Bir Helin, bir Leyla, bir Eylül daha ölmesin

Fotoğraf: DHA

Bir Helin, bir Leyla, bir Eylül daha ölmesin

Erkek arkadaşı tarafından öldürülen Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken, dava sürecini Evrensel’e yazdı.

Nihat PALANDÖKEN

Olayın olduğu gün, 13 Ekim’de ben burada değildim. Bir yeğenim yoğun bakımdaydı, Adana’ya gitmiştim. O gece Adana’da kalmam gerekiyordu. Haberi aldım, hastaneye gidemedim, o gece geri döndüm. Büyük bir acı yaşadım, bu acının tarifi yok...

Helin’nin cenazesinin kaldırılacağı gün kadınlar yanıma geldi ve “Cenazeyi biz kadınlar taşımak istiyoruz” dedi. Ben daha olayın ne olduğunun farkında değildim. Sadece bir genç kadının katledilmesi karşısında bu talebi en doğal hak olarak gördüm. Cenazeyi kadınlar taşıdı.

Başsağlığı için bir çok bakan, vekil, başbakan geldi “Biz sizin yanınızdayız” dediler. Ama iktidar tarafından o dönem verilen önergeler reddedildi. Biz bunları gördük yaşadık. Davanın öncesinden bugüne kadar bir çok sivil toplum örgütüyle, kadın örgütleriyle, kadın dayanışma dernekleriyle, duyarlı insanlarla, sendikalarla, bazı siyasi partilerle, vekillerle, sanatçılarla görüştüm. Fikir alışverişi yaparak katilin cezalandırılması için mücadele ettik.

Biliyorsunuz ilk duruşmaya yanlış sanık getirildi. O gün duruşma saat 13.00’te başlayacakken 17.00’ye doğru mahkeme salonuna alındık. Saatlerce adliyede bekletildik ancak bir skandal yaşandı ve duruşmaya yanlış sanık getirildi. Bu denetimsiz tutum onların aleyhine oldu. Çünkü yanlış sanığın gelmesi kamuoyunda tepki yarattı.

Ailem bu süreçte bana çok destek oldu. Kadın Meclisleri, Mor Dayanışma, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Umut Vakfı ve diğer STK’ler, yöre dernekleri bu davada bize destek oldu, mücadelemize ses verdiler. Diğer duruşmalarda da bizi yalnız bırakmadılar.

5. duruşmada emsal bir karar alındı. Katilin ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yıl 6 ay ceza almasını kimse beklemiyordu. Çünkü kadın cinayetleri davalarında maalesef iyi hal indirimleri ile katillere ödül gibi cezalar veriliyordu. Takım elbise giydiği, özür dilediği, mahkemeye heyetine karşı saygılı bir tutum sergilediği için iyi hal indirimi alabiliyordu. Bu davada iyi hal indirimi uygulanmaması; davayı sahiplenen duyarlı insanların, kadın örgütlerinin, STK’lerin ve bizim mücadelemizin sonucudur.

Biz her zaman bu işler olmadan önlem alınması için, başka canların yanmaması için caydırıcı ve örnek cezalar uygulanması gerektiğini söyledik. Bu karar umarım bazı canilere de örnek olur. Bundan sonra umarım daha da iyi kararlar çıkar, başka hayatlar sona ermez, ailelerin canı yanmaz.

Kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, artan bireysel silahlanmaya karşı bir imza kampanyası başlattım. Silahlar insanların güvencesi değildir. Bir evde silah bulunması her zaman bir tehlikedir, önlenemeyecek olaylara sebep olabilir. Örneğin her ailede tartışmalar yaşanabilir. Evde bir silah olduğunda bir anlık öfkeyle anne-baba, eş, evlat katili olabilir bundan daha büyük bir ızdırap yoktur. İnsanlar gücünü demir parçasından almaya çalışıyorlar. Silah taşıdıkları zaman cesaretli olduklarını düşünüyorlar ama öyle değiller. Bence bir insanın en büyük silahı aklıdır, kalemidir. Bireysel silahlanmaya karşı düzenlediğimiz imza kampanyasını her yerde duyurmaya çalıştım. Meclise internet üzerinden silah satışının engellenmesi ile ilgili önerge verdim. Birkaç site kapatıldı ama silah satışı hâlâ devam ediyor.

İmza kampanyasına memleketin her yerinden destek geldi. Mesela; İstanbul dışında farklı insanlar -herhangi bir kuruma bağlı olmayan- kendileri inisiyatif alarak çevrelerinde kampanyamız için imza topladılar. “Abi 5 tane imza topladım yeter mi” diye beni aradığında bu mücadeleyi sahiplendiğini görüyorum. Kendi bulunduğu alanlarda, ailesinden, akrabalarından, arkadaşlarından imza toplamış olan bir çok insan bana imzaları ulaştırdı. Bu kampanyada hedefimiz 1 milyon imza. Topladığımız imzaları Meclise götüreceğiz.

Helin ve katledilen tüm kadınlar ve çocuklar için adalet talebimi her yerde dile getirdim. Bizler bir Helin, bir Leyla, bir Eylül daha ölmesin, bireysel silahlanmanın önüne geçilsin diye mücadele ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Eylül ve Leyla’nın ailelerine sabır diliyorum. Evladını kaybetmiş bütün ailelerin de yılmadan kamuoyu oluşturarak davalarına sahip çıkması gerekiyor. Tek başlarına kaldıklarını düşünmesinler, bu canilerin ceza alması için mücadele etmekten vazgeçmesinler. Bu davada yanımızda olan kadın örgütlerine, bütün sivil toplum kuruluşlarına, duyarlılık gösteren herkese teşekkür ediyorum.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Temmuz 2018 09:15
www.evrensel.net