15 Temmuz’un üzerinden 2 yıl geçti; ihraç edilen kadınlar anlatıyor

Fotoğraf: Evrensel

15 Temmuz’un üzerinden 2 yıl geçti; ihraç edilen kadınlar anlatıyor

'15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından ilan edilen OHAL sonrası, mesleklerinden ihraç edilen kamu emekçisi kadınlar Evrensel'e yazdı.

Aylin AKÇAY
SES Genel Hukuk ve TİS Sekreteri

15 Temmuz darbe girişimi tartışmaları ve sonuçlarıyla üçüncü yılında. Darbe sonrası geçilen “Olağanüstü Hal Süreci”, OHAL kaldırılacak vaatlerine rağmen, olağanüstü hali olağanlaştıran tek adam yönetimi ile devam ediyor. Bu sürede OHAL’in de, bir yönetim biçimi olarak karşımıza çıkan Kanun Hükmünde Kararnameler’in de hayatlarımıza sayısız etkisi olduğu malum.

Bu etkiyi en ağır şekilde yaşayan kesimlerden biri de kuşkusuz yayınlanan KHK’larla, kararnamelere ekli listeler halinde, herhangi bir soruşturma olmadan, hukuki bir süreç işlemeden, “gerekçe” bile sunulmadan ihraç edilenler. Sadece hukuksuzca işten çıkartılmak anlamına gelmiyor böyle ihraç edilmek; KHK etkisi yaşamın her adımında arkalarından geliyor. İhraç olanların 4 bin 218’i KESK üyesi. Bunların yüzde 25’i de kadınlar. KESK, ihraç edilen kadınların bu sürede yaşadıklarını ortaya çıkarabilmek için 232 KESK üyesi kadınla görüşmeler yaptı. Anket, sürecin hukuksuzluğunu bir kez daha ortaya koydu. Kadınların yüzde 68’i ihraç öncesinde haklarında herhangi bir idari veya adli bir soruşturma olmadığını ifade ediyor. Hakkında soruşturma olanlar da çoğunlukla sendikal faaliyetler nedeniyle açılan soruşturmalar, ya da lehlerine sonuçlanmış davalar.

‘ONLARI İŞE ALMAYACAKSINIZ’

İhraç olmak, sadece işsiz kalmak değil, yaşamın tüm olanaklarının da kapatmatılması anlamına geldi. Her yere haber salındı, insanlara korku salındı, özel kurumlar tehdit edildi, baskı yapıldı, “onları işe almayacaksınız” dendi. İhraçtan sonra geçen sürede kadınların sadece yüzde 22’si çalıştığını ifade ediyor. Kadınların yüzde 42’si herhangi bir gelir veya desteklerinin olmadığını ifade etmiş. Büro personeli olan, 500 günden fazla süredir ihraç olan bir kadının anlattıkları, topluma salınan korkunun nasıl hayat bulduğunu gösteriyor:  “Sosyal baskı yaşıyorum, para kazanmak için birinin evine temizliğe gitmek istesem dahi ihraç edildiğimi söyleyemiyorum. Bir kere denedim, durumu açıkça söyledim ‘o zaman üzgünüz’ dediler. Çok ağır geldi bu durum. Etrafa virüs bulaştırıyor ve herkes bu yüzden benden kaçıyor gibi hissettim kendimi ilk zamanlar... Bu durum sadece kamuda çalışmaktan men etmiyor seni, hiçbir vasıf gerektirmeyen bir işi dahi yapmanın önüne geçiyor.”

Başka bir örnek de 5 yıldan fazla süredir çalışan ve bakmakla yükümlü olduğu 2 kişi olan bir kadın öğretmenin anlattıkları: “Ekonomik olarak çok yıprandım, icralık oldum. Ev sahibim ihraç olduğumu duyar duymaz eve geldi. Çok tedirgindi, ikna etmekte bir hayli zorlandım. Şiddeti yüksek bir travmaydı.”

TIRNAKLARIYLA KAZIYARAK ELDE ETTİKLERİ HAKLAR GASP EDİLDİ

Kadınlar arasında üniversite, yüksek lisans ve doktora mezunu olanlar ağırlıkta. Eğitimin kadınların binbir türlü zorlukla ulaşabildikleri bir hak olduğunu düşününce ihraçlar, güçlükle kazanılan eğitim hakkının da gaspı anlamına geliyor.

İhraçtan sonra kadınların, zorlukla edindiği ekonomik olanakları ve bağımsızlıkları zarar görmüş. Aileye ya da başkalarına bağımlı yaşama, aile baskısının ortaya çıkması da kadınların deneyimlediği sorunlar arasında. Kadınlardan biri bunu “Çocuk bakmaktan sendikal faaliyetlere vakit ayıramıyorum. Sosyal yaşamdan soyutlanıp eve kapanıp maddi sıkıntılardan kaynaklı çocuklarıma bakmak durumunda kaldım. Eşim ve benim ailemin tavırları sertleşti” diyerek, başka bir kadın ise “Toplumun benimsediği kadın rolüne bürünmem noktasındaki psikolojik baskı ve kendimi yetersiz hissetme duygusu yaşadım” diyerek anlatıyor.

EKONOMİK SORUNLAR HEM KADINLARI HEM YAKINLARINI ETKİLİYOR

İhraç süreci kadınlarda başta ekonomik sorunlar olmak üzere sosyal, ailesel, psikolojik bir çok probleme neden oluyor. Tablo sadece ihraç olanı değil, en yakınlarındakini de doğrudan etkileyebiliyor, bu da kadınlara ağır geliyor. Kadınların yüzde 62’sinin kendileri dışında en az bir başka kişiye de bakma yükümlülüğü var; çocuklar, anne babalar, kardeşler... İşte yaşananlardan örnekler:

♦ “Çocuklarımın eğitim giderini karşılamada zorlanıyorum. İhtiyaçlar karşılanamadığından aile içinde psikolojik ve ekonomik anlamda sıkıntılar oluşuyor”

♦ “Tüm düzenimi ekonomik anlamda değiştirmek zorunda kaldım. Evimi değiştirdim. Arabamızı sattık. Harcamalarımızı minimuma indirdik. Uzman bir psikologdan yardım alıyorum ve ilaç kullanıyorum. Ne iş yaptığım sorulunca cevap veremiyorum. Bazen hala öğretmenim diyorum.”

♦ “Oğlum üniversiteyi başka ilde okuduğu için, eğitim giderlerini karşılayamadım. Ve dil okuduğundan, yurt dışı yasağı olması, eğitim hayatını olumsuz etkiliyor”

♦ “Eşimin işi gereği yurt dışı eğitimleri vardı, benim yüzümden yurt dışı çıkış yasağı oldu ve firması 4000 TL maaşından kesti, eşimin ailesi sanki suçlusu benmişim gibi davranıyor, ihraçtan sonra bebeğim oldu ve doğal olarak maddi olarak sıkıntılar yaşıyoruz”

♦ "Güvenlik ve ruh sağlığımı korumak için evimi bir şehirde bırakıp ailemin yanına geçtim. Ailenin yaklaşımı açısından sorun yaşamasam da toplumsal hayattan kopukluk söz konusu. Ekonomik olarak ailemin desteği ile almış olduğum, artık pek kalamadığım bir evim var, borcum olduğu gibi duruyor, evi devretmek durumundayım. Yer, yurt, düzen, aidiyet açısından ciddi bir sarsılma durumu mevcut. Üniversite yılları dahi çalışıp tek başına ayakta durmaya alışkın ve mesleki olarak iş yükü mesai saatleri ile sınırlı olmayan biri olarak ailenin yanına, düzenine, çevresine uymak zorunda olmak beni allak bullak etti. Bir kadın akademisyen olarak, kendi yaşamımdan çok ciddi ödünler vererek oluşturduğum tüm birikimin bir anda bir hiç olduğu duygusundayım" 

YAŞADIKLARI YERİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDILAR

Ankete katılan kadınların yüzde 17’si ihraç edildikten sonra yaşadığı ili/ilçeyi değiştirmek sorunda kalmış. Yaşadığı yeri değiştirenlerin yüzde 77’si bekâr, yüzde 23’ü ise evli. 

Annesi ev emekçisi, babası işçi emeklisi olan, İstanbul'da yaşarken ihraçtan sonra Diyarbakır’a ailesinin yanına göç etmek zorunda kalan bir kadın öğretmen yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Düzenli aldığım maaşa güvenerek 2013 yılında aldığım ihtiyaç kredisi 2019 Ağustos ayında bitecek. Ödemelerin düzenli gidebilmesi için babam ödemelerimi yapıyor ancak ailemin de aslında böyle bir ödemeyi yüklenebilecek ekonomik geliri yok. İstanbul’da yaşamanın ekonomik güçlüğünden dolayı da epey bir miktar elden borçlarım da vardı. Borç aldığım arkadaşlarım durumum nedeniyle borçlarımı gündeme getirmiyor olsalar da mahcubiyet duyuyorum. Şu an geri ödemem gereken banka kredisi kadar elden borcum var. Bunların bir kısmı döviz cinsinde. Şu an elime geçen para yalnızca zorunlu masraflarıma gidiyor.”

Van’dan İzmir’e göç etmek zorunda kalan başka bir kadın da  “Kira ödeyemez oldum. Sosyal güvencem olmadığı için sağlık haklarından yararlanamıyorum” diyor. Sağlıkçı bir kadın da “Daha düşük ücretle daha zor koşullarda çalışmak zorunda kaldım. Ev yaşantımı değiştirip ailemin yanına taşınmak zorunda kaldım.” diye anlatıyor yaşadığı süreci.

SAĞLIKLARI BOZULDU, SAĞLIK GÜVENCESİ ORTADAN KALKTI

İhraç edilenler, kısa bir süre sonra sağlık güvencesini kaybettiler. Her 4 kadın ihraçtan birinin sağlık güvencesi yok. Kadınlar bu süreç nedeniyle hem çeşitli sağlık sorunları yaşamış,- hem de sağlık güvencesi olmamasının yarattığı sorunlarla karşılaşmış. Kadın ihraçların yüzde 68’i genel sağlık durumunun iyi olmadığını söylüyor. İhraç olduğunda hamile olan bir kadın emekçi, yaşadıkları yüzünden erken doğum yapmış. 15 yıldan fazla çalışma süresi olan ve iki kişiye bakmakla yükümlü bir kadın ise “Aile ile daha az görüşme. Bel fıtığı tetiklenmesi. Gebelik tedavimin yarım kalması. Kira giderimi karşılayamama. Aracımı satmak zorunda kaldım. Oğlumun tedavi giderlerini karşılamakta zorluk yaşıyorum.” diyerek anlatıyor sorunları. 20 yıldan fazla çalışma süresi olan ve doktoralı bir öğretmen ise ihracın ardından “sağlık sigortasından yoksun olup, hastalandığımda bir başkasının sigortasından yararlanmanın" kendisine çok zor geldiğini ifade ediyor.

UMUT HALA DİRİ, DAYANIŞMA HAYATİ

Kadınlar yaşadıkları tüm bu zorlu süreçlere rağmen umutlarını diri tutmaya çalışıyorlar, umut mesajları veriyorlar, direniyorlar, dayanışmayı artırma çağrısı yapıyorlar. Başta kamu emekçisi kadınlar olmak üzere tüm kadınların dayanışmayı artırması, daha çok yan yana olmak, bu umudun kazanıma dönüşmesi için çok önemli.

www.evrensel.net
ETİKETLER 15 TemmuzOHALKHK