Ahmet Şık: İlk işimiz İnsan Hakları Anıtı'ndaki barikatları yıkmak

Fotoğraf: Evrensel

Ahmet Şık: İlk işimiz İnsan Hakları Anıtı'ndaki barikatları yıkmak

HDP’nin İstanbul 2. bölge milletvekili adayı Ahmet Şık sorularımızı yanıtladı.

Meltem AKYOL
İstanbul

Ahmet Şık, bu sayfalara yıllarca gazeteciliği ve başına gelenlerle haber oldu. 2011 martında,  “Ergenekon terör örgütüne üye olma” iddiasıyla tutuklandı, önce. Alınırken “Dokunan yanar” demişti. Bir yıl sonra serbest kaldığında ise “Bu komployu kuran savcılar, hakimler ve polisler bu cezaevine girecek” dedi. Öyle de oldu, 2013 yılında AKP-Cemaat arasında başlayan gerilim ile operasyona dönüştü. 

2016 aralığına gelindiğinde Ahmet Şık bir kez daha gözaltına alındı, tutuklandı. dosyası Cumhuriyet gazetesi davası ile birleştirildi. Tutuklama kararında “PKK ve FETÖ” propagandası” yapmak ile suçlanıyordu. Bu kez mahkeme salonunda “Bu kötülüğün organize olmuş hali hak ettiği sonu yaşayacak” diye haykıran Şık, Mart 2017’de o davada da tahliye edildi. Şimdi ise HDP’nin İstanbul 2. bölge milletvekili adayı olarak parlamentoya gitmeye hazırlanıyor. Seçimlere son iki gün kalmışken, Ahmet Şık ile adaylığını, çalışmalarını ve elbette memleketin halini konuştuk. Ahmet Şık AKP’nin ilk turda Meclis çoğunluğunu kaybedeceğini, ikinci turda da Erdoğan’ın yenileceğini düşünüyor. Ama ekliyor da “Velev ki kazandı, o koltukta oturamayacak. Batı ile hiçbir ilişkin yok, demokrasi, temel hak ve özgürlükler yerlerde sürükleniyor, yağma ve talan düzeni devam ediyor ve ekonomi batmış durumda, nasıl sürdüreceksin?” Seçildikten sonra ilk işleri ise Veli Saçılık ile birlikte Ankara İnsan Hakları çevresindeki barikatı yıkmak.

İNSANLAR BAŞIMIZA GELENLERLE ÖZDEŞLİK KURUYOR

Siyasete transfer olmuş bir gazeteci olarak, nasıl gidiyor seçim çalışmaları. Bir de tabii alandan neler okuyorsun, tepkiler nasıl?

Bir gazeteci için en vahim şey yüzünün tanınmış olması çünkü, ne konuştuğun insan ne de fotoğrafını çektiğin insan doğal kalabiliyor, o biraz sıkıntılı bi’de çalışma alanlarımız biraz riskli olduğu için yüzümüzün tanınması sizi hedef haline de getirebiliyor. Gazetecilik açısından durum böyle. Bir de şimdi şimdi siyasetçi adayı kimliği bindi üstüne. Tepkiler sıcak, mesleki geçmiş ve orada başımızdan gelenlerden ötürü insanları bir özdeşlik kurma hali var. Belki iddialı bulacaksın ama ben 30 yıl sektörün içerisinde kaldım ama ellerimi kirletmedim ve o mesleği faaliyetler nedeniyle yargılandığımız, bizi teslim almaya zorladıkları ama bunu başaramadıkları davalardaki tutumumuz insanların kendisinde bir güven oluşturdu. Yani o güveni, o özdeşlik kurma hali, sevgiyi gösterme hali çok sık karşımıza çıkıyor. Ben anlıyorum insanları, kamusal yüzü olan birinin kendi aklından geçenleri de onların suratına söylüyor olma hali onlara çok iyi geliyor. İnsanlar çok heyecanlı ve çok umutlu. Biliyorsun, yaptığımız iş hep böyle kötü olayların aktarıcısı olmak ve bu bizi karamsarlaştırıyor ya, geleceğe dair değil tabii mevcut tablonun gerçekliğine bakarak bir karamsarlaşma hali, ama bu sefer gerçekten umutluyum, çünkü siyasetin sağlayamadığı o mutabakat toplumda sağlanmış durumda. Ve insanlar bu mafya iktidarının gidebileceğini biliyor ve görüyor.

HDP BARAJI AŞACAK, ERDOĞAN KAYBEDECEK

HDP’nn barajı geçmesi konusunda önemli bir mutabakat var, çünkü bu aynı zamanda AKP-MHP ittifakının Meclis çoğunluğunu kaybetmesi demek. Ailelerde oylar paylaşılıyor, nasıl durum, nelerle karşılaşıyorsun sen?

Vatandaşların çok geniş bir kararlığı var, çünkü herkes şunun farkında: Bu hafta yapılacak ve peşi sıra gelecek 2. tur seçiminin bir prova olduğunu herkes biliyor.

Ne provası?

Bundan sonra gelecek ve parlamenter sistemin tekrar kurulduğu seçimin provası... Çok iddialı bulacaksın yine ama HDP’nin barajı aşacağını ve Edoğan’ın seçimi kaybedeceğini düşünüyorum. Bunun aksini bize gösteren herhangi bir sonuç meşru değildir, hilelidir. Bundan eminin çünkü AKP kaybetti, şimdiden kaybetti. Bunu aslında kendi tabanı da görmüş durumda. AKP seçmeninin heyecansız olmasına neden olan şey aslında oradan kopmuş olması ve o kopuşa tanıklık ediyor olması.

Çok iddialı değil mi?

Evet çok iddialı. Bugün Türkiye’de hiç kimse AKP’nin hırsızlık yapmadığını düşünmüyor, bundan herkes emin, kanıtı da o dinlediğimiz ses kayıtları falan değil, bizzat bu insanların 16 yıl önceki ve şimdiki mal varlıkları arasındaki uçurum. Bunu açıklayamıyorlar ve seçmen bunu görüyor. Ve ‘Çalıyor ama çalışıyorlar’ gibi bir saçma argümanın arkasına sığınıp ya da ‘Geçmiştekiler de yapıyordu’nun. Ama ...çalışıyor ya da geçmiştekiler de alıyordu demek senin o günahtan bakın hukuken suç olmasından vazgeçtim, ama o günahtan azade tutmuyor seni. AKP’nin dini bile kirlettiğinin herkes farkında. Ülkeyi talan etiler, devleti yağmaladılar, ve bunun sandıkta bir karşılığı olacağını düşünüyorum ben.

Fotoğraf: Evrensel

ORTA SINIF AKP’DEN KOPACAK

Tamam ama bu ‘Çalışıyorlar ama...’ ile başlayan cümleleri hep duyduk, şimdi nasıl bir kopuş var ki, AKP’ye kaybettirecek...

Bir kere AKP’nin bugüne kadar, son birkaç yıldır girdiği seçimlerde aldığı oyları yarattığı korku iklimiyle aldı. Politikalarına itiraz eden her kim varsa, birkaç gün içerisinde kendisini ocu, bucu denilerek, ‘terörist’ sıfatıyla hapishanede buldu. Ve bu korkunun sona ereceğine dair o tabanda da bir inanç var, çünkü yıkılacaklar, ben öyle düşünüyorum...

AKP’nin en tepesinde Saray var, en tabanında çok rasyonalize edeceğimiz menfaatleri için AKP’ye oy vermeye devam edeceklerini söyleyen, bazılarının makarna-bulgur diye küçümsediği seçmenlerden bahsediyorum. (O insanların neden makarna-bulgura muhtaç hale geldiğini sorgulamayıp, makarna-bulgur-kömür yardımı alıyor diye oy vermesini eleştirenler de ayrı bir eleştiri konusu.) Ki onlar AKP’yi iktidarda tutacak kadar kalabalık değil, evet oldukça çoklar, ama bu ikisinin arasında tamamen bir menfaat grubu var, AKP’nin yarattığı bir orta sınıf var ve o orta sınıf AKP’den kopacak. Ben öyle düşünüyorum...

20 MİLYON GENÇ SEÇMEN SEÇİMİN KADERİNİ BELİRLEYECEK

Muhalefet seçmeni... HDP, CHP onlarda nasıl durum...

Tek adamı istemeyen bir kitle var ve bu referandumda ortaya çıkan ve hile nedeniyle yüzde 50’den az gözüken ama aslında yüzde 50’den fazla olan kalabalık... Dipten gelen dalga var ama o dalganın büyük kısmını oluşturanın 18-32 yaş arasındaki yaklaşık 20 milyon genç seçmen olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede Gezi isyanıyla ortaya çıkan talebin karşılanmasını istiyorlar ki o talebi dile getirenler işte bu 18-32 yaş arasında gençler. Bu ülkede yaş ortalaması 31, seçmen yaşı 29.5. Ve onu karşılayacak politika üreten bir parti yok, HDP programında tüzüğünde bunu karşılama vaadinde bulunuyor ama kendi canının derdine düştüğü için, hukuki ve can güvenliği manasında, onlara ayıracak fırsat bile bulamıyor. Dip dalgasını yaratacak olanlar bunlar...

Nasıl görünüyor peki, gençlerde durum ne?

Yani benim temas ettklerimde negatif bir şey yoktu ama yaklaşık 20 milyon kişiden bahsediyorum ve seçimin kaderini de belirleyecek olanlar bunlar. Bekir Ağırdır’ın iddiası grubun 10 milyonunun partisi yok şu anda. 9 milyonu da seyyar, yani yer değiştirebilir oy, kolayca. Burada AKP’den kopanlar çeşitli partilere, yani HDP, CHP ve İYİ Partiye, dağılacaklar. İşte AKP’den kopuşun en büyük parçasını bunlar oluşturacaklar.

Ve yukarıda sözünü ettiğim 20 milyon genç, Türkiye’nin dip dalgasını oluşturacak yer orası. Ama bu dalgaya dalgakıran olacak değil, bu dalgayı önüne alıp bu ülkeyi ileriye taşıyacak bir partiye ihtiyacı var. Bu dalganın üzerinde gemisini yürütecek bir parti...

ERDOĞAN KAZANSA DA ARTIK O KOLTUKTA OTURAMAZ

Sen de yanılabilirsin...

Gerçekten hissettiğim bu, ben de yanılıyor olabilirim, çok iddialı sözler söylüyorum, elbette bunlar tahmin ve ben de kahin değilim ama ben özellikle gençlerin ve orada da kadınların ağırlıklı olduğu o seçmen kitlesinin, ki bu AKP zulmünden en çok zarar görenler başta kadınlar, sonra gençler.... Gençlerin beşte biri işsiz, diplomalıların dörtte biri işsiz, gençlerde gelecek kaygısı var, kadınların istihdam meselesi ortada, kadına biçilen rol ortada: Evinde çocuğunun annesi, kocasının karısı, toplumsal hayatta, iş yaşamında olma, olacaksan da benim istediğimiz biçime bürünerek ol, böyle bir anlayış var. Ve bunu parmak sallayıp herkese yapıyor. Onların bu gidişata dur diyeceğinden eminim ve çıkacak sonuçlar Türkiye’de seçmen sosyolojisine dair de ciddi analizler yapmamızı gerektirecek bir süreci başlatacak... Yani o insanların ne dediğine kulak verecek, parmak sallayıp azarlamayacak, sözünü dinleyecek ve yeri geldiğinde o küçümsediği gençlerin öğrencisi olacak. Böyle bir siyaset yapma biçiminin gelişmesi gerekiyor. Bunu karşılayamayan bir partinin siyasi hayatta geleceği yok bence.

Velev ki hepsinde yanıldım, AKP iktidarı, hile hurda, o bu, hem cumhurbaşkanlığını hem de parlamentoda kazansa bile o koltukta oturamayacak. Kesin. Kalamaz orada, 16 Nisan’da ‘sürdüremez’ demiştik, sürdüremedi de. Batı ile hiçbir ilişkin yok, demokrasi, temel hak ve özgürlükler yerlerde sürükleniyor, yağma ve talan düzeni devam ediyor ve ekonomi batmış durumda, nasıl sürdüreceksin?

BU İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI

Eee aynı koşullar Erdoğan dışındaki tüm adaylar için de geçerli...

Bir başkası geldiğinde insanlar nefes alacak, en azından sürdürülebileceğine dair umudun kapısı aralanacak. Ve yani bu iktidarın karşısında siyasi yelpazenin farklı farklı kutuplarındaki partiler bir ittifak zemini sağladı ve bu kıymetli bir şeydir. Bu ikinci kurtuluş savaşı, bu mafyadan kurtuluş savaşı. Şu anda devleti zimmetine geçirmiş ve devletin bütün kaynaklarını da zimmetine geçirmek için yeminli bir iktidar var, devlette liyakat diye bir şeyden bahsetmek mümkün değil. Geçmişte de çok sorunluydu yargı, hele ki özel yetkili mahkemelerin hukuksuzluğunu Yıldız Saray mahkemelerinden başlatmak mümkün. Ama bu kadar rezil olduğu bir dönem ben hatırlamıyorum. 250 binden fazla tutuklu var içeride ve bunların hepsine ‘terörist’ diyorlar. Dünyadaki en fazla ‘terörist’ nüfusuna sahip ülke Türkiye, kimseye garip gelmiyor mu bu.

KÜRTLER İNCE’YE OY VERECEK Mİ SORUSUNUN YANITI DİYARBAKIR MİTİNGİNDE

Peki, ne olacak ikinci turda. Sen daha önce İnce’ye oy verilir demiştin, ya Akşener?

Akşener’in ikinci tura kalma şansı yok, dolayısıyla Akşener’i tartışmanın bir manası yok. Artı kendinin tartışılmamasına neden olan şey de bizatihi kendisi Ayhan Bilgen’in gösterdiği teveccühe, aynı gün “Beni HDP’lilerle bir mi tutuyorsunuz” çıkışı yapıyorsun. Kürt sorununun özü bu zaten, eşitsizlik. Bir de sürekli bu soru soruluyor, Kürtler İnce’ye Akşener’e oy verecek mi? Ben de şunu soruyorum, velev ki Demirtaş çıktı Erdoğan’ın karşısına, bu soruyu yöneltenler Selahattin’e oy verecek mi, bence otursunlar bunun yanıtını versinler dürüstçe, ondan sonra HDP seçmeninin kime oy verip vermeyeceğini daha net tartışalım. Ben Ahmet Şık olarak söylüyorum, Kürt seçmenin ne yapacağına kendi vicdanları ve akılları karar verecek, ama nasıl ki bu ülkenin gidişatını görüp HDP’ye oy verenlerdeki kaygı ne ise Kürt seçmende de bu kaygı fazlasıyla var zaten. Ve en azından İnce’ye verecek mi sorusunun yanıtını Diyarbakır mitinginde İnce zaten gördü. Ve Akşener de 2. tura kalamayacak, siz bakmayın anket şirketlerinin onu o kadar şişirmesine.

KANDİL OPERASYONU İLE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNE SOYUNDULAR

Peki çeşitli senaryolar konuşuluyor, A, B, C... planlarından bahsediyor. 1 Kasım’a götüren sürece atıf yapanlar oluyor, ne olur sence AKP Meclis çoğunluğunu kaybederse?

Eğer öyle olursa yeniden seçime gidecekler, bunu ilan etiler zaten. Erdoğan seçim kaybederse ne yapacağını biliyoruz, 7 Haziran ve 1 Kasım arasında ne yaptıysa onu yapacak.

Kandil operasyonunda Afrin operasyonundaki gibi bir toplum mühendisliği çalışmasına girdiler ama, Meral Hanım’ı biraz önce eleştirdik burada da hakkını vereyim, O bile kalktı, hani milliyetçi seçmenin muhalefetteki temsilcisi, ben yoksul çocuğunun kanını siyasete malzeme yaptırtmayacağım dedi. Çok düzgün durdu ve bu sefer karşılık göremedi.

Suruç’u bir provokasyonun ana unsuru yapmaya çalıştılar. Saldırıya uğrayan aileden 3 kişi öldürüldü, bunlardan ikisi hastanede linç edilerek öldürüldü, birisi yaralı halde tutuklandı ama bu ülkenin İçişleri bakanına, AKP’sine ve medyasına bakarsanız o ölen aile suçlu... Orada ne olduğuna dair referans alacağımız birisi var, hadi hepimiz yalan söylüyoruz ama AKP’nin Adayı Hüseyin Şeyhanlıoğlu, olayın doğru olduğunu anlattı, buyurun onu referans alsınlar...

MEDYA MI, O KİM?

Bu dönemin en çok konuşulan şeyi medyanın durumu...

Medya mı, o kim... Medyanın durumunu Erdoğan Demirören’in öldüğü gün özetliyor, kendi patronunun öldüğünü 5 saat sonra duyurabildiler. Bu kadar... Onu niye gizlediler onu da anlamadım... AKP bu ülkeye çok büyük bir hizmet yaptı, birisi Türkiye gibi demokrasisi gelişmemiş ülkelerde iktidarın merkezi olarak tek elde toplanmasının ne kadar zararlı olabileceğini kanıtladı. Ve böyle bir üke için en ideal yönetim biçiminin koalisyon olduğunu bize kanıtladı.

İkincisi bizim yıllardır talep ettiğimiz, gerçekleşmesi için mücadele ettiğimiz görece bağımsız, en azından güç odaklarına eşit mesafede durmayı becerebilen meslek ahlakına sahip çıkacak bir medyanın ne kadar önemli olduğunu kanıtladı. Bu çok büyük bir hizmettir...

GÜNDÜZ SANDIK BAŞINDA OLACAĞIM, AKŞAM DA YSK ÖNÜNDE

Son olarak bir çağrın olur mu?

İktidarın bu gidişatına bakıp kimse hiçbir şeyi garanti görmesin. Çünkü karşımızda bildiği en iyi şey hırsızlık olan bir örgüt var. Ve bunun  için de her şeyi yapacaklar elbette hile yapacaklar benim çağrım şudur: Olabilen herkesin müşahit olması gerekiyor, olmayanlar da oy verdiği sandığı terk etmesin, oyunu kullansın ve orada kalmaya devam etsin. Bahçede otursunlar, orada bizim görünmemiz ve oyumuza sahip çıktığımızı kanıtlamamız lazım. Sayım bittikten sonra o oy çuvallarının teslim edileceği il ve ilçe seçim kurullarının önüne gitsinler. Ben oralarda olacağım, onlar da gitmeli. Başka türlü olmayacak çünkü.

SİYASET GEÇİCİ, GAZETECİLİK BAKİ

Neden HDP Ahmet, sana dair bir CHP beklentisi vardı?

CHP’den resmi teklif almadım ki...

Alsaydın olur muydu?

Hayır, ağzımı aradılar. Ama, iki partiye bakıp beni oraya yakıştırdılar, CHP’den niyet beyanında bulunan arkadaşlarım oldu kendilerine teşekkür ettim, o sıralarda HDP’li arkadaşlar da teklif etmişti, onlara da istemediğimi söyledim, ama HDP’liler çok ısrarcı davrandı. Karar vermemde şu çok etkili, Türkiye çok önemli bir virajı dönmekte ve herkesin elini taşın altına koyması lazım, bunu kendimle ilgili söylemiyorum... Bu dönem tarafsız kalacağımız bir dönem değil, Arendt’in dediği gibi, sessiz kalmak en büyük şiddettir. Ben bu ülkede barışı ve dolayısıyla demokrasiyi ve temel hak ve özgürlükleri savunan partide olmayı tercih ettim.

Gazeteciliği bırakacak mısın?

Siyaset geçici gazetecilik baki ama eğer ki seçilirsem, parlamenterlik yaptığım dönemde bir medya organında çalışmayı ya da oraya düzenli yazı yazmayı etik bulmam...

Ama siyasette de gazetecilik yapabilirsin, bu ülkenin de ihtiyacı olan şey hakikatin görünür kılınması...

Klasik soru, seçilirsen ne yapacaksın...

Alınacak çok yol var, benim önceliğim temel hak ve özgürlükler, basın özgürlüğü. Veli (Saçılık) ile şöyle bir şey planladık, Meclise girdiğimizde ilk gün yapacağımız ilk iş, Veli’nin sürekli gözaltına alındığı ve şimdi de diğerlerinin gözaltına alınmaya devam edildiği o insan hakları anıtının önündeki barikatı yıkmak olsun...

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Haziran 2018 15:55
www.evrensel.net
ETİKETLER Ahmet ŞıkHDP