SEÇİM ÖZEL
‘Başkanlık sistemi çözüm değil, sorunu diktayla bastırmanın yöntemi’

Evrensel Gazetesi Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu, Seçim Özel’de AKP’nin ‘Şahlanış’ sloganını değerlendirdi.

Evrensel Gazetesi Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu, Seçim Özel’e konuk oldu, Zeliş Irmak’ın sorularını yanıtladı. AKP’nin ekonomi programı ile ‘Şahlanış ve Türkiye vakti’ sloganı çerçevesinde 24 Haziran’a gidilen süreci değerlendiren Falakaoğlu, çözüm olarak sunulan başkanlık sisteminin çözüöm değil, sorunları diktayla bastırmanın yöntemi olduğunu vurguladı. Falakaoğlu’nun değerlendirmelerinden öne çıkan bölümler şöyle:

- ‘Şahlanış’ çok iddialı. Lafı büyüdükçe gerçekler boğuluyor. Bu durumu emekçilerle tartışmak istedik.

Erken seçimi lanetlemiş bir parti, neden erken seçime gider, erken seçimle neleri gizliyor, bu seçim sorunları giderir mi? Bunları tartışmak istedik.

AKP son reklamında bugünü tamamen bırapık küllerinden yeniden doğan bir gelecek tarifi yapıyor. Bu ‘küle dönme’nin kabulüdür. Başarısızlık itirafıdır bu. Başarısızlığın mimarı, başarılı bir bina inşa edebilir mi?

- Çok fanatik AKP’liler bile ‘Ekonomi iyi, büyüyoruz’ derken kendi hikayesini sorunca, ‘Pazar pahalı, tatil yapamıyorum, çocuğa alışveriş yapamıyorum’ diyor. Çalışma koşullarını sorunca, ‘Ağır çalışıyoruz, ucuz çalışıyoruz’ diyor.

- AKP’nin ekonomik sorunları çözme noktasında programı tıkandı. Bu program 2001’de AKP’ye sunulan IMF programıydı.

- AKP’yle varlığı olmayanlara da kredi sağlandı. Bu geliri olmayan insanların da harcama yapabilmesine imkan tanıdı. Dışarıdan gelen ucuz dövizi dağıtarak yaptılar bunu. Artık döviz merkez ülkelere gidiyor.

- AKP’yle çalışma koşulları kötüleşti. Emek ucuzlaştı, örgütsüzleştirildi, çalışma saatleri uzatıldı, koşullar ağırlaştırıldı.

- AKP ekonomi politikasıyla bir yandan yoksulları kapsarken bir yandan da örgütsüzleştirerek güçsüzleştirdi. Bu şekilde muhalefeti ezmek de kolaylaştı.

- Her yüz yoksuldan 75’inin AKP’ye oy vermesi, cehalet falan değil. Son derece politik bir tutumdu, bu patronlara da kazandırdı.

- AKP toplumu örgütsüzleştirdikçe, sendikal muhalefet geriledi, sokak muhalefeti geriledi. AKP bunun adına ‘istikrar’ dedi.

- Eskiden ucuz döviz partisi vardı, herkes şıkıdım şıkıdım oynuyordu. Artık bu bitti. Artık yeni bir birikime ihtiyaç var, bu da yeni mutsuzluk demek. Erken seçim de bu yüzden.

- Türkiye ürettiğinden daha fazla tüketti. Elin parasıyla refah ve mutluluk hissi yaratıldı.

- Erdoğan piyasalara döviz pompalanmamasına komplo diyor. Bu 2013’te açıklandı. Türkiye buna rağmen dışarıdan gelen dövizle harcamaları artırdı. Üstüne ABD faizleri artırınca bu sefer kur yükseldi.

- Piyasaya döviz pompalanması azalınca Türkiye bu hale geldi. Geri dönüşler başladığında ekonomi durur. Çünkü özel sektörün, bankaların ve devletin ciddi döviz borcu var.

- ‘Demokrasi’ sermayenin umrunda değil. Para Çin’in nasıl yönetildiğiyle ilgilenmiyor. Çin demokrasi vadetmiyor, paraya serbestlik vadediyor. Sermayenin kendine özgürlük anlayışı var.

- Türkiye’de demokrasiye ilişkin kaygılar artıyor, ancak sermaye demokrasiden çok paranın güvenliğiyle ilgileniyor.

- AKP yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini sağlayan kuralları bozdu, kendi kurallarını koydu. Bu güven sorunu yarattı.

- Emperyalizm asıl olarak sermayeyle işgal eder. Yabancı sermaye işgale geldiğinde, gidin, dememiz gerekir. Biz bunu diyemedik.

- Sermayeyi tedirgin eden şeyler var Türkiye’de. Ancak kimse yanılmasın, henüz bunun için ülkeyi terk eden yabancı sermaye çok değil.

- 15 Temmuz sonrası gibi en kötü koşullarda bile ülkeye para gelmeye devam etti. Gelmese zaten ekonomi dururdu.

- AKP’nin programı ucuz ve bol dövizin geldiği, faizin düşük olduğu koşullar için geçerliydi. Bu programın dönemi bitti. Uzatmaları oynayabileceği zemin de kaydı.

- AKP’nin piyasaya müdahale edebileceği araçlar artık yok. Çünkü artık KİT’ler yok, bağımsız üretim yok.

- Ekonomi programı geçerliğini yitirdiği için AKP artık yoksulları kapsayamıyor. İtirazlar da bu yüzden yükseliyor.

- AKP zaman içerisinde ekonomi programını yitirdi, ardından uzatmaları oynadığı araçları yitirdi, artık kitle desteğini yitiriyor.

- Önceki seçimde Konya’da 3. Köprü, 3. Havalimanı ile övünenler şimdi ‘Ben geçmediğim köprüye niye para veriyorum’ diye soruyor.

- Ekonomiyi döndürebilmek için hız lazımdı. Önlerinde engel olmasın istediler. Başkanlık sistemi de bunun sonucu gündeme geldi.

- Ekonomiyi hızlandırmak için her yere konut dikildi, ev sahipliği oranı artmadı. Her yere HES yapıldı, enerji açığı kapanmadı. Bunların bedeli de ağır oldu.

- Başkanlık sistemi çözüm değil. Başkanlık sistemi sorunları diktayla bastırmanın yöntemidir.

- Erdoğan sandıkla gider mi? Kazanımlarını kaybetmek istemeyebilir ama bunun tek belirleyeni kendisi değil.

- 16 Nisan Referandumu sonrası AKP’nin ortaklarıyla çatlakları arttı. Tek adam etrafındakilerin pazarlık gücü yükseldi. AKP bu çatlakları en alt tabakadaki yoksulları yem ederek dolduruyor.

- AKP eskiden sermayenin karına kar katıyor, yoksulluğu da yönetiyordu. Şimdi karı riske atıyor, aşağıyı da eskisi gibi yönetemiyor. Bu yukarıdaki devlet ortaklığını çatırdatıyor.

- İktidarın gitmesi önümüzü açacaktır. Ancak önümüz açıldıktan sonra ne yapacağımızdır asıl tartışma konusu. (Evrensel Web TV)

Bülent Falakaoğlu'nun ''Şahlanış ve Türkiye vakti' mi?' adlı
yazı dizisine ulaşmak için tıklayın

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Haziran 2018 15:42
www.evrensel.net