1946’dan 1977’ye AKM

1946’dan 1977’ye AKM

SALT Galata Atatürk Kültür Merkezi’nin tarihine bakan bir sergiye ev sahipliği yapacak. 21 Eylül’de açılacak olan sergi, AKM üzerinden yapılan tartışmalara da eleştirel bir yaklaşım sunuyor. Pelin Derviş ve Gökhan Karakuş’un küratörlüğünü yaptığı Atatürk Kültür Merkezi, 1946-1977 sergisi

SALT Galata Atatürk Kültür Merkezi’nin tarihine bakan bir sergiye ev sahipliği yapacak. 21 Eylül’de açılacak olan sergi, AKM üzerinden yapılan tartışmalara da eleştirel bir yaklaşım sunuyor. Pelin Derviş ve Gökhan Karakuş’un küratörlüğünü yaptığı Atatürk Kültür Merkezi, 1946-1977 sergisi, yapının farklı ideolojik gruplar tarafından şekillendirilmeye çalışıldığına dikkat çekiyorlar. ‘AKM’nin mimarisi, kentselliği ve programlarını kendi vizyonlarına göre yönetmeyi deniyor. Bu durum, ülkedeki kültür işleyişini merkeze alan ve kurumun geçmişteki farklı rollerine bağlanan bir dizi soruyu beraberinde getiriyor’ diyen sanatçılar serginin öncelikli olarak bu tarihsel geçmişe bakmayı amaçladığını söylüyorlar.

20 YÜZYILIN MODERNLEŞME ÇABASI

Türkiye’nin modern kültüründeki mihenk taşlarından olan AKM, Lütfi Kırdar’ın İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı olduğu 1946 yılında, bir opera binası olarak projelendirildi. Bina, birçok mimari müellifin çeşitli tasarımlar yaptığı uzun ve zorlu bir sürecin sonunda, 1969 yılında mimar Hayati Tabanlıoğlu tarafından tamamlandı ve “İstanbul Kültür Sarayı” adıyla faaliyete başladı. Ancak ertesi yıl çıkan ağır bir yangın nedeniyle yedi yıllık bir inşa dönemine girerek 1977 yılında “Atatürk Kültür Merkezi” adıyla yeniden kullanıma açıldı. 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca AKM’nin planlama, yapım ve işleyişinde meydana gelen bu iniş çıkışlar, modern devlet ve toplum kurumları oluşturmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme çabalarının arka planındaki dinamiklere işaret eder.
Ülkenin en büyük kentinin merkezinde modern kültürü temsil eden kurum, gerek mimarisi ve kentsel tasarımı gerekse iç mekânları ve opera, tiyatro gibi özel işlevleriyle Türkiye’deki kültür üretimini sergileme görevini üstlendi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye’sinin belirgin siyasi atmosferinde, bina ve işleyişi kadar modernliğin kapsamı ve etkinliklerin içeriği de önem kazanmaya başladı. Avustralya’daki Sydney Opera House, ABD’deki Metropolitan Opera House ve Almanya’daki kimi tiyatrolar gibi aynı dönemde dünyanın başka yerlerinde kurulan kültür kurumlarına paralel şekilde AKM, ülkede önemi giderek artmakta olan sanatın kamuya açılması çabasının güçlü bir temsili oldu.

TABANLIOĞLU MİMARLIK ARŞİVİ SERGİDE

Atatürk Kültür Merkezi, 1946-1977 sergisi, AKM’nin mimarisi ve yapımına dair bir kavrayış sunabilmek üzere belirli kilit arşiv malzemelerine odaklanıyor. Mimari, toplum ve yapılı çevre arasındaki ilişkileri inceleyen sergi, Türkiye, bölge ve dünyadaki daha geniş temalara ışık tutan bir zaman çizelgesi çerçevesinde AKM özelindeki aktörler ile tasarımlarını ortaya çıkarıyor. Bu proje için özel olarak üretilen AKM maketi, binanın mimarisini -izleyicinin erişemediği yapılanmayı- okumayı sağlıyor. Hayati Tabanlıoğlu mimarlık arşivi de, serginin başlangıcından itibaren araştırmacı ve ilgililerin erişimine açık olacak. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net