Öğrenciler değişim istiyor: Dolar ve avro yükseldi, Erasmus hayal oldu
Fotoğraf: Pixabay

Öğrenciler değişim istiyor: Dolar ve avro yükseldi, Erasmus hayal oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla bölünen İstanbul Üniversitesi'nde seçimin nabzını tuttuk. Ekonomiden şikayet eden öğrenciler değişim istiyor.

Begüm İNANÇ
İstanbul

Geçtiğimiz aylarda fakültelerinin birbirinden koparılmasıyla gündeme gelen İstanbul Üniversitesi, seçim sürecini de final ve bütünleme sınavlarının en yoğun olduğu zamanlarda karşıladı.

Baskın seçim kararının açıklandığı günden bugüne öğrencilerin konuştuğu her konunun sonu seçime bağlanıyor. “Sen kime oy vereceksin?” “Kendimi bildim bileli aynı kişi başımızda.” “O gitmezse ben giderim artık Türkiye’den.” “Hastane yaptı, yol yaptı size yaranamadı” gibi pek çok cümle kantinde, iki sınav arası gidip oturduğumuz bir kafede kulağa çarpıyor.

ÖĞRENCİ BURSUYLA KAÇ PAKET MAKARNA ALABİLİRİM?

Herkesin evinde buzdolabı var diyen Cumhurbaşkanına karşı, bursuyla kaç paket makarna alabilirim hesabını yapandan, avronun ve doların kanatlanıp uçmasıyla Erasmus hayalleri suya düşenler de var elbette. Hibesiz çıkan Erasmus kabullerinin pek çoğu iptal ediliyor öğrenciler tarafından hatta. ‘Yurt dışına kapak atmak’ artık önceki kadar kolay olmaktan çıkıyor.

Öğrencilerin önemli bir çoğunluğunda bıkkınlık olduğunu ve büyük çoğunluğunun iktidarın değişmesi gerektiği konusunda birleştiğini söyleyebiliriz. Nisan ayında “Üniversiteme dokunma” eylemleriyle iktidardan istediği yanıtı da alamayan öğrencilerde büyük bir Erdoğan tepkisi birikiyor diyebiliriz.

‘DIŞ POLİTİKA’ KARŞISINDA BÖLÜNEN BİR GENÇLİK

Ekonomik olarak AKP/Erdoğan yönetiminin karşısında duran üniversiteli gençlik, dış politika söz konusu olduğunda daha parçalı bir görüntü oluşturuyor.

Örneğin “Ulusal güvenliğimiz tehdit aldatında” açıklamaları, sınır ötesine yapılan operasyonların ‘Yapılması gerektiği’ tartışmalarını beraberinde getiriyor. Savaşın getiri ve götürülerinin işçilere, emekçilere ve öğrencilerin yaşamına nasıl mal olacağı konusunda tartıştıktan sonra savaş politikalarını desteklememeye ikna olanlar da oluyor elbette.

Bu tartışmalarda en kilit noktanın ise emperyalizm konusu olduğunu söyleyebiliriz. ‘Erdoğan’ı sevmem ama dış devletlere, Amerika’ya kafa tutuyor’ diyerek ‘eyyy’ li çıkışlardan etkilenen öğrencilerle ‘ey diyenler Menbic’de neden birlikte hareket ediyor?’ sorusuna cevap vermekte zorlanır hale geliyor. AKP/Erdoğan yönetiminin antiemperyalist olamayacağını daha detaylı tartıştığımızda ise dış politika konusunda fikir değiştirme oranı artıyor. Tabii Filistin konusunda hükümetin almış olduğu tutumun da , üniversiteli gençlik açısından, ‘dış düşmanlar’ propagandasını zayıflatan bir etken olduğunu söylemek mümkün.

SARAY BÜTÇESİNİ KISMAKLA EKONOMİ DÜZELMEZ

İktidarın değişmesi gerektiği konusunda kimin geleceği konusunda farklı farklı düşünüyor. Sırf kadın olduğu için Meral Akşener’e oy verecek olan da, eğitimci olduğu için Muharrem İnce’ye oy verecek olan da var. “Milliyetçiyim ama AKP’yle ittifaka giren bir partiye oy vermem” diyenler olduğu gibi “Milliyetçiyim/muhafazakarım ama Mecliste muhalif çoğunluğun sağlanabilmesi için milletvekilliğinde HDP’ye cumhurbaşkanlığında İnce’ye oy vereceğim” diyenler de var. İnce’nin adaylığı açıklanana kadar Akşener’e oy vermeyi düşünenler İnce’nin adaylığından sonra fikrini değiştirdi, kendini CHP’li olarak tarif eden gençlik kesimleri açısından İnce’nin bir popülarite yarattığı ortada. İnce seçilse bile bundan sonrasının nasıl olacağı konusunda kafalar hayli karışık. İşsizlik ve geleceksizliğe bir çözüm bulunması, OHAL’in kaldırılması, eğitim sisteminde değişiklikler yapılması ilk talepler arasında. ‘AKP’nin ve Erdoğan’ın geriletilmesi, durdurulması şu an en acil olan sonrasına sonra bakarız’ cümleleriyle de karşılaştık.  ‘Demokratik bir ülke nasıl mümkün olur, gerçek bir halk demokrasisi nasıl sağlanır’ sorularını tartıştığımızda gençliğin önemli çoğunluğunun ‘Evet çok güzel diyorsun da o dediğin imkansız’ diyerek yaklaştığı ve sosyalizmi gerçek bir seçenek olarak görmediği bir tablo karşımıza çıkıyor. Ama ‘gençliğe bütçe  Saray’ın elektriğini kapatmakla sağlanmaz, bugünkü sistemin öyle bir bütçesi yok, TÜPRAŞ gibi, Telekom gibi elektrik dağıtım şirketleri gibi en çok kazanç sağlayan ama özelleştirilen kurumlara el konulması gerekli başka türlü olmaz, bunu yapabilecek olan da CHP programı olamaz’ gibi tartıştığımızda hayalcilik olarak görünen seçenekler gerçekçi hale gelmeye başlıyor.

GENÇLER SANDIĞA İLGİLİ

Seçim sürecinde son günlere girilirken Erdoğan’ın meydanlardan gençliğe seslendiği, İlk Oy Hareketi gibi sosyal medya kanallarını kullanan bir propaganda yürütülüyor. Ancak üniversite gençliğinin oy kullanmasını kolaylaştıracak yöntemler sunmaktan kaçıyor hükümet. Örneğin yaz okulu, bütünleme dönemi olan memleketinden ayrı okuyan öğrencilere oyunuzu kimliğinizle gelin okul sandıklarında kullanın demiyor. Yahut oy kullanmaya çağırmıyor, yol ücretlerini karşılamaya yanaşmıyor. Kendi politikalarına yedekleyememiş olduğu ve uzunca bir dönemdir kavgalı olduğu üniversite gençliğinin oy kullanmaması için koşul yaratıyor desek yeridir.

Ancak tüm buna rağmen sandığa olan ilgi üniversite gençliği açısından yoğun. Sandıkların güvenliği konusunda bir endişenin hakim olduğu söylenebilir. Her sohbette mutlaka ‘Yine hile hurda çevirecekler’ cümleleri dökülüyor. Bununla birlikte, ‘Yine çalacaklar ne yapalım’ duygusunun yerini oylara sahip çıkma duygusuna bıraktığı da söylenebilir.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Haziran 2018 18:33
www.evrensel.net