Bilirkişiler altın madenine Kozak yaylasının yolunu açtı

Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

Bilirkişiler altın madenine Kozak yaylasının yolunu açtı

Bilirkişi heyetinden bir kişi hariç diğerleri raporunda Çukuralan altın madeninin kapasite artışında sakınca görmedi.

Özer AKDEMİR
İzmir

İzmir Kozak yaylasının başlangıcı olarak kabul edilen Çukuralan’da işletilen altın madeni ile ilgili açılan davada bilirkişi raporu belli oldu. Bilirkişilerden biri hariç diğerleri Koza Altın Şirketi tarafından işletilen Çukuralan altın madeninin üçüncü kez kapasite artışına olumlu görüş bildirdi. Maden bu kapasite artışı ile bilim insanları tarafından “ekolojik hassas bölge” olarak tanımlanan Kozak yaylasına doğru genişlemeye devam etti. Kozak Yaylası gerek fıstık çamı yetiştiriciliği, gerekse endemik bitki varlığı ve su kaynakları ile yörenin can damarı durumunda.

MADEN ALANININ YÜZDE 80’İ ORMAN

‘FETÖ’ operasyonları sonrası TMSF’ye geçen altın madeninin üçüncü kez kapasite artışına gitmesine karşı Bergama Belediyesi, EGEÇEP ile yurttaşlar tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açılmıştı. İzmir 6. İdare Mahkemesinde görülen davada mahkeme bilirkişi incelemesine karar vermişti. Nisan 2018 tarihinde yapılan bilirkişi keşfinin raporu belli oldu. Keşif sırasında altın madeninin işletme sırasında ve kapandıktan sonra çevreye zarar verip vermeyeceği, (insanlara, bitkilere, havaya, suya ve toprağa) ile şayet verilebilecek bir zarar var ise bunun en az düzeye çekilmesi için teknolojinin gerektirdiği tedbirlerin alınıp alınmadığı sorumlarına yanıt arandı.

Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi Maden Mühendisi Çevre Mühendisi, Fauna Uzmanı, Flora Uzmanı, Orman Mühendisi, Harita Mühendisi ve Kimya Mühendisi bilirkişiler kendi uzmanlık alanları ile ilgili yaptıkları incelemelere dair görüşlerini bilirkişi raporunda ortaya koydular.

Rapora göre maden alanının florası ve orman varlığı konusunda incelemelerde bulunan bilirkişi 324 hektarlık ÇED alanının 274 hektarının orman alanı içinde kaldığına, 3. Kapasite Artırımı Projesi ÇED alanının da önemli bir kısmı orman sahası içinde bulunduğunun altını çizdi.

FISTIK ÇAMI ÜRETİMİNE ETKİSİ ÖNEMSENMEMİŞ

Bilirkişi, maden sahası içinde yöre ekonomisinin can damarı sayılan fıstık çamı ağacının bulunmamasına rağmen maden sahasının dışında kalan alanlarda fıstık çamı ağaçlarının bulunduğuna dikkat çekti. Bu önemli tespitlere rağmen bilirkişi, madenin tohum mesceresi üzerindeki etkisinin sınırlı olacağı, önemli oranda kızılçam ağacı kesilecek olmasına rağmen, şirketin kesilecek ağaçların 5 katı kadar ağaç dikeceği taahhüdü gibi gerekçelerle madenin kapasite artışına yeşil ışık yaktı. Yine fauna uzmanı bilirkişi de “doğal kaynakların sürdürülebilir ve bütüncül bir şekilde yönetilmesi ile işletmenin hayvan genetik çeşitliliği ve genetik çeşitliliği ve genetik rezervlerin kaybolmasına neden olmayacağı…” nı ileri sürerek kapasite artışında fauna açısında sakınca bulunmadığını belirtti. Kimya mühendisi  madenin kimyasal anlamda bir kirliliğe yol açmayacağını iddia ederken, maden mühendisi de uygulanan yöntemin dünyada yaygın olarak kullanıldığı gerekçeleriyle kapasite artışında bir sorun görmedi.

BİLİRKİŞİLER TAAHHÜTLERİ YETERLİ BULDU

Çevre mühendisi bilirkişisi madenin çevresel etkilerle ilgili taahhütlerini ve ek çalışmalarını yeterli bulurken, resmi kurumların gerekli izinleri verdiğine de dikkat çekerek kapasite artışına olumlu görüş verdi. Yine toprak kaynakları ve tarımsal açıdan madeni ve kapasite artışını değerlendiren bilirkişi heyeti üyesi de ÇED raporu sürecindeki taahhütlerin yerine getirildiği, Bakanlığın da gerekli denetimi yaptığını iddia etti. Bilirkişi heyeti üyesi kapasite artışının “tarımsal yapı ve toprak kaynaklarına bir zararının olmayacağı”nı ileri sürdü.

Madenin kapasite artışına karşı tek olumsuz görüş bildiren bilirkişi heyeti üyesi ise jeoloji mühendisi oldu.

‘ÜÇ ÖNEMLİ RİSK VAR’

Heyette yer alan jeoloji mühendisi Hakkı B. Demiray yaptığı incelemede, madenin kapasite artışının canlı sağlığı açısından 3 önemli riski olduğunu dile getirdi. Demiray bu üç riski şöyle sıraladı; “Bunlardan ilki madenin yaklaşık 6 km kuzey batısında yer alan ve içme suyu amacıyla Balıkesir Belediyesi tarafından kullanılan Madra Barajının göl alanının bulunması, ikincisi Maden atık sularının deşarj edildiği Çökek Deresinin doğal ait ve mesire yeri olan yaklaşık 5 km güneydeki Kültür ve Tabiat Varlığı olan Nebiler şelalesine drene olması üçüncüsü ise ocak işleme şevlerinin stabilitesi hesaplarındaki eksikliklerdir. Bu eksiklerin raporda giderilmesi gerekmektedir.”

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Temmuz 2018 14:24
www.evrensel.net