Nasıl derim Korkmaz’ım öldü

10 Ekim Ankara Katliamı'nda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik ve annesi Zörhe Tedik

Nasıl derim Korkmaz’ım öldü

'Adı Korkmaz konan çocuklara sarılıyorum. Kaç Korkmaz doğdu senden sonra, kim bilir daha kaç Korkmaz’ı doğuracak analar…'

Yaşasaydın 35 yaşında olacaktın oğlum. Yaşasaydın, diye başlayan bir cümle kurmak en büyük acım benim… Hangi ana öldü diyebilir oğluna, hangi ananın dili varır ölümün kıyısına? Nasıl derim Korkmaz’ım öldü, yakışmıyor ki sana ölüm.

10 Ekim 2015’te durdu hayat. Sonra ellerimi, ayaklarımı kesip aldılar, budadılar tüm dallarımı, yüreğimi söküp yerinden, susmak bilmeyen bir çığlık koydular içime. Yanıyor içim. Ben ölüyüm asıl 3 yıldır. Nasıl derim Korkmaz’ım ölmüş, yakışmıyor ki sana ölmek.

Sen en devrimci, en dirençli, hayatının baharında eylemden eyleme koşan, dipdiri ve sapasağlam, en sağlıklı, en mutlu halinle gülümsüyorsun şimdi bize. Yaşıyorsun yavrum benim. Yaşıyorsun oğlum, can parçam.

Sizi analarının kollarından çalıp,  o küçücük mezarlara, o soğuk toprağın altında gömenler sandılar ki öldünüz. Siz o cıvıl cıvıl özgürlük kuşları, siz baharın müjdecileri, siz devrimin ve barışın devrilmez kaleleri, mümkün mü öldü demek, Korkmazlar ölür mü oğlum?

Keşke o uzun kollarınla, o büyük ellerinle sarılsan bana şimdi. Azıcık güç versen. “Benim kızıl saçlı anam, sen olmazsan barış da olmaz” desen bana yine. Gelmiş geçmiş tüm kuralları yok sayan,  o çıldırtan gülüşünle çıksan karşıma. Ah oğlum, son kez sarılsam sana, anan öleydi oğlum, anan kurban olaydı sana…

Nasıl bu kadar masum kaldın yavrum, tüm kaygılardan uzak, tüm korkulardan bağımsız, nasıl böyle tertemiz ve beklentisiz oldun söyle bana. Nasıl böyle gidebildin? Ne olursa olsun Korkmaz var derdim, derdik. O bizi korur, kollar derdik. Ona bir şey olmaz derdik. O gün de sana bir şey olabileceği gelmedi aklıma. Biz yaralılar için kan verirken, en büyük, en geçmez yaranın bende olduğu,  senin ölmüş olabileceğin aklıma gelmedi. Bana yalan söyledikleri, beni bırakıp gidebileceğini aklıma gelmedi.

Senden esmeyen rüzgarı, sana varmayan suları, sana doğmayan sabahları istemiyorum Korkmaz. Alıp elime bir tırpan, sana sırtını dönenleri tek tek budasam. Verseler elime adaletin kılıcını, koparıversem kana susamış canavarların değersiz başlarını… On kez, bin kez ağırlaştırılmış müebbet değil de bir dakikada hesaplaşsam hepsiyle. Yüzümüze kapanmış tüm kapıları kırsam, düşürsem tüm maskeleri. Kalmasa kanınız yerde. Soğur mu içimdeki yangın?  Söylesen ya bana oğlum, diner mi bir gün acım? Kim anlar sensiz yaşamaya çalışmanın azabını, yol göstersen ya bana… “Anam, garip anam” desen ya bana yeniden. Hangi terazi kurar bir daha kaybettiğimiz adaleti? Kim hangi yarama merhem olabilir sen yokken? Ya da kim teselli edebilir beni, söylesen ya bana.

Anan öleydi Korkmaz, analarınız öleydi yavrularım, oğullarım, kızlarım…

Ayak izlerinizin peşinden geliyorum. Sevdiğin arkadaşlarını seviyorum. Sevdiğin türküleri dinliyorum. Bir tek anını unutmamak için, her gün yeniden, en baştan düşünüyorum olanları.  Adı Korkmaz konan çocuklara sarılıyorum. Kaç Korkmaz doğdu senden sonra, kim bilir daha kaç Korkmaz’ı doğuracak analar. Korkmazlar ölmekle biter mi oğlum?

Ronay Irmak’ın kaleminden
Zöhre Tedik’in duyguları…

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Haziran 2018 23:21
www.evrensel.net
ETİKETLER Korkmaz Tedik