Büyükada davasında Taner Kılıç'ın tutukluluğuna devam kararı verildi

Fotoğraf, Uluslararası Af Örgütü'nün internet sitesinden alınmıştı

Büyükada davasında Taner Kılıç'ın tutukluluğuna devam kararı verildi

Hak savunucularının yargılandığı Büyükada davasında Taner Kılıç'ın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul 

İstanbul Büyükada’da gözaltına alınan 8’i tutuklu 11 hak savunucusunun “Silahlı terör örgütlerine yardım etme” ve “Silahlı terör örgütüne üye olma” iddialarıyla yargılandıkları davanın dördüncü duruşması görülüyor. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç’ın telefonunda ByLock olmadığına dair ek rapor çıktı. Savcı buna rağmen Kılıç'ın tutukluluğunun devamını istedi.  

Çağlayan’daki İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında, dava kapsamında yargılanan hak savunucularından İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Günal Kurşun ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan ile avukatları katıldı. İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Duruşmayı, aralarında yabancı heyetlerin de bulunduğu hak savunucuları izledi.

‘YASADIŞI OLSAYDI TOPLANTIDA DURMAZDIM’

Duruşmada ilk olarak, Büyükada toplantısında çevirmenlik yapan Ahmet Tunç Tunçten tanık olarak dinlendi. Tunçten ifadesinde, toplantının iki bölümden oluştuğunu kaydederek, “İlk bölümde katılımcılar mesleki açıdan yorgun düştükleri için birbirlerine psikolojik açıdan destek oldular. Hatta birbirlerine sarılıp ağladıklarını hatırlıyorum. İkinci bölümde de dijital veri gizliliği konuştular. Genel hatlarıyla üçüncü şahıslar ve polisten verilerimizi nasıl gizleriz konuşmasıydı. Toplantıya katılan avukat hanımlardan biri, ‘biz neden böyle bir şey görüyoruz, gizlememize gerek yok’ demişti hatırladığım bu” diye beyanlarda bulundu. Toplantıya 4 gün boyunca katıldığını kaydeden Tunçten, gizli tanığın “yasa dışı toplantı iddialarını yalanladı. Tunçten, “İnsanlar işkence görmüş, şiddet görmüş kadınlarla çalıştıkları için mesleki açıdan amaçlarının yasa dışı bir amacı olduğuna dair bir izlenimim olmadı. Zaten olsaydı o toplantıda durmazdım” dedi. 

‘GİZLEME’ DEĞİL ‘KORUMA’

Toplantı salonunun yalnızca toplantı bitiminde kilitlendiğini anlatan Tunçten, toplantı sırasında çay servisi için otel çalışanlarının içeri girip çıktığını kaydetti ve “Gizli bir toplantı havası yoktu. Zaten aralarda havuza falan giriyorlardı.” dedi. Tunçten sanık avukatlarının sorusuna cevaben, toplantıda Taner Kılıç isminin geçtiğini hatırlamadığını söyledi. Avukat Erdal Doğan Tunçten’e, “Toplantıya katılanların ülkede kaos yaratmak insanları sokağa dökmek gibi eylemlerine şahit oldunuz mu?” diye sordu. Tunçten, “Tanık olsaydım toplantıyı terk ederdim.” cevabını verdi. Yargılanan hak savunucularından Günal Kurşun da tanığa, “Veri güvenliği mi, gizliliği mi?” sorusunu yöneltti. Tunçten, “İkisi de olabilir ancak verileri koruma şeklinde geçti” dedi. 

GİZLİ TANIK ‘POLİS SIKINTISI OLAN KİŞİLER TEHDİTTİR’ DİYE DÜŞÜNMÜŞ

İddianamede ‘gizli tanık 1’ diye geçen tanık da SEGBİS ile bağlandı. Görüntüsü mozaiklenen ve sesi değiştirilen gizli tanık ifadesinde, daha önce verdiği ifadelerin doğru olduğunu savunarak, üzerinden çok fazla zaman geçtiği için şu an net olarak hatırlayamadığını öne sürdü. Toplantının yapıldığı odanın yanındaki tuvalete giderken aralık olan kapıdan konuşulanları duyduğunu iddia eden gizli tanık, “Hatırladığım kadarıyla bir toplantı vardı kendilerini elektronik takipten korumak için ne gibi önlemler alabiliriz şeklinde şeyler anlatıyorlardı” iddiasını tekrarladı. Mahkeme başkanı, “Polisteki ifadende, ‘Dernekteki bilgisayar, polislerin eline geçerse çok kişinin başı yanar demişsin’ doğru mu?” diye sordu. Gizli tanık ise net olarak hatırlamadığını iddia etti. Sanık avukatlarının, 
“Otele daha önce gittiniz mi?” ve “Toplantı salonundan çıkanları gördünüz mü? sorularını cevaplamayan gizli tanık, “Sorduğunuz sorular kimliğimi tespite dönük.Sanık avukatı beni sorgulamaya çalışıyor şu an” diye konuştu. Sanık avukatları, tanığın önceki ifadesinde katılımcıları içeride gördüğünü şimdiki ifadesinde ise dışarıda gördüğünü iddia ettiğini hatırlattı. Gizli tanık, sanıklar veya yakınlarınca tehdit edilip edilmediğine ilişkin soruya dönük, “Edilmedim ama şimdi aktaramadığım o tarihte duymuş olduğum şeylerle ilgili bu kişilerin bu bu tür eylemler yapabileceği ile ilgili kaygıya kapıldım. Medyada örgütlerle ilgili bir şeyler duydum. Polis sıkıntısı olan kişiler tehdittir diye düşünerek şikayet etmeye karar verdim” diye konuştu. 

Gizli tanık tarafına sorulan hemen her soruyu, “Kimliğimi tespit etmeye çalışıyorsunuz. Hatırlamıyorum ama hatırlasam da söylemem” diye yanıtlar verdi. 

EK BYLOCK RAPORU DOSYAYA GELDİ

Tutuklu yargılanan Taner Kılıç savunmasında, “Mahkemeniz ilk duruşmada bütün sanıkları tahliye etti, davanın ne kadar boş olduğunun heyetinizce de okunduğunu gördüm tahliye kararınızla. 31 Ocak’ta tahliye edilmeme rağmen aynı günün gecesi savcının itirazı ve 36 Ağır Ceza Mahkemesi’nin alelacele kararıyla davanın tek tutuklu sanığı oldum. Bu dava birçok uluslararası alanda en kötü yargılama diye örnek olarak gösterildi. Ailem tahliye edildim diye saatlerce soğukta beklerken ben cezaevinden bırakılmadım başka bir suçtan tutuklandım. Nereden biliyordu cezaevi yönetimi sizin kararınıza itiraz edileceğini?” ifadelerini kullandı. Öte yandan mahkeme başkanı, Kılıç’ın telefonunda ByLock olup olmadığına dair istenen ek ByLock raporunun bu sabah dosyaya geldiğini söyledi. Ek raporun geldiğini öğrenen Kılıç, “Ek rapor geldiyse her şey ortadadır, ekstra bir şey söylememe gerek yok. Bu raporla iddia makamının iddiaları çökmüştür” dedi.

Kılıç’ın telefonunda ByLock olmadığına dair çıkan ek raporla iddianamenin çöktüğünü savunan avukatlar da müvekkillerinin tahliye ve beraatini talep etti.

Savcı ise verdiği mütalaada Kılıç'ın tutukluluğunun devamını istedi. 

Mahkeme de Kılıç'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi ve bir sonraki duruşma 7 Kasım’a ertelendi.

NE OLMUŞTU?

5 Temmuz 2017'de Büyükada'da travma/stresle baş etmek ve veri güvenliği üzerine yaptıkları atölye çalışması sırasında gözaltına alınan alınan 11 hak savunucusu 13 gün gözaltında tutulmuştu. Gözaltından sonra çıkarıldıkları mahkemece 8 hak savunucusu tutuklanırken 2’si serbest bırakılmıştı. Hak savunucuları hakkında hazırlanan iddianameye 6 Haziran 2017'de gözaltına alınan ve halen tutuklu bulunan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç da eklenmişti.

Taner Kılıç, diğer 10 sanıktan farklı olarak "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla yargılanan tek isim. Hak savunucuları, “Gezi Parkı olayları benzeri şiddet içeren ve toplumda kaos oluşturacak olaylar” planlamakla suçlanıyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Haziran 2018 20:55
www.evrensel.net