bir ifade geçti. Burada saldırıyı yapanın kim olduğu muğlak bir şekilde bırakıldığı için tarafların metni ne şekilde okuduğuna bağlı olarak çelişki olarak yorumlanmayabilir. Türkiye, çok uzun süredir

Suriye’de Esad rejimi ve ayrıca PYD karşısında kendi savunma güvenliğine destek vermesi için NATO’ya çağrıda bulunuyor. PYD konusunda son dönemde ABD yönetimiyle yapılan anlaşmayı dikkate alırsak belli bir ilerleme kaydedildi ama Menbic konusunda kalıcı bir anlaşmaya hâlâ varıldığını sanmıyorum.

‘TÜRKİYE NATO’DAN  BELLİ TAVİZ ALMIŞA BENZİYOR’

TÜRKİYE’yi NATO’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakanlar Akar ve Çavuşoğlu temsil etti, çeşitli görüşmeler yapıldı. Türkiye’nin yeni yönetiminin NATO zirvesinden beklentisi neydi? Türkiye yönetimi açısından zirve nasıl geçti?

Türkiye açısından zirvenin büyük bir başarıya sahne olduğunu söylemek zor. Suriye’den gelen güvenlik tehdidini vurgulayarak Türkiye belli bir taviz almışa benziyor. Fakat zirvenin önemli tartışma maddelerinin hiçbirisi Türkiye’nin karşılaştığı hayati güvenlik sorunlarıyla alakalı değildi. Zirve daha çok yeni Erdoğan yönetiminin uluslararası camianın karşısına çıkması gibi okunabilir.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Temmuz 2018 21:29
www.evrensel.net