‘Ülkemiz gerçeklerine uygun yenilenebilir enerji desteklenmeli’


Fotoğraf: Evrensel

‘Ülkemiz gerçeklerine uygun yenilenebilir enerji desteklenmeli’

Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gazi İpek’le Türkiye’nin enerji politikasını ve Nükleer Düzenleme Kurulu'nu konuştuk.

Birkan BULUT
Ankara

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Gazi İpek, sermaye lehine enerji politikalarının piyasalaştırıldığına dikkat çekerek, termik santrallere verilen teşvikin rüzgar enerji santrallerine verilmediğini söyledi. Türkiye’nin enerji ihtiyacına uygun bir enerji politikasının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten İpek, mühendislerin denetim yetkilerine yönelik saldırılara karşı da mücadele çağrısı yaptı.

EMO Genel Başkanı Gazi İpek ile Türkiye’nin enerji politikalarını ve 702 Sayılı KHK ile kurulan Nükleer Düzenleme Kurulunu konuştuk. Enerjinin her şeyden önce kamusal bir insan hakkı olduğunu belirten İpek, “Enerji politikaları özellikle ’80’lerden sonra özelleştirme rüzgarı içine girdi. 2001’den sonra ise serbestleşme ve liberalleşme politikaları geldi. Bu dönemle Türkiye’de hızla dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi, iletişim tesislerinin tasfiye edildi. Bunun birinci sonucu elektrik maliyetlerinin artması oldu. Giderek toplumun ihtiyacından fazla üretim yapılmaya başlandı. Geçmişten gelen yap-işlet-devret modelinin garantilerinin de etkisiyle yenilenebilir enerjiye gereken yatırımlar yapılmadı” dedi.

‘PİYASA ODAKLI YATIRIMLAR’

Hükümetin milli politika adı altında ve Türkiye gerçeklerinden uzak bir şekilde yerli kömüre dayalı çok fazla termik santral kurduğunu belirten İpek, bu alanda sermayeye oldukça fazla teşvik verildiğini söyledi. Çanakkale ve çevresinde çok sayıda proje olduğunu kaydeden İpek, “O bölgeden kömür çıkarılacağı hesaplanıyor. Ancak bakıyoruz ki buradaki kömürler istenilen değere sahip değil. Aynı zamanda buralarda limanlar yapılıyor ve daha çok ithal kömür olacağı anlaşılıyor. ‘5. bölge teşvikleri’ dediğimiz en geri bölge teşvikleri bu yatırımlara veriliyor. Ancak bu alanda termik santrale verilen teşvik, RES kurarsan verilmiyor” dedi. Türkiye’nin ihtiyacından fazla ve piyasa odaklı yatırımlar yaptığını belirten İpek, teşviklerin belli bölgelerde birikmesinden dolayı istenilen verimin alınamadığını dile getirdi. İpek, buna karşı Türkiye gerçeklerine uygun olarak yenilenebilir enerjiyi desteklediklerini söyledi.

‘TÜRK TELEKOM KAMULAŞTIRILMALI’

Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası, Türk Telekom’daki yüzde 55 Oger Telekom hissesini devralması için Rekabet Kurumuna başvurması sorumuzu da yanıtlayan İpek, öncelikle Türk Telekom’un daha başından özelleştirilmemesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle devletin Telekom’u hızla kamusallaştırılması gerektiğini belirten İpek, “Çünkü diğer sektörler de bu alt yapıyı kullanıyor. Böylesine önemli bir sektörün kontrolsüz bir güç elinde olmaması gerekiyor” dedi.

‘MESLEKTAŞLARIMIZIN ÇIKARINI SAVUNACAĞIZ’

Türkiye’de hizmet alanının özelleştirilmesi ve uluslararası sermayeyle birlikte ortak bir pazara dönüştürülmesinin amaçlandığına dikkat çeken İpek, bunun karşısında duran mühendislerin de tasfiye edilmeye çalışıldığını söyledi. Bu nedenle meslek odası olarak daha aktif bir yapıya dönüşmeleri gerektiğini belirten İpek, “Meslek alanlarımıza ilişkin görüşlerimizden rahatsız olan piyasa bizim alanımızı daraltmaya çalışıyor. Denetleme hakkımızı daraltmaya çalışıyorlar. Akreditasyon üzerinden kurumları piyasadaki tüm mühendislik örgütlerini merkezileştirerek tekelleştirmeye çalışıyorlar. Tüm bunlara karşı odamızın görevi gerçekten meslektaşlarımızın çıkarını korumaktır. Bir yandan mesleğimize sahip çıkacağız, bir yandan da örgütümüzü daha fazla demokratikleştirerek üye katılımını arttıracağız. TMMOB olarak bu ülkenin demokratik güçleriyle el birliği içinde ortak bir mücadele hattında birleşerek, Türkiye’nin bu gidişatını durdurmak zorundayız” dedi.

‘ELEKTRİK KAYBI ÖNLENSE NÜKLEERE GEREK KALMAZ’

Nükleer Düzenleme Kurulunun kurulmasına ilişkin çıkarılan KHK’yi da değerlendiren İpek, bu kararnamenin Cumhurbaşkanının yemin ettiği güne sıkıştırılmasının arkasında başka bir iş olduğunu dile getirdi. Burada siyasal bir tercih gördüklerini ifade eden İpek, Türkiye’de yürüyen iki tane proje olduğunu aktardı. Akkuyu’daki santralin 2023-2024’te hizmete girmesinin planlandığını ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşıladığını belirten İpek, Sinop’taki santralin ise 2027-2028’de hizmete gireceğini, elektrik ihtiyacının yüzde 16’sını karşılayacağını kaydetti. İlk yatırım maliyetlerinin 40-50 milyar dolar olduğunu ifade eden İpek, şöyle devam etti :”Türkiye’de kayıp kaçak oranlarına baktığımızda yüzde 18’lerde. Bu uluslararası standartlarda 6-8 arasında değişiyor. Türkiye’de üretim hatları sağlam aslında fakat bütün kayıp dağıtımda. Dağıtımdaki kayıpları Türkiye çok cüzi rakamlarla giderebilir. Ancak 50 milyar dolar yatırım yapıyoruz. Bu nedenle uluslararası bir takım güçlerin Türkiye’de bazı şeyleri zorla kabul ettirdiğini düşünebiliriz” dedi.

‘NÜKLEER SİYASİ BİR TERCİH’

‘Neden nükleer?’ diye sorduklarında ise ikinci ağızlardan ‘Biz bu teknolojiyi Türkiye’ye getirerek arkasından nükleer silahlara sahip olmak istiyoruz’ şeklinde gerçekçi olmayan sözler duyduklarını aktaran, İpek, “Böyle bir teknolojiyle ona ulaşamayacağını bildiğin halde bu da bir pazarlama oluyor. Dolayısıyla nükleer macerası Türkiye’de siyasi bir karardır. Çevre sorunu, sağlık meselesi  nükleer atıklar vb. konuşabiliriz ama bunun bir öncesi enerji politikası. Enerji politikasında buna ihtiyaç var mı, tabii ki yok.”

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Temmuz 2018 22:18
www.evrensel.net