Okul öncesi eğitim doğayla buluşmalı

Fotoğraf: Pixabay

Okul öncesi eğitim doğayla buluşmalı

Son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde doğayla iç içe ve sınıf dışı eğitimi önemseyen yaklaşım yaygınlaşıyor.

Kent yaşamında çocukların hem okulda hem de evde kapalı alanlara hapsolmasının çocukların yaşamını olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde doğayla iç içe ve sınıf dışı eğitimi önemseyen yaklaşım yaygınlaşırken, birçok Avrupa ülkesinde, Kanada’da, ABD’de bu modele uygun eğitim veren, çocukları düzenli olarak doğayla buluşturan okullar bulunuyor.

Eğitim Bilimci ve Yazar Dr. Özgür Bolat, okulla veya yaşla sınırlanabilecek bir olgu olmayan eğitimin çocuk doğar doğmaz başladığını dile getirdi.

ÖĞRETMEK ÜZERİNE KURULU OLMAMALI

Okul öncesi eğitimin çocuklara bir şeyler öğretmek üzerine kurulu olmaması gerektiğine işaret eden Bolat, “Okul öncesi eğitimde çocuklar yapılandırılmamış oyun oynamalı, bireysel veya grup olarak çevrelerindeki objeleri maniple etmeli. Çocuklar mümkün olduğu kadar doğada zaman geçirmeli, doğayla etkileşim içinde olmalı.

Okul öncesinde öğrenme, deneyimleme yoluyla gerçekleşmeli. Anaokulunun birinci amacı çocukların sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlamak olmalıdır. Çocuklar bol bol oyun oynamalı, masal/hikaye dinlemeli, doğada vakit geçirmeli ve rekabetsiz oyunlar oynamalı.” diye konuştu.

ÖVGÜ SİSTEMİ ZARAR VERİYOR

Bolat, anaokullardaki ödül ve övgü sisteminin, çocukların duygusal gelişimine zarar verdiğini ve çocuklarda onaylanma ihtiyacı yarattığını belirterek, rekabetsiz oyunların da çocuk gelişimi için çok önemli olduğunu vurguladı.

ÇATIŞMA BECERİSİ KAZANDIRILMIYOR

Çocuklara çatışma becerisi kazandırmamanın hata olduğunu dile getiren Bolat, “Okullarda çocuklar arasında yaşanan sorunları öğretmenler çözüyor. Çocuklara çatışma becerisi kazandırılmıyor. Diğer bir hata ise çocukların açık alanda oynamasına fırsat verilmemesi. Çocuklar sınıfta, kapalı alanlarda gününü geçiriyor ve onlara sürekli bir şeyler öğretiliyor. Bu, çocuğun doğasına uygun değil.” dedi.

‘TEK TİPLEŞTİREN BİR KİTLE EĞİTİMİ’

Eğitimci Filiz Kurtuluş, Türkiye’de çocukların daha çok kapalı alanlarda büyüdüğünü, ancak açık havaya ve dışarıda olmaya ihtiyaç duyduklarını belirterek, şu bilgileri verdi: “Çocuklar 4 duvar arasındaki sınıflarda, yapılandırılmış ve öğretmen tarafından yönetilen zaman dilimlerinde yeterince hareket edemiyorlar. Kendi oyunlarını kurmaya, doya doya oynamaya zaman bulamıyorlar. Öğretmenin kurguladığı bir günü sürekli etkinlikten etkinliğe koşarak tamamlıyorlar. Gün sonunda çocuk bir sürü etkinlik yapmış, masa başında kesmiş yapıştırmış, bolca sıkılmış, düzgün oturması için uyarı almış, istediği kadar oynayamamış, ihtiyacı kadar hareket edememiş bir şekilde evine dönüyor. Çocukların evde, okulda, serviste oturması, söz dinlemesi, yetişkinlerin yönergelerine uyması, herkesle aynı masa başı çalışmayı yapıp herkesle aynı sürede bitirmesi bekleniyor. Bu şekilde sürekli yönerge alıp yerine getiren, sorgulamayan, hayal etmeyen yetişkinlere dönüşüyoruz. Sıradanlaştıran, tek tipleştiren bir kitle eğitiminden söz ediyorum. Bu sistem iyi bir fabrika işçisi yetiştirir, 200 yıldır da başarıyla yetiştiriyor. Ancak günümüzde artık yönerge alıp uygulayan işçilere değil, akıl yürütebilen, karar alabilen, yaratıcı kimliklere ihtiyaç var. İnsanın doğası da buna uygun zaten, bir çocuk kendi oyunlarını kurup doya doya oynadığında, doğayla ve diğer canlılarla (bitkiler, hayvanlar, arkadaşlar, yetişkinler…) bağ kurabildiğinde özündeki yaratıcılık kendini ifade etmeye başlıyor.”

‘KENDİNE GÜVENİNİN ARTTIĞINI, SOSYALLEŞTİĞİNİ GÖRÜYORUM’

Çocuğunu, doğayla buluşturan bir okula gönderen İpek Asil de birçok okul gezdiklerini, önceliklerini belirlediklerini ifade ederek, çocukları için güvenli ve sevgi dolu, çocuğun özgürce oyun oynayabileceği, oynarken öğrenebileceği bir okul olsun istediklerini anlattı. Çocuğunun kendine güveninin arttığını, sosyalleştiğini gözlemlediğini dile getiren Asil, “Kızım, çamurun kirlenmek olmadığını, çok güzel bir oyun malzemesi olduğunu fark etti. Açık havada çok zaman geçirmek, düzenli olarak ormana, koruya gitmek ve bunları okul saatlerinde sınıfıyla birlikte yapmaktan çok keyif alıyor. Kesinlikle çocuğumun çok daha iyi bir eğitim aldığını düşünüyorum. Çevremizde kızımı ilk tanıyan herkes hangi okula gittiğini soruyor. Kendine güveni, dil becerisi, sosyalliği, pozitifliği, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, çevresine merakı, sorgulaması ve akıl yürütmesi çok dikkat çekiyor. Toprağa dokunan çocukların çok farklı büyüdüklerini düşünüyorum. Hem özgürlük duygusu hem de yaratıcılık için çocuğa çok güzel bir malzeme” diye konuştu. (AA)

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Haziran 2018 22:32
www.evrensel.net
ETİKETLER Eğitim