'Yaş'tan eğilen çocuklar

Dosyamızın bugünkü konusu yeni sistemde en çok tartışılan konuların başında gelen “yaş” konusu. Milli Eğitim Bakanlığı, “12 Yıl Zorunlu Eğitim: Sorular Cevaplar” broşüründe “Çocuklar daha erken yaşta okula başlayınca, yapılan eğitim onun için daha ağır kalmayacak mı?” sorusuna şöyle cevap

Özge Ayaz / Tuba Güngör / Sevda Karaca

60-72 aylık çocuklar okula başlamak için hazırlar mı?

Bu yaş grubu “okul öncesi yaş grubu”dur. Bu çocuklar okula hazırlık süreci tam olarak yapılmadan direkt okulla karşı karşıya gelecekler. Diyelim ki bakanlığın yayınladığı kriterden birkaçını yapabiliyorlar, yine de bu çocuklar zihnen, duygusal olarak ya da ince motor becerileri dediğimiz beceriler açısından okula başlamaya, 1. sınıf müfredatını almaya hazır değiller. İnce motor becerileri dediğiniz beceriler nelerdir? Mesela yayınlanan kriterlerde 6 kez top sektiriyorsa, takla atıyorsa gelişimde sorun yoktur yani okula başlayabilir deniliyor… Top sektirmek, takla atmak daha büyük motor becerileri. Kollarla, bacaklarla, bedenle yapılan hareketler. Mesela kalem tutma, makasla bir şeyler kesme ya da şekil verme gibi parmakları çalıştıran hareketler ise ince motora girer. Onlar için de okul öncesi eğitim çok önemli. Çocuk önce hamurla oynayacak, parmaklarıyla becerileri geliştirecek, ondan sonra çizgi çalışmaları yapacak. Ama bunları uzun uzun oturup yapmayacak, oyunla yapacak. Bu kaslar gelişmeli ki çocuk okula başlayabilsin.

DİKKAT! SONUÇ ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ OLMASIN

60-72 ay söz konusu olduğunda müfredat nasıl ayarlanmalı?

Biz müfredatın çok ağır olduğunu başlama yaşı 60-72 aya düşürülmeden önce de söylüyorduk. Çocukları düz sıralarda, kalabalık sınıflarda uzun süre oturtmak doğru değil. Sistemde problemler varken, şimdi de yenilerini ekliyoruz. Böyle sınıf ortamlarına bir de daha küçük çocukları getiriyoruz. Madem çocuklar başlıyor onlara göre müfredat oluşturulmalı, sınıflar onlara göre ayarlanmalı, daha oyuna yönelik şeyler yapılmalıydı. Türkçe, Matematik gibi derslerin olması doğru değil. Çünkü gelişimin üstünde bir şey yapmak, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine yol açacaktır. Yetersizlik hissi, özgüven eksikliğine yol açmaya başlayacaktır. Burada da davranış problemleri görmeye başlayacağız. O yaş grubu davranışlarını, duygularını kontrol edebilen bir yaş grubu değil. Şimdi yapamadığı şeylerden dolayı da huzursuz olmaya başlayacaklar.

Sınıfların çocuklara göre ayarlanması gerektiğini söylediniz ama birkaç pilot okul dışında böyle bir hazırlık olmadığı ifade ediliyor. Sınıfların uygun olmaması çocukları nasıl etkileyecektir?

Çocuk gelişimde 1 ayın bile çok önemi var. Çocuk kendisinden daha büyük çocuklar için hazırlanmış bir ortamda olacak. Lavaboya yetişemeyecek, sıralardan zıplamak zorunda kalacak, böyle zamanlarda da çocuklarda yetersizlik hissi oluşmaya başlar. Aslında o ortam o çocuğa uygun değil ama çocuk bunu anlayamaz ki. Burada da özgüven problemleri yaşamaya başlayacak.

VELİLER NE YAPMALI?

Bu durumda veliler ne yapmalı? Sonuçta bu sistemle karşı karşıyalar, okula gönderseler bir dert göndermeseler başka bir dert...

Okula göndermeseler bir rapor almak zorundalar ve en çok korktukları şey bu rapor çocukların siciline işlenmesi. Bu da haklı bir kaygı. Çünkü “bu çocukta gelişim geriliği vardır ve ya motor gelişim bozukluğu vardır, o yüzden okula başlayamaz” gibi bir rapor bu. Ama çocuğunuzda gelişim geriliği, kronik bir bozukluk yok. O zaman neden böyle bir rapor elinizde bulunsun? Çocuk dönüp de ilerde “neden bana böyle bir rapor aldın” diyebilir. Aile bunun vicdani sorumluluğunu da taşımak istemiyor haklı olarak. O yüzden gönüllü olmasalar bile başlatmayı düşünüyorlar.

Eğer tepkilere rağmen 60-72 aylık çocuklar okula başlarlarsa, evde nasıl davranmalı bu çocuklara?

Okulda çok fazla oyun halinde vakit geçiremeyecekleri ve çok koşmaya, bedensel oyunlar oynamaya, enerjilerini atmaya ihtiyaçları olduğu için evde bu sağlanmalı. Diyelim ki bu çocuk bütün gün “oyuna” katılarak belli bir ders programına tabi tutuldu. Bunu evde de yapması gerekecek. Ancak zamanla okulda bu kadar yük alan çocuk, evde de yüklenildiğinde, ya siz çalışmaları yaptırırken size dünyayı dar edecektir, ya da  çok fazla yorulduğundan bir süre sonra hiçbir şey yapmak istemeyecektir. O yüzden evde çalışma yapılacaksa çocuğu zorlamadan, çocuğun hazır olduğu zamanlarda kısa süreli yapılması gerekiyor. Aileler “başarılı olma” yanılgısına düşmesinler. “Bu yaşta okula başlamak zorunda. Ben ona daha fazla destek olmalıyım, onunla daha fazla oyun oynamalıyım, ağladığı, gitmek istemediği, sorun çıkardığı zaman onu zorlamak yerine daha çok yanında olmaya çalışmalıyım” diye düşünmeliler.

ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

Öğretmenler de okula hazır olmayan çocuklarla baş başa kalacaklar. Onlara ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?

Yeni taktikler geliştirmeleri gerekiyor. Bu yaş grubundaki çocukları daha iyi tanımaları lazım. Mesela 6 yaşından önce çoğu çocuğun telefonla konuşurken kafa sallar, karşıdakinin bunu görebildiğini düşünür. Dünya onun gözüne göründüğü gibidir yani. Böyle bir çocuğun öğretmeniyle ilişkisi, ondan 1 yaş 1.5 yaş büyük çocuğunun öğretmeniyle kurduğu ilişkiden çok farklı. Çocuk, öğretmeni bir komut verdiği zaman onu iyi algılayamayacak, aklında tutamayacak, hatta karmaşık komutları da (bunu yap ardından şunu yap gibi) anlamayacak. Öğretmen bunun farkında olmalı. Çocuklardan fazla birşey beklemeyip, dilini sadeleştirmesi gerekecek. Çocukları zorlamamaya, katı tutumlar içinde olmamaya çalışmalılar. Kolay gelsin diyorum hakikaten!

72 AYDAN BÜYÜK ÇOCUKLARI DA BEKLEYEN SIKINTILAR VAR

Bu yasa geçmeden önce yaşını bekleyen yani 7 yaşında olan çocuklar da var. Bu iki yaş grubunun aynı ortamda olması ne gibi sorunlara yol açar?

Fiziksel gelişim açısından baktığımız zaman, çocuklar sınıfta kendinden azıcık iri olan çocuklara “abi, abla” diyebiliyorlar. İri çocuk da bundan rahatsız oluyor, küçük çocuk da onunla aynı ortamda olmaktan çekinebiliyor, rahatsız olabiliyor. Aralarında yaş farkı yokken bile sınıflarda zorbalığı görebiliyoruz. Kimin gücü kime yeterse. Şimdi bir de yaş koyduk araya, güç savaşları, kavga dövüşler göreceğiz gibi.  Bir çocuk sınıftan önde gidiyorsa çok sıkılır, yerinde duramaz, “ben bunları biliyorum, ben bunları gördüm” der. Ne olacak o zaman? “Bilenler, bu çalışmaları yapın, bilmeyenler siz de bunları yapın”. Bu durum küçüklerde özgüven problemi, büyüklerde sıkılma, tekrar etme, dolayısıyla gelişiminde de geri kalma durumuna neden olacak.


RAPOR YOLU ÇİLE DOLU

Türk Tabipler Birliği, rapor uygulamasının çocuklar açısından yaratacağı olumsuzluklara dikkat çekerken çok tartışılmayan önemli bir noktanın da altını çiziyor: Sayısı 600 binleri bulan çocuklara bu raporların alınması sırasında yaşanacaklar! · Bir çocuğun çocuk psikiyatrisi kliniğinde değerlendirilmesi en az 30-45 dakika. Bu değerlendirme için ailelerin önceden randevu alması gerekiyor, randevu sıraları yoğun başvuru nedeniyle çok uzuyor, çocukların bir kısmı okul açılma zamanı geldiğinde bile değerlendirilememiş olabilecek ve yanlış sınıfa verilme riskiyle karşı karşıya kalacak. · Bu grubun randevuları doldurması kliniklerde tedavisi süren hastaların randevularını aksatıyor,  tedavileri de yarım kalıyor.    Rapor alma "yarışında"  veliler ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Randevu alamadığı için şaşıran da var, muayeneden önce çocuklarına doktora yanlış cevaplar vermesini öğütleyen de. Rapor olmadan çocuğunu okula göndermeyene her gün için 15 TL ceza kesilecek.


SINIF TEKRARI YAPANLARIN ÇOĞU 69 AYLIKLARDI

Müfettişler Derneği İstanbul Temsilcisi Cemil Coşkun: Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı açıklamada “okuma yazma eğitimine Nisan ayında başlayacağız, ondan önce okul öncesi programı uygulayacağız” diyor. MEB’in, yayınlanan okul öncesi eğitim programında 60-72 aylık çocuklar “okul öncesi çocuklar” olarak değerlendiriliyor ama aynı çocuklar 1. sınıfa gönderiliyor. “Yaşı 1 yıl değil 3 ay geriye çektik, geçen yıl da 69 aylık çocuklar okula gidebiliyorlardı” açıklamasında yanılsama şu: Ben Bahçelievler’de 5 tane okuldan örneklem aldım. Sorduğum soru şuydu: geçen yıl 1. sınıfa kaç öğrenciniz kayıt oldu, bunlardan 69-72 ay olanların sayısı ne kadardır?  Toplam kayıt yapan öğrenci sayısı 1182, bunlardan 69 aylık olanlarının toplamı ise 69. Yani oran ortada. Üstelik, 1. sınıflarda sınıf tekrarı yapanların çoğu bu 69 aylıklardı. Eski yönetmeliğin “1. sınıfa 31 aralık itibariyle 72 aylık dolduranlar kaydedilir” diyen  15. maddesi aynen kalmalıydı. Önceki yıllarda rapor diye bir şey yoktu. “Gelişmemiş” kavramı veliye bırakılmıştı ve velinin yazılı beyanı yeterli oluyordu. Biz denetimlerimizde tipik olarak böyle bir çocuk gördüğümüz zaman öğretmene, çocuğun velisiyle görüşmesini, çocuğun okul öncesine gitmesi gerektiğini söylüyorduk.


ÖĞRETMENLER DE KAYGILI

Metin Zengi- Öğretmen

Ben hem veliyim hem eğitimciyim. En az 10 yıl 1. sınıfları okuttum. O dönemlerde dikkat ettiğim bir şey vardı, 7 yaşındaki çocuklar benim onlara gösterdiğim çizgi çalışmalarını çok rahat yaparken, hızlı kavrarken, 6 yaşında okula başlamış olanlar daha sıkıntılı oluyordu. Bu yasa ilk gündeme geldiğimde “eyvah” dedim. Çünkü benim de çocuğum var ve ben çocuğumu 1. sınıfa yazdırmadan önce 2 yıl anasınıfına verdim. Yaşını tam almış çocuklar sadece dersi kavrama değil, ders anlatımlarında dersi daha uzun süre dinleyebilme, faaliyetlere katılabilme, okulun kurallarına daha kısa sürede uyum gösterebilme gibi özellikleri daha çok kavramış oluyorlar. Bu konuyla ilgili en çok bizim söyleyecek sözümüz varken bize hiçbir şey sorulmadı. Biz kaliteli bir eğitim sunmak istiyoruz. Biz 36 tane çocuğu bile yönetemezken, sınıfların kalabalıklaşması da büyük bir sorun olacaktır. Şimdiden bile okullarımızda inanılmaz bir doluluk oranı var.


GÜNÜN SORUSU

Yasayı yapanların devlet okulunda 1. Sınıfa giden çocuğu var mı?

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Koordinatörü Batuhan Aydagül: Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde okulların açılmasına 6 ay kala çocukların okula başlama yaşı gibi önemli değişiklikler yapılmaz. Hafızlık okuluna giden, imam hatip okullarına giden çocuklar üzerinde nasıl velilerinin tercihlerinin dikkate alındığı öne sürülüyorsa, çocuğunu 5.5 yaşında okula göndermek istemeyen ailelerin tercihlerine de saygı duyulmalı. Bu yasayı destekleyen bakan, vekil, bürokrat ya da uzmanlardan kaçı çocuğunu bir devlet okulunda birinci sınıfa yazdırdı acaba? Bir soru daha: Birisi 60, diğeri ise 69 aylık iki torun sahibi olan Başbakan Erdoğan torunlarını devlet okuluna gönderecek mi?


GÜNÜN ÖNERİSİ

RAPOR ALMAYIN DAVA AÇIN !

Eski Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay da çocuklarını okula göndermek istemeyen velilere bir öneride bulundu: “Çocuk, 60 ayını tamamladığında 5 yaşını bitirmiş sayılmalıdır. İstatistik bilimine göre 5 yaşın bitip 6 yaşa girilmesi ise 72 ayın sonunda gerçekleşmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, son bakanın göreve başlamasına değin istatistik bilimini esas alan yasaları uygulamaya gelmiştir. Yeni bakan ile yeni bir uygulama başlatılmak isteniyor. Bakanın yaş hesaplama yaklaşımının doğru olmadığına inanan benim gibi birçok kişi vardır. Bu durumda yapılacak işlem, bu uygulamayı kabullenmek veya çocuklar için rapor almak yerine, Danıştay’da genelgenin yürürlüğünün durdurulması ve iptali için dava açmaktır.’’

Dava nasıl açılır?

Dava, ancak uygulamadan etkilenen veliler tarafından hem uygulanan idari işleme, hem de düzenleyici işleme karşı açılabilecek. 66 aylık çocuğu okula otomatik kaydedilen veli, buna ilçe ya da il milli eğitim Müdürlüğü’ne vereceği bir dilekçe ile itiraz edecek. İtirazı haklı bulunmaz ve reddedilirse, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren, hem uygulanan işleme hem de düzenleyici genelgeye karşı 60 gün içinde iptal davası açabilecek.


GÜNÜN GEYİĞİ

Okul formalarına bez modelleri de eklenecekmiş, bu modeller zorunlu olacakmış, hangi kırtasiyede bulunduğu bilahare ilan edilecekmiş :)

GÜNÜN SİNİR BOZANI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: “Gidip rapor alanlar var. Bunları evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Bu çocuklar gerizekalı mı?”

GÜNÜN İSTATİSTİĞİ

UNESCO İstatistik Enstitüsü’nün verilerine göre, dünyadaki 204  ülkenin 126’sında yani ülkelerin yüzde 62’sinde okula başlama yaşı 6’dır. Bu ülkelere Güney ve Kuzey Amerika ile Batı Avrupa ülkelerinin çoğu dahil. İlköğretime başlama yaşı 5’e ve ilköğretimin ilk kademesi 4’e indiği için Türkiye, dünyada  çocukların ilköğretimi 9 yaşında tamamlayacağı tek ülke haline geldi.


SİZDEN GELENLER

Sizce çocuğuna rapor almak isteyen veliler çocuklarına ihanet mi ediyor?

AKİF YEŞİLYURT: Velilerin çoğu durumdan habersiz. Şimdilik sadece rapor alıyorlar ileride başka yöntemler keşfedeceklerine eminim.

DUYGU: Eğitim sistemi de buna itiyor. SBS ve ÖSS gibi bariyerler koyuyorlar. Şartları oluşturmayan bir sistem illegale teşvik edyor

ZEYNEP TAŞ: Yapılan haksızlığa karşı çocuklarının hakkını koruyor veliler.. haksızlık değil bu bence..

MİSSMERAN: çocukluklarından 1 yıl çalmak daha büyük ihanet

GÖKHAN VOTS: Oğlun Burak Erdoğan Sevim Tanürek’i ezip öldürdüğünde, Tanürek’i 8’de 8 kusurlu bulan raporu ayarlaman, evladına ihanet midir?

GÜLÇİN DOĞUSAL - Cocuk okula erken baslamasin diye alinan rapora “cocuga ihanet” diyen rte nin ogluna askere gitmesin diye testis kanseri raporu almasi..uyu!

www.evrensel.net