Kentin değişen yüzüne yangınlardan bakmak

Kentin değişen yüzüne yangınlardan bakmak

Heykeltıraş Sibel Horada ilk kişisel sergisi ‘Yangın günlükleri’ni önceki gün Daire Sanat Galerisinde açtı. Horada’nın sergisi aslında bir süreci anlatıyor. Eşyaları, varoluşları, yitip yokolmaları...Horada, sergisinin iki ayrı süreçle anlatmayı tercih etmiş. Serginin ilk süreci ‘Yangın Mahalli’ a

Sevda Aydın

Horada, sergisinin iki ayrı süreçle anlatmayı tercih etmiş. Serginin ilk süreci ‘Yangın Mahalli’ adıyla 7-30 Haziran’da sergilemişti. Serginin giriş bölümünde yer alan ‘Üç göç bir yangına bedeldir’ adlı çalışmasında tamamen yanmamış kasalardan bir yerleştirme yapmıştı. Bu çalışmasıyla, özellikle İstanbul’un sürekli hareketli, değişen yanı ve bu değişim esnasında kentin yokolan yanlarına dikkat çekmişti. Horada’nın izlediği bu süreç yangın alevlerinin peşinde devam ediyor.
Başlangıçta İstanbul’da çıkan yangınları araştırmış sanatçı ama İzmir yangının izleriyle karşılaşınca rotasını bu yana çevirmiş. Serginin ikinci odası da rotasının bu yüzüne bakıyor. Eski bir kartpostal da koca bir yangını ege denizi açıklarındaki bir gemide kimin objektifinden çıktığı belli olmayan bir fotoğraf karşılıyor bu oda da geleni.
Hiç kuşkusuz yangın bir dönüşümden çok bir yokoluş süreci. Yanan alevlerin yuttuğu hiç bir şey kolay kolay kurtulamıyor. Yangının yokettiği şeyin yerine çoğu zaman yeni yaşamlar kurulmaya çalışılıyor. Evse yeni ve eskisine nazaran daha sağlam bir ev, ormansa, büyümesi yılları alacak fidanlar...Her şey yok olurken izlerini koruyamadan yenisini kuruyor insanoğlu.
Tıpkı İzmir yangını gibi. İzmir’de büyüdüğüm için bu yangınla ilgili hayal meyal bir şeyler duyduğumu hatırlıyorum ama gerisi yok. Sibel Horada’yı da etkileyen tam da bu oluyor. Doğru düzgün hiçbir yerde bu yangının izlerinin olmaması onu hayrete düşürüyor. ‘Yangının arkasındaki bu sessizlik çok düşündürdü beni. Kurtuluş savaşının sonlarında çıkan bu yangın, dönemin siyasal atmosferiyle görülmek istenmemiş. Sonrasında da yangının yokettiği yerleri yeni yapılan binalar, sokaklar ve Kültür park almış.’
Mekânın giriş odasında yanmış kasalar yerleştirilmiş. Ortada bu kasaların külleriyle dolu başka bir kasa daha duruyor. İçinde yanan kasalardan çıkan çiviler var. duvarda ise bu kasaların yanarkenki fotoğrafları. Dediğim gibi Horada’nın sergisi bir süreci anlatıyor. Bu fotoğraflar da o sürecin önemli bir kısmı çünküüç ayrı fotoğrafla kasaların yangınla küllere nasıl dönüştüğünü gösteriyor.
Sibel Horada genç bir heykeltıraş ve ilk kişisel sergisini sergiliyor. Ama çalışmalarıyla ödüllendirilimiş bir heyketıraş aynı zamanda.
Sibel Horada’nın ‘Yangın Mahalli’ sergisinin ikinci aşaması ‘Yangın Günlükleri’ 7 Eylül haftasında Daire Sanat Galerisinde izlenebilir. 2007 yılında bir bankanın düzenlediği ‘Barış ve Dostluk’ yarışmasında ‘Barış Güvercini’ adlı eseriyle birinciliğe layık görülen sanatçının yokolanların izlerinin peşinde olduğu ilk çalışması değil bu sergi. 2009–2010 yılında Yıldız Teknik Üniversitesinde ‘Hiç Var Olmamış Gibi’ isimli yerleştirmesi ile kayıpların izini sürmüş.
Horada ‘Yangın günlükleri’ sergisi için ‘Herkes yitip giden bir şeye karşı yoğunluk hisseder. Benim de yangına karşı böyle bir eğilimim var galiba. Daha önceki işlerimde de bu eğilimim görülüyor. Kesilmiş bir ağacın mesela yerde kalan kökünün izleri dikkatimi çekmiştir. O izin zamanla değişimi ya da oradaki izin hatırlanması ve paylaşılmasına dair bir ihtiyacım var diyebilirim. Belki toğlumun buna gitgide daha az ihtiyacı varmış gibi görünebilir ama aslında kollektif bir ihtiyaçtır bu. Bir noktanın yeniden kurulması için geçmişle bağlantı kurmak gerekir. Ama burada bir çekişme var. Sergide bu çekişmeyle ilgileniyor. Nasıl daha sağlıklı geleceğe taşıyabiliriz, geçmişte yitirdiklerimizi nasıl hatırlatabiliriz gibi durumları işliyor bu sergi’ diyor. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net