'Gazetecilik eğitiminde uzmanlaşma, meslekte sendikalaşma'

TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş (Fotoğraf: Evrensel)

'Gazetecilik eğitiminde uzmanlaşma, meslekte sendikalaşma'

TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ile Türkiye'deki gazetecilik eğitimini, bu eğitimi alan öğrencilerin durumunu ve neler yapabileceklerini konuştuk.

Mehmet Fırat ÖKSÜZ
İstanbul

Türkiye’de gazetecilik, hem tartışılan hem de itibar kaybeden bir meslek olarak adeta yaşam mücadelesi veriyor. Tetikçi gazetecilik, yandaş medya, havuz medyası gibi kavramların giderek popülerleştiği son yıllarda iletişim fakültesi öğrencileri, bir yanda iktidarın baskıları, diğer yanda gazeteciliğin halkın gözünde kaybettiği değer ve saygı yüzünden sıkışmış durumda. Öğrencilerin, bu sıkışmışlıktan nasıl kurtulabileceğini  konuştuğumuz Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş henüz öğrenciyken sendikalı olmanın önemine vurgu yaparak, “Öğrenciler belirli bir alanda uzmanlaşarak donanımlarını güçlendirmeli, güçlü bir sendikalaşma ile de kötü gidişatın önüne geçmeliler” diyor.

Gazetecilik eğitimini ve iletişim fakültelerinin durumunu takip ediyor musunuz?
Özel bir takibimiz yok. Bundan 4-5 ay önce iletişim fakültelerinde kaç öğrencinin bulunduğunu ve mezun olduğunu araştırdık. Her yıl yaklaşık 1000 öğrenci  iletişim fakültelerinden mezun oluyor. Buna karşın medya sektöründe sürekli daralma ve işten atmalar yaşanıyor. Her yıl mezun olan 1000 öğrencinin maksimum yüzde 5’i sektöre girebiliyor. Ki bu yüzde 5’lik kesim de yüksek ihtimalle sektörde kalamıyor. Bunun iki sebebi var; ilki sektörün kendini çabuk yenileyememesi, ikincisi ise çok sayıda iletişim fakültesinin açılması. Sektörde şu an 30 bin civarında insan var. Her yıl ortalama 1000 öğrenci mezun olsa bile bu meslek zamanla, tecrübe kazanıldıkça kalitenin arttığı bir meslek olduğu için emekli olmak az rastlanılan bir durum. Bu şekilde yeni mezunların iş hayatına girişinin de önü tıkanmış oluyor.

GAZETECİLİK EĞİTİMİNDE UZMANLAŞMA ÖNEMLİ

Öğrenciler genellikle donanımlı bir biçimde mezun olamıyor. Sendika olarak bu sorunun çözümüne bir öneriniz var mı?
Eğitim sisteminde şöyle bir değişikliğe ihtiyaç var: Birincisi iletişim fakültelerinin sayısının azaltılması gerekiyor.  İkincisi ise bölümler için uzmanlaşma gerekli. Sektörün önemli bir kısmını gazetecilik dışındaki mesleklerden insanlar oluşturuyor. Yani bir gazete sahibi, ekonomi sayfası için,yeni mezun olmuş bir gazeteciyi değil, bir iktisatçıyı işe alır. Çünkü o ekonomiden anlarken, iletişim fakültesi öğrencisi ekonomi alanında yetkin bir biçimde mezun olmuyor. Fakültelerin ilk iki yıl temel eğitimi verdikten sonra öğrencilere belirli bir alanda uzmanlaşma eğitimi vermesi gerekiyor. Bu şekilde sektöre girişlerin yüzde 5’ten yüzde 20’ye çıkabileceğini düşünüyorum.

Sendikanın iletişim fakültelerinin bu durumu karşısında yapabilecekleri nedir?
Biz sendika olarak öğrencinin stajını daha rahat yapabilecekleri ve sektörde kalabilmeleri ve ücretsiz bir şekilde çalışmalarını engellemek için bir çalışma yapabiliriz. Bunun dışında sendikanın MEB’e ya da YÖK’e müdahale edebilecek bir gücü maalesef yok.

Sendika iletişim fakülteleri ile birlikte ortak çalışmalar yapıyor mu veya yapacak mı?
Biz TGS Akademi adında bir çalışma yürütüyoruz. Üniversitelerde ders veren hocaların eğitmenliğinde yeni medya alanına ilişkin eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlere katılan yaklaşık 300 kişinin yarısını öğrenciler oluşturuyor. Bu çalışmayla öğrencilerin bir çoğu yeni medya içerisinde iş bulabilir duruma geldi. Önümüzdeki dönemde 15 farklı ilde bu çalışmaları yapacağız.

ÖĞRENCİLER SESLERİNİ GÜÇLÜ BİR SENDİKA İLE DUYURABİLİR

İletişim fakültesi öğrencileri seslerini nasıl duyurabilirler?
Bunu güçlü bir sendika ile yapabilirler. Ancak sendikaların zayıflatılması ve mesleğin itibar kaybetmesi sebebiyle gazeteci sendikaları toplum nezdinde kabul gören konumdan uzaklaştı. Geçmişte sendikaların yaptığı çağrılara verilen karşılıkla bugün verilen karşılıklar çok başka. Bugün gazeteciler birbirine düşman edildi. Geçmişte sendika çok güçlüydü. Bir gazeteye muhabir olarak girdiğinde muhabir olarak devam edebiliyordun. Çünkü sendikan vardı, güvencen vardı, işini keyifle yapıyordun. Artık çalışanlar ekonomik sebeplerle birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyor. Sendikanın güçlü olduğu bir yerde böyle durumlar yaşanmaz. Sendika dayanışmayı ve iş güvencesini artırır. Geldiğimiz noktada gazeteciler kendi aralarındaki dayanışmayı kaybettiler ve patronun karşısında durabilecek bir sendikaları yok.

GAZETECİYİ İKTİDARLAR DEĞİL HALK SEVMELİ

Çeşitli meslek kuruluşları, yapılan usulsüzlükler karşısında yaptırım uygulayabiliyor. Ancak bu gazetecilik içerisinde şahit olduğumuz bir durum değil. Bununla ilgili neler yaplabilir?
Gazeteciliğin etik kuralları var. Gazeteciliğe başlayan herkes bu etik kuralları kabul ederek bu sektöre girmeli. Ancak gazeteci herkesle temas kuruyor. Bir doktorun, hukukçunun sınırları daha belirgindir. Gazetecinin ise sınırı yoktur. Bugün cumhurbaşkanıyla yemekte olabiliyorken yarın asgari ücretli bir ailenin sofrasına oturmuş olabilirsin. Bu ve benzeri durumlar farklı çıkar ilişkilerini de ortaya çıkarıyor. Bir siyasetçiyle aran çok iyiyse bu durumu kendi menfaatlerin için kullanabiliyorsun. Gazeteci, geniş çevre içerisinde böyle hataların içine düşüyor. Gazetecilikte asıl olarak gazetecinin kendi kimliğini edinmesi gerekiyor. Bu işi kamu yararı için yaptığının bilincinde olması gerekiyor. Etik kurallara uyması gerektiğinin farkında olması gerekiyor. Etik kuralları ve kamu yararını arka plana ittiği anda kişi mesleğine ihanet etmiş olur. Son dönemde siyasi iktidarların penceresinden bakan bir tetikçi gazetecilik anlayışı gelişti. İktidar gazetecinin kamu yararı fikrinden uzaklaşmasını istiyor. Çünkü kamu yararı gözeten gazeteci iktidarlar  için tehlikeli oluyor. Gazetecileri iktidarlardan çok halkın sevmesi gerekiyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Temmuz 2018 20:28
www.evrensel.net