Patronun verdiği zamla devletin, AKP Hükümetinin ne alakası var!
Fotoğraf: Pixabay

Patronun verdiği zamla devletin, AKP Hükümetinin ne alakası var!

Gebze'den Tekno Kauçuk işçileri, seçim sonuçlarına dair değerlendirmelerini yazdı.

Tekno Kauçuk işçileri
Gebze

Ülkemizden 16 Nisan referandumunu aratmayan şaibeli bir seçim daha gelip geçti. Türkiye işçi sınıfı, emekçiler, ezilen halklar açısından yüz güldüren bir tablo ile bir kez daha karşılaşamadık. Şunu söylemek gerekirse dünya işçi sınıfı açısından, parlamento seçimlerinin kazanılmasının işçi ve emekçilere çok faydası olmayacaktır. Ne zamanki kuralları anayasayı işçi sınıfı değiştirir ve uygulamaya sokarsa işte o zaman gerçekten işçi sınıfının yüzü gülecektir.

Gelelim ülkemize ve seçim sonuçlarına. Önümüzde bizi bekleyen zorlu bir mücadele dönemi bekliyor. İş cinayetlerinin daha da artacağı, esnek çalışmanın önüne geçilemeyecek kadar yayılacağı, çok ağır iş koşullarında iş güvencesiz bir şekilde daha düşük ücretle çalıştırmanın önünün daha çok açılacağı, hak gasplarının daha fazla artacağı, işçi eylemlerinin grevlerinin hak arama mücadelelerinin önünün daha hızlı ve kolay bir şekilde engellenebileceği ve açlık sınırının altında çalışan işçi sayısının daha çok artacağı bir sürece girmiş bulunmaktayız.

Bu süreçte hükümet her ne kadar altıncı kez uzatmış olsa da OHAL’i kaldıracağını dile getirdi. Ancak ilerleyen süreçte tek adam rejimi nedeniyle OHAL’i arar durumda kalabiliriz. Ne derece ağır şartlar altında hayatlarımızı sürdüreceğimizi düşünün? Etrafımızdaki işçi ve emekçilerle sohbet ettiğimizde öğretemediğimiz bir konu, bu ülkeyi yönetenlerin yüzde 90’ı patron, işyeri sahibi, fabrikatör ise işçilerin maaşlarını da bu devlet belirliyor demektir. Buna rağmen çevremizdeki bazı işçi arkadaşlarımızla konuştuğumuzda “Ne alakası var devletle, AKP hükümetiyle bize maaşı da zammı da bu fabrikanın patronu veriyor” tarzında cevaplar alıyoruz. Hal böyle olunca da hükümet patronlardan apayrı bir yerde tutup zamların sorumlusu olarak patronları görüyor. Hükümetin yaptıklarını ise Allah’tan gelen bir emirmiş gibi karşılıyor, AKP Hükümetini ve Erdoğan’ı ilahlaştırıyor. Türkiye işçi sınıfı, sınıf olarak çok geride mi? Hayır aksine OHAL’e, KHK’lere, yasaklanan grevlere rağmen işçi kıyımlarına rağmen hak arama eylemleri, grevler devam ediyor. Grevde olan işçilerle ya da işyerlerimizde çay ocaklarında konuştuğumuz, görüştüğümüz işçiler 16 yıldır bu hükümete oy verseler de bu seçimde hayat pahalılığının, faşizm ve baskının getirdiği sonuç onları AKP Hükümetine karşı tavır almaya sürüklemiştir.

Arkadaşlar 16 yıldır ülkemizde tarım ve hayvancılık dışa bağımlılıktan kurtulamaz hale gelmiştir. Sığırından tutun samanına kadar ihracat sıfır. Ekonomimiz çok iyi diyorlar ne kadar iyi olduğunu dışa bağımlılığımıza bakarak çıkarımlar yapabiliriz. Diyorlar ya yerli ve milli ama bir bakıyoruz ne kadar yerli ve milliyiz; şeker fabrikaları satılmış, evet o kadar iyi ki ekonomimiz köprüleri, duble yolları, tünelleri bu işçi ve emekçilerin cebinden alınan parayla yapıyorlar.

Bizler işçiler, emekçiler olarak bu düzenin değişmesi, rüzgarın işçiden yana esmesi için artık elimizi, kolumuzu taşın altına koyup var gücümüzle mücadeleye atılmalıyız. Bu zulme sömürüye karşı patronların bu çarkına çomağı kendi ellerimizle sokmaktan başka çaremizin olmadığını görmeliyiz. İşçi sınıfı olarak mücadeleyi daha ileriye taşımak, işçi hak kazanımlarını büyütmek hiçbir ayrım gözetmeksizin daha derin daha sağlam adımlarla kendi zaferimizi yaratmaktan başka çaremiz kalmamıştır.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Haziran 2018 09:08
www.evrensel.net