Endemik tür değil maden korunmak isteniyor!

Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

Endemik tür değil maden korunmak isteniyor!

Bilim insanları, Bergama'da maden için verilen ÇED raporunda endemik türlerin devamlılığının nasıl sağlanacağına dair yaklaşıma tepki gösterdi.

Özer AKDEMİR
İzmir

Bergama Kozak Yaylasında geçtiğimiz haftalarda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporu verilen altın madeninin ruhsat alanında endemik türler de var. ÇED raporuna göre bu endemik türlerin devamlılığı alandan sıyrılan toprağın içinde kalan tohumların korunması ile sağlanabilecek. Bilim insanları ise bunun mümkün olmadığını belirterek, ÇED raporundaki yaklaşımı “saçma” olarak değerlendiriyor.

‘TOHUMU SAKLAYARAK ENDEMİK TÜR KORUNABİLİR’ Mİ?

Kapukaya ÇED raporunda bölgede 6 endemik bitki türünün yanı sıra, koruma altında olan hayvanlar da var. Rapora göre sadece o alanda yaşamını devam ettirebilen endemik bitkilerin türünün devamı için uygulanacak yöntemle endemik bitkiler korurken, bölgede madencilik faaliyetlerinin de yapılmasına olanaklı hale gelecek. Raporda endemik bitkilerin korunması ile ilgili şu görüşlere yer verilmiş; “Proje sahasında toprağın verimli tabakasının sıyrılarak muhafaza edilmesi, inşaat çalışmalarından sonra peyzaj çalışmasında kullanılmalıdır. Sıyrılan toprağın içinde kalan tohumlar yeniden peyzaj çalışmalarında kullanıldığı zaman çimlenecek ve türün devamlılığını sağlayacaktır.”

Çukuralanı

Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

BU TÜRLERİN ÇİMLENME ÖZELLİKLERİ BİLİNMİYOR

Endemik türlerin korunmasına dönük bu yaklaşımla ilgili görüşlerini aldığımız bilim insanları ÇED raporunu hazırlayan üniversite hocaları ile aynı fikirde değil. “Nesli tükenme tehlikesi büyük” olan türlerden Verbascum renzii (VU)'nin de içlerinde bulunduğu bu endemik türlerle ilgili İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, ÇED raporunda belirtilen endemik türler için tohumların çimlenme özellikleri  üzerine çok fazla araştırma yapılmadığını belirtti. Bitki tohumlarının çimlenme özelliklerinin türlere göre değişebildiğini ifade eden Tolunay, “Bazı bitki tohumlarının çimlenme engeli olabilmektedir. Çimlenme engeli olan tohumların çimlenebilmesi için bazı özel şartların oluşması gerekebilmektedir. Örneğin sedir tohumlarının karın üstüne düşmesi gerekir ve tohumlar ancak soğuk/nemli şartlarda  bir ay kadar beklerse çimlenme gerçekleşir. Çok bilinen diğer bir örnek de ardıç ağacının tohumlarının çimlenebilmesi için tohumların ardıç kuşu tarafından yenilmesi gerekmektedir” dedi.

Çukuralan altın madeni

Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

ÇİMLENME ENGELİ

Kapukaya altın madeni ÇED raporunda verilen türlerin bu tür bir çimlenme engeli olup olmadığının bilinmediğinin altını çizen Tolunay, tohum çimlenmesi üzerinde diğer önemli bir etkenin de tohumların çimlenme özelliklerini çabuk kaybedip kaybetmediği olduğunu belirtti. Tolunay “Bazı türlerin tohumları uygun şartlarda saklandığında yıllarca çimlenme özelliklerini kaybetmezken bazıları ise kısa sürede bu özelliklerini kaybedebilmektedir. Söz konusu 6 türle ilgili olarak çimlenme özelliği ile ilgili de araştırma bulunmamaktadır” dedi.

ÇED RAPORU DOĞRU VE BİLİMSEL DEĞİL

ÇED raporunda endemik türlerin korunması ile ilgili olarak açıklanan uygulamanın kesinlikle doğru ve bilimsel bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Tolunay, “Hatta bu ifade ÇED raporunu hazırlayanların bitkiler ve tohumların çimlenmesi ile ilgili olarak bir bilgisi olmadığının da göstergesidir. Çünkü yukarıda da açıklandığı üzere öncelikle korunması gereken türlerin tohumlarının çimlenme özelliklerinin incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca toprağın sıyrılması sırasında toprak içinde türlerin yeterince tohumunun olup olmadığının da bilinmesi gereklidir. Sıyırma zamanına göre örneğin bitkiler daha çiçekli iken ve tohumlar olgunlaşıp dökülmeden önce bir sıyırma yapılırsa toprak içinde yeterince tohum olmayacaktır” dedi. İncelenmesi gereken diğer bir konunun da sıyrılan toprağın ne kadar süre ve hangi koşullarda depolanacağının olduğunu ifade eden Tolunay, çok kuru ya da çok ıslak şartlarda depolamada tohumların çimlenme özelliklerini tamamen kaybettiğini, bütün şartlara dikkat edilse bile sıyrılan toprağın serme zamanı ve kalınlığının dahi çimlenme üzerinde etkili olabildiğini belirtti.

AMAÇ ENDEMİK TÜRÜ KORUMAK DEĞİL

“Endemik türlerin korunmasına yönelik olarak ÇED raporlarında sıkça kullanılan önlemlerden olan sıyrılan toprağın serilmesi, tohumların toplanarak başka yerlerde yetiştirilmesi gibi uygulamaların endemik türlerin korunması amaçlı değil, ÇED olumlu kararı alınması amaçlıdır” diyen Tolunay, “Bu tür uygulamalar genetik çeşitliği daraltmakta, endemik ve tehlike altındaki türlerin iklim değişikliği gibi değişen ekolojik koşullara uyum kapasitesini azaltmaktadır” dedi.

Gelintepe

Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

‘ÖYLE SAÇMALIK OLMAZ!’

İ.Ü. Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı emekli öğretim üyesi Prog. Dr. M. Doğan Kantracı ise ÇED raporundaki bu düşünceyi “saçmalık” olarak niteledi. Kantarcı, “Öyle saçmalık olmaz. Tohumlar canlıdır. Ya çimlenirler, yahut da solunum yapamazlarsa çürürler. ÇED raporunu yazanlar bunu bilmiyor olamazlar. Doğru yazmıyorlar” dedi

DÜNYA KÜLTÜR MİRASINA ALTIN MADENİ!

Bilim insanları tarafından “ekolojik hassas bölge” olarak nitelenen Kozak Yaylasının başlangıcında yer alan Kapukaya köyü, aynı zamanda UNESCO dünya mirası koruma listesinde yer alan Kybele kutsal alanın da olduğu bir yer. Köye 4.5 km uzaklıkta Koza Altın Şirketi tarafından işletilmek istenen altın madeni geçtiğimiz haftalarda ÇED olumlu raporunu aldı. Bu rapora göre 4543,2 ha’lık ruhsat alanı içerisinde yer alan yaklaşık 61,4 ha’lık bir alanda  yapılmak istenen altın madenciliğinin 4 yıl ömrü olacağı ifade ediliyor. Kapukayadan çıkarılan cevher 23 km uzaklıktaki  Ovacık Altın madenine taşınarak burada siyanürle ayrıştırılacak. ÇED raporuna göre proje alanının yüzde 95’i orman arazisi.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Haziran 2018 13:41
www.evrensel.net