Menemen'den seçim değerlendirmesi: Örgütsüzlük kaybettiriyor

Fotoğraf: Google Street View

Menemen'den seçim değerlendirmesi: Örgütsüzlük kaybettiriyor

Menemen'de işçilerle görüştük. Tek adama karşı muhalefetin en güçlü olduğu İzmir'de bile örgütsüzlük en belirgin zaaf olarak karşımıza çıktı. 

Turan KARA 
İzmir

Menemen’de Muharrem İnce’nin yakaladığı hava sadece kasabada değil, etrafına yayılmış endüstriyel işletmelerde de esmişti. Pek çok işçi 2. turda artık yönetimin değişeceğini düşünüyordu. Muhaliflerde hayal kırıklığı yaratan bu sonuç önemli bir zaafı da yeniden ortaya çıkardı. Zira sorunlarının çözümünü Mecliste gören işçiler, sendikal özgürlükler, ücretlerin yükselmesi gibi talepleri için bile bir mücadele programı etrafında örgütlenmeye girişmedi. Tek adama karşı muhalefetin en güçlü olduğu İzmir'de bile örgütsüzlük, seçim gecesi en belirgin zaaf olarak karşımıza çıktı. 

İşçilerin tepkilerini almak üzere görüşüyoruz. Muhalif kanatta olup beraber çalıştığı bu insanları kazanamamış olmaktan da hoşnutsuz olan bir demir-çelik işçisi “Neymiş düzen bozulmasınmış, hiç değilse işleri varmış, tartışmıyorlar bile, hep aynı ezbere şeyleri söyleyip duruyorlar. Partileri ve insanları yaftalıyorlar. Birine dinsiz birine fetocu birine terörist deyip kendilerine Müslüman diyorlar. Bir kere değişsin bakalım görelim diyoruz, değişime bile açık değiller. Bir indir, hizaya gelsin, bir şeyler idrak etsin, kendinden geri kalana kulak versin. Hiç değişmesin diyorlar. Belki de iyi olmuştur göreceğiz bir şeye benzemeyen yeni sistemlerini, eşini dostunu akrabasını mı bakan yapacak, ne yapacak? Kenan Evrenin sisteminden farklı olmayacak. Ekonomik sorunları nasıl çözecekler? Gençler geliyor, gençler değiştirecek ona vermeyecek bu ülkeyi. Onlar farkında eğitimli, medya ve bilgi kaynakları geniş, bunların çoğu TRT, A Haber izleyip konuşuyor. Tartışmak da mümkün değil zaten” dedi.

KÜRT DÜŞMANLIĞI KÖRÜKLENİYOR

Demir çelik, liman, petro-kimya ve şantiye işçilerinin ağırlıklı olduğu Menemen’de CHP 34 bin 200 oy aldı. 28 bin 800 oy alan AKP ile 21 bin 400 oy alan HDP ile arasındaki oy farkı sadece 7400 oldu. Bu duruma karşı AKP’liler işyerlerinde de genelde olduğu gibi terör yaftalaması ile ayrıştırmaya çabalıyor. Herhangi bir parti taraftarı olmadığını söyleyen bir petro-kimya işçisi, çevresinde ve işyerinde kendi çabası ile İnce için çalışma yaptığını 4-5 AKP’li hariç diğer arkadaşlarını ikna ettiğini belirtiyor. İkna edemedikleri için “onlar bildiğin holigan zaten” diyen işçi seçim sonrası yaşananları şöyle aktarıyor: “Şimdi de ‘Atakürtçü’ demeye başladılar. CHP-HDP ile ittifak yaptı, Meclise girmesini sağladı diyorlar. AKP PKK ile masaya oturduğunda neden sessiz kaldınız dediğimiz de onun barış için olduğunu, şimdi ise cezalandırmasına rağmen CHP’nin karşı tarafla iş birliği yaptığını söylüyorlar.” 

MECLİSİN BİR ÖNEMİ KALDI MI?

Aynı işçi “Erdoğan yeni Atatürk diyecekler sultan ilan edecekler belki de? Yeni sistem bana göre bu demek, kim durdurabilir dese? Erdoğan yeni Atatürk olmak istiyor. HDP ise Meclise girdiği için seviniyor ama Meclisin bir önemi mi kaldı ki? Yarın çıksa HDP’yi kapatıyorum dese, milletvekillerini tutuklasa kim ne diyebilecek? Atakürtçü diyerek CHP’lilere ya da Mecliste HDPye oy verenlere baskı yapmaları doğru değil. Atatürk düşmanlığını da buna bulaştırıyorlar” diye konuşuyor. 

Muharrem İnce’ye oy veren işçi sebebini sanayiye bilime gelişime önem vermesi olarak sıralarken “Ben Suriyelileri şimdi olmasa bile 10 yılda tehdit olarak görüyorum. Ülkelerine geri dönmeliler. Artık bir milletvekilleri de var ve ilerde daha örgütlü olacaklar. İtilip, kakılan ezilen, horlanan bu insanların çocukları benim 5 yaşındaki çocuğumla aynı nesilden. Çocuklarımız öfkeyle büyüyen bu insanların tepkisiyle yaşayacak. Ne yapacakları belli mi? İnce’yi onları göndereceğim dediği için de desteklemiştim” diyor. 

‘MECLİSTE HDP’YE OY VERENLER YAFTALANIYOR’

Muharrem İnce için çabalayan bir başka işçi seçim gecesi ne olduğunu açıklayamıyor. Cevabı  bilinmeyen türlü senaryolar üzerine konuşuyoruz. Sonra sonuçlara geçiyoruz: “Benim çevremde, mahallede ya da işyerinde olsun mecliste HDP başkanlıkta İnce’ye oy veren çok oldu. Şimdi herkes AKP’liler tarafından ağır baskı altında. Herkesi PKK’lı diyerek yaftalıyorlar.” İşçinin İnce’yi desteklemesinin ilk sebebi iktidar değişimi isteği, sonrasını “Demokrasi, gelişim, huzur getirir diye düşündüm. Herkesin kabul edebileceği biri sanıyordum” diye açıklıyor. Şimdi o vaatlerle ilgili bir beklentisi kalmadığını çünkü İnce'nin kazanamadığını söylüyor. İşçilerin gözünde CHP'nin sorunları çözme yeri Meclis. Günlük hayatlarında yaşadığı hiçbir soruna dair çözüm üretmeyen, sonrasında onları kaderleri ile baş başa bırakan tutumu kanıksanmış ve beklentileri kalmamış. 

DEĞİŞİM GERİYE GÖTÜRÜR KAYGISI HERKESTE VAR

Muharrem İnce'nin kazanması için bu kadar çabalayan birisi olmasına rağmen şunu da söylüyor “İnce kazanmış olsaydı kriz çıkması ya da krizin daha büyük olması da daha olası olabilirdi. Çünkü binlerce kadroyu değiştirecek, her şeye yeniden başlamaya çabalayacak istediğini yapabilecek kadroları kurması en az 5 sene sürecekti. O sırada sorunlarla da uğraşmaya çabalayacak, onu engelleyecekler derken 5-10 yıl geriye gitme riski de vardı. Ama sonu iyi olurdu, olmadı” derken klasikleşmiş “bakalım göreceğiz” kalıbı ile bitiriyor.

'ELEŞTİRECEK OLSAM VERGİ KONUSUNDA YAPARDIM'

İşletmede sözü geçen, dışarıda kendi dükkanında çalışan AKP’li bir işçi yüzünde pek de mağrur olmayan bir ifade ile “Sana kazanacağını söylemiştim. Belliydi, çünkü bizim insanımız sola oy vermez, zamanında çok çekmiş. Ben artık önümüzdeki herhangi bir dönemde solun kazanabileceği bir seçim olacağına ihtimal vermiyorum. Neden destekledim? Başarılı bir hükümet. İstikrar da var yatırım da. Bak HABAŞ’a yüzde 100 yerli sermaye. 2 milyarlık yatırım yapıyor, soğuk sac haddanesini genişletiyor, çelikhaneyi büyütüyor… İstikrar olmasa, güven olmasa yatırım yapar mı? Dev gibi tesis oldu. Böylece 5 bin insan ekmek yiyor” diyor. HABAŞ’ın devlet teşviki ile genişlediğini belirttiğimde ise şöyle devam ediyor: “Olsun, ne olmuş? Yatırım yapıyor hepimiz ekmek yiyoruz sayesinde. Başaran (fabrikanın sahibi) tek başına bir insan, ailesi de yok miras bırakacağı, kime kalacak bu fabrika? Bize kalacak millete kalacak işte. Biz çalışıyor ekmek yiyoruz.” 

Benzer bir tartışmayı yürüttüğümüz rafineri işçisi de AKP'li arkadaşının SOCAR’ın Star rafinerisi yatırımlarını öve öve bitiremediğini, PETKİM satılmasa bunun yapılmayacağını, yeni bir PETKİM daha yapılacağını bunların büyüme anlamına geldiğini söylediğini aktarıyor. Kendisinin bütün bunların Azerbaycan'a ait olduğunu söylediğinde AKP’li işçinin “Sayesinde ekmek yiyoruz. Yoksa PETKİM çürüyecekti” diye anlattığını söylüyor. 

Erdoğan’ı ve AKP’yi destekleyen demir çelik  işçisi Erdoğan konusunda herhangi bir eleştiriye açık değil. Eleştirecek olsa neyi eleştirirdin diye sorduğumda vergilerin yüksekliğinde dert yanıyor. Ancak daha sonra aynı işçi dış politikadan duyduğu memnuniyeti, eğitim sisteminin kendisince çok olumlu olduğunu söyleyip kendi çocuğunun devlet okulunda okuduğunu, özel okullardan rahatsız olmadığını “Zengin olsam ben de yollardım” diyerek açıklıyor. 

Fabrikaların milletin olduğunu, kendilerine düşenin ise çalışıp ekmek yemek olduğunu vurgulayan AKP’li işçi “Devlet bakkal çalıştırır gibi fabrika sahibi olmaz” diye savunuyor, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerle ilgili konuştuğumuzda “şehir hastaneleri üniversiteler yaptı” diyor. Gelecekte kriz olasılığı görmediğini, Türkiye’nin gelişmesini istemeyen dış güçlerin müdahalesi olsa da bunu Erdoğan'ın çözeceğini düşünüyor.

YENİLGİYE SENARYO ÇOK...

Gerek seçim gecesi yaşanan karmaşa, gerekse  seçim sonuçları açıklanırken de en iddialı muhalefet adayı Muharrem İnce’nin ortada görünmemesi ve sonunda “adam kazandı” diyerek pes etmesi, seçim süreci boyunca neşeyle dolaşan işçilere keyifsizlik, iddiasızlık, boş vermişlik olarak yansıdı. İşçilerde genel kanı yaşanacak bir ekonomik kriz, yoksullaşma ve buna bağlı ”alacakları ders” ile gerçekleri kendiliğinden görecekleri yönünde. Ancak örgütsüz bir yığın olan ve tek sıfatı, birbiri ile en önemli ortak yönü “muhalif” olan bu kesim onların örgütlülüğü hakkında bir fikirleri yok. Genel olarak örgütlülük konusunda bir fikirleri de yok denilebilir. Bu nedenle yenilginin sebeplerini olmadık senaryolarla açıklamaya çabalıyorlar. 

YA AKP SEÇMENİ

AKP seçmeninin örgütlülüğü açısından seçim gününden şu örnek veriliyor: 18 yaşını doldurmuş olmasına rağmen kimlikte fotoğrafı olmayan, yanında sorumlusu olduğu belli bir erkekle gelen kadın sandık görevlilerince fotoğraf olmadan oy kullanamayacağı söylendi. İtiraz ettiler kullanabilir diye ancak kurallar hatırlatıldı. Bir başka sorumlu tarafından uyarılan gençler itirazı bırakıp gittiler. 1 saat olmadan geldiklerinde ellerinde kaymakamlıkça onaylanmış kimlik belgesi ile rahatça oy kullandılar. Sandık görevlileri hem pazar hem seçim olmasına rağmen kısa sürede bunu nasıl çözdüklerini soruyordu birbirlerine. 

SOSYAL HİZMETLER YOKSULLARI BAĞLIYOR

Seçimi Menemen’in en yoksul, vasıflı işlerden ve eğitimden mahrum, pek çoğu gündelik işlerde çalışanların oluşturduğu Ahıdır mahallesinde takip ettik. Günlük işi olmayan, arada iş bulanların da ya tarlaya adam başı 20 lira alan dayıbaşılarca 50 liraya gündeliğe gittiği, ya da asgari ücret ya da daha altında güvencesiz işlerde çalışanların olduğu bir yerde günlük hayatlarında hiç olmadıkları kadar disipline olmuş bu mahallede çoğunluk oy AKP’ye çıktı. 

Hayatını günlük yaşayan bu insanların disiplinleri aile yapısına bağlı hiyerarşiden kaynaklanırken bunu sağlayan güç/otoritenin başında yardım kaynağı var. Bu mahalle sosyal hizmetler kurumunun en çok yardım dağıttığı, romanların ve Mardinli Arapların yoğun olduğu bir mahalle ve kadınların pek söz hakkı yok. Seçim gecesi AKP’nin zaferi ilan edildikten sonra ilk sokaklara çıkanlar da bu kesim oldu.

Son Düzenlenme Tarihi: 29 Haziran 2018 18:27
www.evrensel.net
ETİKETLER Menemenerken seçim