Başbakan ne söylediyse yanlış çıktı

Başbakan ne söylediyse yanlış çıktı

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gündemdeki konulara ilişkin BDP Kayapınar İlçe binasında gazetecilerle bir araya geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirtaş, Beytüşşebap'ta yaşanan çatışmada yaşamını yitiren herkese başsağlığı temennisinde bulunarak, herkesin ölümlerden ve acılardan ders çıkarması gerekti

'BDP'Yİ DİRİ DİRİ MEZARA MI KOYACAKSINIZ?'

Demirtaş, BDP üzerinde 3 yıldır kesintisiz bir baskının uygulandığını belirterek, 2009'un Nisan ayında başlayan KCK adlı operasyonlarla 10 bine yakın insanın tutuklandığını hatırlattı. Demirtaş, müzakerelerin yapıldığı dönemde bile BDP'ye dönük hiçbir yumuşamanın olmadığını kaydederek, "Bazı hükümet sözcüleri BDP'yi tehdit ediyorlar. 'Aman ha dokunulmazlıkları kaldırırız' diye. Bize ne zaman dokunulmazlık tanıdınız ki zaten. 6 milletvekilimiz içerde, yargılanan vekillerimiz var dışarıda. Polisiniz, jandarmanız, valiniz, kaymakamınız muazzam bir baskı uyguluyor zaten. Tutuklanmayan il yönetimimiz kalmadı. 10 bine yakın BDP'li tutuklamışsın, sen halen tehdit savuruyorsun. BDP'ye yapmadığınız ne kaldı tam olarak, idam kaldı. İşte onu da dillendiriyor bazı AKP'liler. Gerçekten fiziki olarak BDP'lileri bir asmadıkları kaldı. Yakılmayan binamız kalmadı, tutuklanmayan BDP'li kalmadı. Ne yapacaksınız BDP'yi diri diri mezara mı koyacaksınız?" diye konuştu.

'İHALE İŞLERİNE GİREN SİYASETÇİLERDEN DEĞİLİZ'

Başbakan Erdoğan'ın BDP'li milletvekillerine "Bunlar siyasetçi değil" söylemine tepki gösteren Demirtaş, şöyle konuştu: "Kendi bakış açıları, kendi fikriyatlarına göre belki siyasetçi olmayabiliriz. Çünkü ihale işlerine, rant işlerine, atama işlerine girmiyoruz. Para, pul peşinde koşmuyoruz. Kişisel zevk ve istikbal peşinde koşmuyoruz. Türkiye'de siyasetçi deyince biliyorsunuz akıllara bu geliyor. Oradan baktığınızda klasik anlamda siyasetçi değiliz. Ama bir halk temsilcisiyiz. Ahlaki anlamda, politik anlamda ve tarihsel anlamı itibariyle biz politikacıyız. Fakat onların tanımladığı bir siyasetçi olmaktansa asla milletvekili bile olmamayı tercih ederim. Rant yiyeceğimize, ihale peşinde koşacağımıza onlar gibi siyasetçi olacağıma olmayalım daha iyi."

HODRİ MEYDAN

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına "Hodri meydan" diyen Demirtaş, 550 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyerek, "Buradan hodri meydan diyorum. 9 vekili hedefe koyup zaten 6 milletvekili tutuklu bir partiye böyle bir yönelim olursa bu bizim açıdan ciddi bir tartışmaya yol açar. Kitlemiz açısından kırılmaya yol açar. Parlamentonun kendi içinde meşrutiyeti kalmaz. Bu kadar dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma dosyası duracak, 9 BDP'li milletvekilini tanrılara kurban etme adına mahkemelerin önüne atacaksınız. Şimdi mahkemeler adil değil, adil bir yargılama yok. Olsa hiçbir sıkıntı olmayacak. Mahkemeleri AKP'liler bizden daha çok iyi biliyorlar. Çünkü kendileri yönetiyorlar" diye kaydetti.

'SİZ KARŞILAŞSAYDINIZ EN YAPARDINIZ?'

BDP'lilerin Şemdinli'de yol kontrolü sırasında PKK'lilerle kucaklaşmasının Türk toplumuna mesaj verme açısından iyi bir yöntem olmadığını sözlerine ekleyen Demirtaş, BDP'nin planladığı ve tercih ettiği bir durum olmadığını söyledi.

Demirtaş, fiili bir durum sonucunda gerçekleştiğini dile getirerek, "Orada amaç silahların propagandasını yapmak değildir. Biz Türk toplumuna mesaj vermek için Şemdinli'de PKK'lilerle kucaklaşmış değiliz. Ya da Kürt toplumuna mesaj vermek için. Fiili bir durum gerçekleşti. Bağırıp çağıran AKP milletvekilleri siz karşılaşsaydınız ne yapardınız? Ben onu merak ediyorum doğrusu. Ben Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'ya sormak istiyorum. Şemdinli'de öyle bir ortamda, yanında korumaların yok, asker ve polis yok. Karşılaştın ne yapardın? Silahını çekip vurur musun? Karşında insan var ve sana silah doğrultmamış. Siyasetçi olarak sen bu sorunu çözemediğin için elinde silah dağda biri var. Orda öldürür müsün, kökünü mü kazırsınınız? Yoksa bir siyasetçi olarak onlarla diyalog kurmaya mı çalışırsınız? BDP'nin yaptığı buydu" diye belirtti. Antep'te tutuklananların halen gerçek failler olduğuna inanmadığını söyleyen Demirtaş, olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı kanaatinde olduğunu belirtti. Demirtaş, Suriye bağlantısının güçlü olabileceğini ve hükümetin Suriye bağlantısını açıklamaktan çekinmiş olabileceğini dile getirerek, Suriye bağlantısının tespit edilmesi durumunda bile açıklanacağını sanmadığını aktardı.

'ŞEMDİNLİ'DE DURUM KAHVELİK DEĞİL'

"Gerilla taktiği uygulayan örgüt, büyük bir alanda gece gündüz yol kontrolü yapabiliyorsa, istediği zaman eylem yapıp çekilebiliyorsa hakimiyet ondadır" diyen Demirtaş, şöyle devam etti: "Yoksa PKK geçmişte Şemdinli Kaymakamlığı'nda oturmuş da ele geçirmiş demiyorum. Birileri Şemdinli'ye gidip plastik bir masa kurmuş. Şemdinli'de durum sakin demeye çalışıyor da, yani savaşın üstünü örterken, iyi bir şey mi yapmış oluyorsunuz. Ben savaşın propagandasını değil, barış propagandasını yapmak için savaş gerçeğini anlatmaya çalıştım. Orada her şey normal dersen kim savaşı durduracak o zaman. Oradaki gerçek durum kahvelik, plastik, çiçekçilik, sandalyelik değil. Durum maalesef öyle, savaş maalesef böyle."

'ÇÖZÜM İÇİN DESTEĞE HAZIRIZ'

Siyasi Kürtçülük tanımının 1950'lere ait bir tabir olduğunu kaydeden Demirtaş, 1990'lı yıllara değil, 1950'li yıllara döndüklerini belirterek, Başbakan'ın 2005 yılında Diyarbakır'da "Kürt sorunu benim sorumdur" dediği günden bu yana Kürt halkının anadil hakkıyla, kendini yönetme hakkıyla, kültürel haklarıyla ilgili somut herhangi bir adımın atılmadığını aktardı. Demirtaş, "Başbakan'a şu çağrıyı yapıyorum. Sorunun nasıl çözüleceğini iyi biliyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan olarak siz çok iyi biliyorsunuz. Bizim anlatmamıza gerek yok. O nedenle artık bölgedeki gelişmeleri dikkate alarak, yeni bir sayfa açın. Ya da açılmış olan müzakere sayfasını tekrar deneyin bütün bunlar Türkiye'yi çözüme götürecek tek yol ve yöntemdir. Siz bunları yaparsanız biz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde destek sunacağız, yanınızda olacağız. Barışın hayata geçirilmesi için çatışmaların durması için azami bir gayret sarf edeceğiz" diye konuştu.

BAŞBAKAN ÖFKELİ OLMAKTA HAKLI!

Şemdinli ve Çukurca arasındaki bütün kırsal bölgede alan hakimiyetinin PKK'lilerde olduğunu söylediğini hatırlatan Demirtaş, Başbakan'ın ise daha bölgeyi daha da genişlettiğini söyledi. Demirtaş, Başbakan'ın sinirli ve öfkeli olmasında haklı olduğunu; çünkü söylediği her şeyin yanlış çıktığını dile getirerek, "Başbakan ne dediyse yanlış çıktı. Sinirlenmekte haklı; çünkü neyi çözebildi ki? Durum tümüyle kendi aleyhine döndü. Sinirleniyor, panikliyor, ama keskin sirke küpüne zarar. Benim kendisine tavsiyem, yanlış yaptığını itiraf ettikçe rahatlayacaktır. Bir insan bu kadar yanlışa dayanamaz artık. Sonuçta o da insan" dedi. (Diyarbakır/DİHA)

www.evrensel.net