Mersin'de seçim: Bırakalım geleceği, yarını göremiyorlar

Fotoğraf: Özkan Bilgin/AA

Mersin'de seçim: Bırakalım geleceği, yarını göremiyorlar

Bir tarafta Erdoğan’ın anlattığı kıl çadırlar, makineler, muz-limon bahçeleri, diğer tarafta emekçi, üretici köylü ve Toroslardaki yörükler.

Sedat BAŞKAVAK

24 Haziran seçimleri yaklaştıkça seçim meydanları ısınıyor. AKP genel başkanı Erdoğan da gittiği illerde, yaptığı konuşmalarda ısınmanın hararete dönüşmesini de sağlıyor. Fakat bu hararet sadece meydanlarda değil Erdoğan’ı izleyen yada dinleyenlerin evlerinde, köylerinde de oluyor. 16 yıllık iktidarında artık yeni bir şey söyleyemeyen AKP yöneticilerinin bugün en çok üzerinde durdukları “geleceğe güvenle bakacağız” vurgusudur.

Erdoğan’ın “geleceğe güvenle bakabiliriz” vurgusu eşliğinde yapılan Mersin mitinginde “Toroslarda Yörük çadırları duruyor, hayvanları otluyorsa geleceğe güvenle bakabiliriz.”  “Anamur’da muz, Silifke’de limon bahçelerinden çocuk sesleri geliyorsa, geleceğe güvenle bakabiliriz” “Tarsus’ta fabrikaların, Limandaki makinelerin sesi kesilmiyorsa geleceğe güvenle bakabiliriz”  diyerek 16 yıldır ülkeyi hizmet siyasetiyle şahlandırdıklarını ve bunda iktidarlarının payına vurgu yaptı.

Tamam; Toroslarda çadırlar duruyor ama onlar da ülkenin son göçerleri olarak Konya’dan Toroslara göç eden Sarıkeçiler. Kala kala 287 aile kalan Sarıkeçililer “Ülkenin son göçerleriyiz ama son defa göçmüyoruz” diyerek binlerce yıldır sürdürdüklerini göçerlik geleneğini tüm zorluklara rağmen devam ettirdiklerini söylüyorlar. Kondukları yerlerde muhtarların kendilerinden kira istediklerini, Orman muhafaza memurlarının kendilerine yaptıklarını “zulüm” diye niteleyerek Başbakana yazdıkları mektup nedeniyle bile jandarma tarafından sorguya çekildiklerini, haklarında davalar açıldığını anlatıyorlar. AKP 2017 yılında 1 milyar 323 milyon dolarlık et ve canlı hayvan ithal etti. Alınan her ithalat kararı başta besicilik yapan köylüler ve Toroslarda kıl çadırlarda yaşayan Sarıkeçilileri olumsuz etkilemektedir. Sarıkeçili Yörükler de ülke köylüsü gibi geleceğe güvenle bakamadıkları gibi, yaylalardan meralara her yerin birileri tarafından parsellendiğini ve hayvanlarını doyuracak mera ve yaylalara ulaşımın kendilerini yorduklarını söylüyorlar.

Tamam; Anamur’da muz, Silifke’de limon bahçelerinde çocuk sesi kesilmiyor. Kesilmiyor ama bu çocuklar yaşamak için çocuklarının bile çalışmasına ve emeğine ihtiyaç duyan tarım işçilerinin çocuklarının sesi. Anamur’da muz yetişiyor ama Türkiye yıllık 250 bin ton muz ithal ediyor. Ekvator’dan, Güney Amerika’dan ithal edilen muz karşısında emeğini, alın terini yok pahasına tüccara veren muz üreticileri var. İthalat tehdidi karşısında Anamurlu muz üreticisinin 2-2.5 TL’ye sattığı muz markette 7-7.5 TL’ye satıldı. Sera maliyetlerinin 2016’da 35 bin lirayken 2017’de 70 bini geçtiğini belirtiyorlar. Maliyetler artarken muz fiyatlarının yerinde saymasına ve ithalatın yerli muz üzerindeki fiyat düşürücü etkisine isyan eden muz üreticileri var. 

Silifkeli limon üreticileri “Ben limonun her türlü kahrını çekeceğim, satma zamanı depocuların ağzına bakacağım söylemi. Kimse kusura bakmasın benimle yağmurda yaşta limon kesmedi” diyerek depoculara hizmet eden politikalara isyan ediyor. Sezon başında 2,3 TL’ye limon satan üreticinin limonu 1.5 TL’ye düşüren serbest piyasa denilen tüccar değirmenine isyan ediyor. Anamur’da Muz, Silifke’de limon bahçelerinden birde üreticilerin çocuklarının sesleri yükseliyor “yeter artık ailemizin emeğini tüccara, ihracatçıya yedirmeyin, biz ithal tarım ürünleri karşısında ezdirmeyin” diyorlar. Yukarı köylerde köylünün elinden 2-3 liraya alınan kirazlar marketlerde 6-7 liraya satılıyor. Kiraz üreticisi bahçelerden gelen çocuk sesi değil bizim sesimiz “yeter artık bu köylünün hali ne olacak diyoruz ama hükümet bizi duymuyor” diyorlar. 

Tamam; Mersin Limanında makineler çalışmaktadır. Çalışmaktadır ama arpa, buğday, GDO’lu mısır, Özbekistan’dan pamuk, Uruguay ve Brezilya’dan et ve canlı hayvan, Mısır’dan pirinç ithal edilmektedir.  Yapılan ithalat, ihracattan fazladır. 2015 yılı verilerine göre bir yılda 11 milyon ton ihracat yapılmış ama bunun 1.5 katı 16 milyon 409 bin ton ithalat yapılmış. Mersin limanında makineler ithalat şirketlerine çalışıyor. Esnafı, köylüsü yerli ve milli olan aç, parayı ithalatçı ve yabancı şirketler kazanıyor diyor. Pamuğun diyarı Çukurova’da üretici Özbekistan gelen pamuk nedeniyle emeğini, alın terini ucuza satmak zorunda kalıyor. 

Tamam; Tarsus’ta ve serbest bölgede makinelerin sesi hiç kesilmiyor ama makine başında çalışan işçilerin yüzü gülmüyor. Asgari ücretin altında ekmek parasına, sendikasız, sigortasız çalışan işçiler var.  

Serbest bölge giriş kapısında bekleyen ve kaçak yollardan içeri girerek ucuza çalışan Suriyeli mülteciler var. Sigortasız çalıştırıldığı için kart basamayan ve bu nedenle Serbest Bölge giriş kapısından servis aracının koltuk arasına gizlenerek yada geçişine göz yumularak içeri girip ucuz iş gücü olarak çalışan her milliyetten işçiler var. Tuvalete sayı ve dakika ile gidilen işyerleri var. 

Geçen yıl Ataş’ta Anayasal hakları olan sendikalaşma hakkını kullandıkları için işten atılan Genel İş üyesi taşeron işçiler var. İnsanca yaşam ve çalışma koşulları ve daha iyi ücret için sendikaları ile greve çıkan ama grevleri yasaklanan Cam işçileri, Metal işçileri, Soda Kromsan işçileri var.

“Mersin şehir hastanesi dendiğinde aklına ilk gelenler nelerdir” sorusuna; bitmeyen iş, yattığımda bile kesilmeyen bel ağrıları, sürekli ayakta koşturmaktan zonklayan ayaklar geliyor diyen Şehir hastanesi taşeron işçileri var. Ardı arkası kesilmeyen nöbetler, her gün artan iş yükü ve bozulan psikoloji diyen hemşireler var. 

Bir tarafta AKP genel başkanı Erdoğan’ın anlattığı kıl çadırlar, makineler, muz-limon bahçeleri ve Mersin Şehir hastanesi diğer tarafta bunların içinde yanında çalışan, emek veren, ter döken işçi, emekçi, üretici köylü ve Toroslardaki yörükler. Söylenenler başka, yaşadıkları başka olan bu kesimler vurgulandığı gibi geleceğe güvenle bakmak bir yana yarınını göremiyorlar. Mersin’de AKP’nin oyunun artmamasının en önemli nedenlerinden birisi de bu olsa gerek.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Haziran 2018 01:15
www.evrensel.net