8 Mart tutuklamalarına ortak tepki

8 Mart tutuklamalarına ortak tepki

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefetten son dönemde ilk kez hapis cezası çıktı. 2005 yılında Mersin’de 8 Mart etkinlikleri düzenleyen dönemin BES Mersin Şube Başkanı Gürsel Şenşafak, SES Mersin Şube Başkanı Yılmaz Bozkurt, Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Orhan Yıldırım bu yasaya muhalefet etti

Gökhan Durmuş / Ercüment Akdeniz

KESK Genel Başkanı Lami Özgen, bu tutuklamaların temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğunu düşünüyor.

O yıllarda yaptıkları eylemlerin başında meşaleli yürüyüşler olduğunu aktaran Özgen, “Bu suç değildir. Ama maselesef polisler bazen bunu 2911 kapsamına alıyor. Suç sayılıyor. Bu tutuklamalar temel hak ve özgürlüklere, düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırıdır” dedi.

Arkadaşlarına verilen bu cezanın önümüzdeki dönemde 2911 sayılı yasa gerekçe gösterilerek sendikal eylemliliklere ceza verileceğinin habercisi olduğunu belirten Özgen, hükümetin bir taraftan demokratikleşme, yeni anayasa dediğini ama diğer taraftan da böylesi uyduruk gerekçelerle yürüyüşleri cezalandırdığını kaydetti.   

3. yargı paketinin ardından üç şube başkanının tutuklanmasının kendileri açısından kabul edilemez olduğunu vurgulayan Özgen, bu kararın hükümetin emek örgütlerine yaklaşımını ortaya koyduğunu, emekçilere yönelik baskıcı tutumun süreceğinin işareti olduğunu dile getirdi.  

GÜCÜMÜZÜN ÖNÜNDE DURAMAYACAK

BES Genel Başkanı Ahmet Kesik ise AKP’nin bütün kurumları ele geçirmesi ve kendi devletini yaratması ile Hitler’i andırdığını söyledi. 8 Mart eyleminin 2911 ile ne alakası olduğunu soran Kesik, her insanın sokağa çıkıp basın açıklaması yapma hakkı olduğunu, bu cezaların Türkiye’nin geleceği açısından düşündürücü olduğunu kaydetti.

“Yapılacak olan şu; baskılar, tutuklamalar hiçbir zaman haklılığımızın ve gücümüzün önünde duramayacaktır. Yapılan bu saldırılara karşı bütün emek güçleri ile bu ablukayı dağıtacağız. Arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz” diyen Kesik, mahkemenin 8 Mart etkinliğine verdiği bu kararı kınadıklarını söyledi.

AKP’NİN YARGI REJİMİ

AKP’nin olağanüstü yargı rejiminin, Türkiye’nin dört bir tarafında olduğu gibi Mersin’de de işlemeye devam ettiğini aktaran Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, “Demokrasilerin olmazsa olmazları; basın açıklaması yapma, ifade özgürlüğü gibi temel haklar dahi yok sayılmaya devam ediliyor. AKP’nin ileri demokrasisi otoriterliğin sınırlarını faşizme doğru zorluyor. Bu karara tepki göstermek için eylem yapmak isteyen Mersin Emek ve Demokrasi Güçlerinin yürüyüşü de polis tarafından engellendi” diye konuştu. Hukukun yok sayıldığı, temel hak ve özgürlüklerimizin ortadan kaldırıldığı Türkiye’de demokrasi mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerini ifade eden Yıldız, “Mersin’de ve tüm Türkiye’de demokratik haklarımızı kullanmak için kararlılıkla mücadele edeceğimizin ve arkadaşlarımız için gerekli adımları atacağımızın bilinmesini istiyoruz” dedi.

EYLEM ANAYASADA HAK

SES Genel Başkanı Çetin Erdolu, üç eski sendikacının 2911’den cezasının onaylandığını hatırlatarak, “Türkiye’de geçerli olması gereken Anayasa olmalıdır ve Anayasanın 34. maddesi herkese basın açıklaması, yürüyüş yapma hakkı veriyor” dedi.

Bugüne kadar Türkiye’de bu konuda verilen cezalardan dolayı AİHM’in Türkiye’ye verdiği cezalar olduğunu söyleyen Erdolu, 2911 sayılı yasanın hem Anayasa uygun olmadığını hemde AİHM’in Türkiye’yi bu kadar çok yargılamasına rağmen mahkemelerce hiçe sayıldığını kaydetti. Bu kararın Türkiye’de demokratikleşmenin ne aşamada olduğunu gözler önüne serdiğini belirten Erdolu, tutuklanan arkadaşlarıyla ilgili Adalet Bakanlığı ve AİHM nezdinde girişimlerini sürdüreceklerini söyledi.

Erdolu, “Önümüzdeki dönemde buna benzer olayları çok daha fazla yaşayacağız. AKP’nin kendisine muhalif olan herkesi susturmaya yönelik, gözaltına almaya yönelik, tutuklamaya yönelik girişimlerini yaşıyoruz. KESK’te yönetici ve üye olan 38 kişi tutuklu bulunuyor. Bunlar muhalif mücadelenin neyle karşı karşıya kaldığının göstergesidir. Bütün bunlar Mersin’deki KESK’in, özgürlük, demokrasi, barış ve adalet mücadelesini engelleyemeyecektir” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)


DİSK Genel Sekreteri ve Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu: Hükümetin bugüne kadar uyguladığı sindirme politikalarının bir başka noktasıdır. 2911 sayılı yasa gerekçe gösterilerek çok sayıda dava açıldı ama genelde beraatle sonuçlandı. Bu sadece bu arkadaşlarımızla ilgili de değil başka davalarda da gözlemleniyor, 2911’i ceza verilecek bir maddeye dönüştürmeye çalışıyorlar. Mahkemeler cezaları geri dönüşü olmayan şekillerde veriyor. Hala birçok arkadaşımızın süren davalarından da bu tür sonuçlar çıkabilir. Artık hükümet demokratik tepkilere, etkinliklere, eylemlere, basın açıklamalarına karşı da sindirme politikası yürütmeye başladı. Sendikalar emek örgütleri olarak bu konuda bir tavır koymak zorundayız. Bu yasanın olumsuz sonuçlarını kamuoyuna yansıtmak zorundayız.

SESİMİZİ NASIL DUYURACAĞIZ?

Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve TEKSİF Genel Başkanı Nazmi Irgat: Türkiye’nin geldiği noktayı gösteriyor bu kararlar. Demokratik hakkını kullanan emek örgütleri, sendikacılar ceza alıyorlar. Sendikalar, demokratik kitle örgütleri kendilerini nasıl ifade edecekler? Basın açıklamaları, yürüyüşler de yapamadıkları zaman seslerini nasıl duyuracaklar? Arkadaşlar adına üzülüyoruz. Zaman zaman böyle davalar açılıyor ama ceza çıkmıyordu genelde. Ama bu kez farklı karar çıktı. Yargı kararlarına saygılıyız ama yanlış olan kararları da onaylamamız beklenmesin. 

DAYANIŞMAYI YÜKSELTMELİYİZ

Sendikal Güç Birliği Platformu Dönem Sözcüsü ve TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk: Bu aslında AKP’nin sendikalar üzerindeki baskılarının tezahürüdür. KESK’e dönük baskıların olması, çok sayıda sendikacının tutuklu olması, mücadeleci sendikalara gözdağı olarak yorumlamak gerekiyor. 8 Mart gibi meşru bir eyleme katılmanın, yürüyüş yapmanın, demokratik tepkiyi ortaya koymanın karşılığında 15 ay ceza verilmesi kabul edilebilinir bir durum değildir. Bizlere düşen görev dayanışmayı yükseltmektir. AKP sendikaları yandaşlaştırma yada yok etmek istiyor. Bizler bunu teslim olmayacağız. Mücadelemizi ve dayanışmamızı daha da büyüteceğiz.

8 MART SUÇ UNSURU OLUYOR

Kadın Dayanışma Vakfı üyesi Gülnur Elçik: Türkiye’de kadın örgütleri değişik illerde kurultaylar yapıyorlar, konuşuyorlar. Burada görüyoruz ki KCK soruşturması kapsamında tutuklanan birçok kadın arkadaşımıza 8 Marta katıldıkları için cezalar veriliyor.  8 Mart suç unsuru olarak görülüyor. Hükümet hem sendikal hareketi hem de demokratik hareketi bitirmek için çaba sarf ediyor ama kadınlar bunu yemiyor. Kürtaj meselesinde de bunu yaptılar. Uludere’yi unutturmak için kürtaj meselesini öne çıkarttılar ama kadınlar her ikisine de tepkisini sokaklarda haykırdı. Bazı yerlerde kadın mücadelesi ile demokratik mücadeleler o kadar iç içe ki birisi yok edildiğinde diğeri de etkileniyor. Bu yüzden kadın hareketi olarak demokratik mücadeleler ile dayanışma içerisindeyiz. Tutuklanan kadın arkadaşımız için de çok üzüldük.

www.evrensel.net