01 Eylül 2012 19:23

Lösemi hastası kızımın yanında olamayacaksam...

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), yaklaşık 50 bin öğretmeni ilgilendiren “özür grubu atamaları”nda yaşanan sorunlar aileleri mağdur etmeye devam ediyor. Kontenjan gerekçesiyle ataması yapılmayan Şadan Karakaya, “Lösemi hastası kızımın yanında olamayacaksam özür grubu atamaları neden var” diye sordu.Sanat Tarihi &

Lösemi hastası kızımın yanında olamayacaksam...
Paylaş
Duygu Ayber / Berkay Akkuş

Sanat Tarihi Öğretmeni ve Eğitim Sen Düzce Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Şadan Karakaya, özür grubu atamalarında kontenjan olmadığı gerekçesiyle ataması yapılmadığı için 3 yıldır lösemi hastası kızından uzakta yaşamak zorunda bırakıldığını belirtti. Özür grubu norm açıklarının birkaç ille sınırlandırılmasının kendileri gibi pek çok aileyi zor durumda bıraktığını ifade eden Karakaya, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için mücadele etmeyi sürdüreceğini söyledi.

BAKANLIĞIN SAĞLIĞA KASTI VAR

Karakaya, yaklaşık 3 yıl önce lösemi teşhisi konulan kızı Elif’in tedavisi için 7-8 ay Ankara’ya gidip gelmek zorunda kaldıklarını ve doktorlar ilik nakli için Akdeniz Üniversitesi Hastanesine yakın olmaları gerektiğini söyleyince tayinlerini Antalya’ya istediklerini anlattı. Hemşire olan eşi Özlem Karakaya’nın atamasının nisan ayında gerçekleştiğini aktaran Karakaya, hem eş hem sağlık durumu özrünü belgeleyerek özür grubu atamalarına başvurduğunu ancak olumsuz sonuçlandığını dile getirdi. Lösemi gibi son derece tehlikeli bir hastalık geçiren çocuğunun yanında olmasının engellendiğini ifade eden Karakaya, bakanlığa “Çocuğumun tedavi sürecini aksatacak sonuçlar ortaya çıkardılar” diyerek  tepki gösterdi. Karakaya, “Kemik iliği bankalarından bulunmuş ilik nakledilecek hasta sahiplerinin Antalya ve İzmir’deki üniversite hastaneleri dışında olmadığının bilinmesine rağmen, sağlık özrü nedeniyle Antalya’ya atamamın yapılmaması çocuğumun hayatına kasıttan başka bir şey değildir” dedi.

‘BURA BENİM EVİM DEĞİL’

Elif’e lösemi teşhisi konulduktan sonra 2.5 yaşındaki oğlu Ali ile ilgilenemediklerini ve eşinin annesinin bakmak zorunda kaldığını anlatan Karakaya, “Yaklaşık 4 aydır oğlumla vakit geçirebiliyoruz. Eve ilk geldiğinde ‘Bura benim evim değil’ dedi. Yaşadığı içsel sarsıntıyı bir düşünün” dedi.

‘YETER Kİ ÇOCUĞUMU GÖREYİM’

Daha önceki düzenlemelerde bir ilde norm kadro açığı olmaması durumunda “il emrine” atama yapıldığını hatırlatan Karakaya, MEB’nin bu dönem “il emri” uygulamasını kaldırmasını “Bir diğer çözümsüzlük” olarak nitelendirdi. Karakaya, lösemi hastası kızına yakın olacaksa nerede ve ne şekilde görevlendirileceğinin önemli olmadığını ifade ederek, il emri atamalarının yeniden uygulanmasını istedi.
“Bakanlık benim hasta kızımdan 700 kilometre uzakta öğretmenlik yapmamı istiyor” diyen Karakaya, MEB’nin Alo 147 hattını aradıklarını ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına başvuru yaptıklarını bildirdi. Karakaya, “Her yolu denedik ancak olumsuz sonuç aldık. Artık bize dava açmaktan başka çare bırakmadılar” dedi. (Antalya/EVRENSEL)


OKULA GÖNDERMEM

4+4+4’ün, sermayenin ucuz iş gücü ordusu yetiştirme projesinin bir diğer adı olduğunu ifade eden Karakaya, 5.5 yaşındaki kızının okula başlayıp başlayamayacağını sorduğumuzda şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı benzer hastalıkları geçiren çocukların okula başlama durumu ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Ancak, doktor kararı ile Elif’in okula gitmek için uygun olduğu belgelense dahi bir eğitimci olarak bu yaşın okul için uygun olduğunu düşünmüyorum. Küçük oğlum Elif’in yaşında olsaydı okula göndermeyecektim.”

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Çocuklara ihanet eden aileler değil

SONRAKİ HABER

Gül: Çok şükür gayet iyiyim

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...