Seçim mektupları: 'İşçiler, AKP adayına yüz vermedi'

Fotoğraf: Delwin Steven Campbell/Flickr

Seçim mektupları: 'İşçiler, AKP adayına yüz vermedi'

DİSK/Gıda-İş Esenyurt Temsilcisi İbrahim Kızılyer, Kağıthane'den lise öğrencisi Serhat Ertaş ve Çanakkale'den Sinan Danacı, seçimleri yazdı.

SAADET GIDA İŞÇİLERİ BU DEFA AKP MİLLETVEKİLİ ADAYLARINA YÜZ VERMEDİ

İbrahim KIZILYER
DİSK/Gıda-İş Esenyurt Temsilcisi

Seçim dönemlerinde milletvekili veya belediye başkan adaylarını fabrikaya davet ederek hükümetle bağlantılarını tazelemek isteyen Saadet patronları, bu defa umduğunu bulamadı. Yapılan son toplantıya az sayıda kişi katılırken, başta sağlık olmak üzere hükümete eleştiriler dile getirildi.

ÇED raporlarına rağmen yapılan üretim, denetimlerden haberdar olmak... gibi pek çok imkanı AKP’ye olan yakınlığıyla sağladığı söylenen Saadet Gıda, bu nedenle olsa gerek her seçim döneminde fabrika yemekhanesinde yüzlerce işçiyi toplayarak AKP’li vekil ve bakanların karşısına çıkarır. Örneğin Eski Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker işçilerin en çok tanıdığı isimlerdendir. Bu seçimde de toplantı tertip edildi.

Öncesinde şeflerle,ustalarla tüm hazırlıklar yapılmasına karşın yemekhanede yapılan toplantıya sadece 15-20 kadın ve erkek işçi katıldı. katılanların çoğu da ustalar, yöneticiler ve onların çevreleri. Patronların en etkililerinden Sübet Çiçek’in katılımın zayıflığını görünce renk değişimine uğradığını da gözlemlemiş işçiler.

Gündüz 250 civarında çalışan olmasına karşın az sayıda işçinin yemekhanede bulunmasını işçiler farklı değerlendirdiler. Bir kısmı fabrikanın peyderpey kapanarak Silivri’ye taşınmasına ve artık bir beklentilerinin kalmamasını; bazıları Ak Parti’ye artık güvenmedikleri için toplantıyı protesto ettiklerini söylediler. Adayların sağlıkla ilgili övme konuşmalarını kesen bir kadın işçinin “7 ay sonraya gün veriyorlar öleyim mi” diyerek hükümetin sağlık politikasını eleştirmesi, başka bir işçinin “Ameliyat için 9 aydır sıra bekliyorum” demesi en çok Başpatron Sübet Çiçek’i rahatsız etmiş.


ELİMİZİ UZATTIĞIMIZDA HER ŞEY DEĞİŞEBİLİR

 

Sinan DANACI
Çanakkale

Epey uzun bir zaman dilimi boyunca, İstanbul’da Gülsuyu Mahallesi’nde elimizden geldiğince siyasal mücadelenin içinde bulundum. Kendi siyasal mücadele tarihim boyunca hep “bizim mahallede” seçim çalışmaları yürüttüm. “Öteki mahalle” diye tabir edilen muhafazakar mahallede ise hiç seçim çalışması yürütmemiştim.

Kutuplaşmanın keskinleştiği bir Türkiye coğrafyasında, ulusal bilincin yoğun olduğu bir bölgede, Çanakkale’de, Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde, tarih bölümünden bir gençle seçimler üzerine sohbet ediyoruz. Daha önce Ülkü Ocaklarına giden, sosyal medya hesaplarından solcu avına çıkan, kavgalara karışan bir genç. MHP’nin AKP ile yaptığı Cumhur İttifakından sonra iyice Ülkü Ocaklarından soğumuş, ülkenin içinde bulunduğu durumdan kendine vazife çıkarmış ve bu seçimde tek parti tek adam sultasına dur demek için seçimlerde Selahattin Demirtaş’a oy vermek için çabalıyor. Ülkenin batısından gelen bu destek ve bilincin, Demirtaş açısından bir kıymeti vardır elbette ancak oydan daha ötesi ise milliyetçilik ile malul insanların, onlara elimizi uzattığımızda nelerin değişebileceğini göstermesi bakımından önemli. Sadece seçimlerle sınırlı bir çalışmanın ötesine geçip, yeni bir dünyanın kurulmasına dönük bir çalışmayla birleştirilirse, ülkemiz rahat bir nefes alacak.


SEÇİMDE BİZ LİSELİLERE NE VADEDİLİYOR?

Serhat ERTAŞ
Kâğıthane

Ben özel lisede okuyan, bir lise öğrencisiyim. Biz gençliğin en büyük sorunu bozuk eğitim sistemidir. Her sene değişen sınav sistemlerinde. AKP Hükümeti kendi çıkarları için neredeyse her sene eğitim sistemini değiştiriyor. Bu sene ortaokullular ne sınavına gireceğini bilmeden bir sene geçirdiler. En büyük sorunlardan biri ise imam hatiplerdir. Uzun yıllardır yeni fen lisesi açılmazken her sene onlarca, yüzlerce yeni imam hatip açılıyor ve elimizde kalan Anadolu liseleri ise proje okullarına veya imam hatiplere çevriliyor. İmam hatiplerde temel dersler yerine yani matematik, fizik, kimya vb. yerine Kur’an-ı Kerim ya da Arapça dersleri koyuluyor. Parası olan aileler çocuklarının iyi bir gelecekleri olması için özel okullara veya temel liselere gönderiyorlar. Yoksul ve emekçi aileler ise çocuklarını devlet okullarına gönderiyor ve geleceklerini bozuk bir eğitim düzenine emanet ediyorlar. AKP’in 16 yıllık iktidarında milli eğitim bakanlığının eğitim hayatımızda etkisi bilimden ve laik eğitimden uzaklaşma, fen bilimlerinden vazgeçilirken din derslerinin arttırılması ve en önemlisi ise eğitimin parayla satılması oldu. Türkiye yine sancılı bir seçim dönemine giriyor. Peki, biz liseli gençlere 24 Haziran’da neler vadediliyor? Gericileşmeyen, bilimsel, laik, ana dilde ve parasız bir eğitim mi yoksa bu saydıklarımın tam tersi mi? Sokakta, üniversitelerde, işçi grevlerinde yapılan baskıların kendisini biz liseliler de demokratik olmayan koşullar ile birebir yaşıyoruz.

Türkiye koşullarında gençler siyasetten uzaklaştırılarak apolitik bir gelecek oluşturuldu. Bu yüzden çoğu gencin ailesinden ve çevresinden duyduklarıyla kafalarında bir siyasi oluşum oluşuyor. Geçen gün kendi lisemden arkadaşlarımla sohbet ederken şunu fark ettim, çoğu arkadaşım çevresinden duyduğu siyasi birikimleri söylüyorlar. Ülkemizde eğitim, okuma ve yazmaya önem verilmediği sürece bağımsız ve özgür düşünen gençler oluşamayacaktır. Bu yüzden bizler çevremizdeki arkadaşlarımızla konuşmalıyız ve onları okumaya teşvik etmeliyiz. AKP’nin bize dayattığı sisteme boyun eğmeyecek hür bir gençlik olacağız.

Günümüzde gerici Ülkü Ocakları, cemaatlerin liselerde faaliyet göstermesine MEB tarafından izin verildi. Bu faaliyetler sonucu liselerde öğrencilerin beyinleri gerici muhafazakarlık, milliyetçilik ve ırkçılık gibi şeylerle yıkanıyor. Biz gençler öncelikle bu bozuk düzeni değiştirmek için ipleri bizim elimize almamız gerekiyor. Gençliğin daha laik ve bilimsel eğitim sistemi için mücadele edeceğiz. 24 Haziran’da ise birçok liseli  henüz oy kullanamıyor ama geleceğimizi kendimizin kurduğu Emek Gençliğinde örgütlenmeliyiz.

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Haziran 2018 22:54
www.evrensel.net
ETİKETLER mektuperken seçim