4+4+4 yasası kaygı ve korku doğurdu

4+4+4 yasası kaygı ve korku doğurdu

Okulların açılmasına sayılı günler kalmışken 4+4+4 yasasının hemen yürürlüğe geçirilmesinin doğurduğu bir yığın sorun ve soru yanıt bekliyor. Okulların değiştirilip, dönüştürülmesi sonucu birçok öğretmen, norm kadro fazlası olmak ve hangi sınıfa, hangi programı, hangi yaş grubuna, nasıl uygulanacağın

Yurdagül Esen / Sultan Duyan

Her şey altüst oldu Mamak’ta görev yapan Gülfer öğretmen yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Okulumda norm kadro fazlası durumuna düşen beş öğretmenden biriyim. Ne olacağım, nereye gönderileceğim kaygısı yaşıyorum. Bu kaygı tüm tatilimi mahvetti. İl emrine verileceğimizi söylüyorlar, Ankara’nın en ücra köşesine de gönderilebilirim! 13 yıllık öğretmenim çok uzun yıllar köylerde zor koşullarda çalıştım. İlk defa düzenimi kurmuş, velilerimle mutlu olduğum bir ortamdaydım. Her şey altüst oldu. İki çocuğum var kızım ikinci sınıfa geçti, oğlum henüz ana sınıfına gidiyor. Çocuklarımı nereye, nasıl bırakacağımı bilemiyorum. Tüm bunların üstüne öğrencilerimden ve velilerimden ayrılacağım. Öğrencilerim ikinci sınıfa henüz geçmişlerdi. Öğrencilerimi bu yıl verecekleri öğretmen önümüzdeki yıl norm kadro fazlası olabilir. Eğitim sendikaları tüm bileşenlerini katarak topyekün bir mücadele örgütlemesi gerekiyor. Veliler de bu mücadelede aktif rol almalı. Ben ‘yasa geçti her şey bitti’ diye düşünmüyorum. Mücadeleyi büyütürsek yasayı geri çektirebiliriz.”  

Mutsuz ve başarısız bireyler Beş buçuk yaşında bir kızı olan Figen öğretmen de çok endişeli: “18 yıllık sınıf öğretmeniyim. Evliyim, iki çocuk annesiyim. 66 aylık bir kızım var ve 4+4+4 eğitim sistemine göre 1. sınıfa kayıt olması gerekiyor. Hem eğitimci hem de veli olarak kızımı okula başlatmaktan yana değilim. Çocuğumun fiziksel ve psikolojik gelişimine zarar vereceğini düşünüyorum. Okulların fiziki durumu zaten yetersiz, bu yaş çocuklara ise asla uygun değil. Çocuklar henüz kas gelişimini tamamlamadığı için kalem tutmakta güçlük çeker ve çabuk yorulur. Bu yaştaki çocukların dikkat süreleri çok sınırlı; derse uyum sağlayamayacak, davranış problemi yaşayacaklar. Bu yüzden kızımı bu sene okula göndermeyeceğim. Bu sistem, 5 yaşındaki çocukları okula alıp 9 yaşında ilkokulu bitirtip bir şekilde mesleğe yönlendirecek, küçük yaşta bilinçsizce yapılan tercihlerden dolayı ileride mesleklerinden zevk almayan mutsuz ve başarısız bireyler yaratacak. Öngörülen seçmeli din eğitimi paketleri Alevilerin ve diğer farklı inanç sahiplerinin asimilasyonuna yol açacak. İlk 4’ten sonra okula devam zorunluluğu olmadığı için kız çocuklarının okula gitme oranında ciddi düşüşler olacak ve bu durum küçük yaştaki evliliklerin yapılmasını daha da kolaylaştıracak, çocuk gelin sayısı alabildiğine çoğalacak. Aile ekonomisine katkıda bulunmak zorunda kalan çocuk işçilerin sayısı artacak. Velilerimizin çoğu nelerle karşılaşacağını bilmiyor; bilinçlendirilmeleri, öğrencilerin ileriki yıllarda nelerle karşılaşabileceğinin anlatılması gerekiyor. Eylül ayını çok iyi değerlendirerek eğimciler, veliler ve tüm toplumsal kesimler olarak bu yasaya karşı büyük bir mücadeleyi başlatabilir, yasayı geri çektirebiliriz.”  

Eğitim ciddi derecede aksayacak Mamak’ta Rehber öğretmeni olarak görev yapan Türkan öğretmen çocukların ruhsal gelişimi ile ilgili kaygılarını dile getiriyor.  “Okul öncesinde akran grupları arasında iki ay bile önemli bir fark. Akran grupları ile aynı ortamı paylaşamadığı için çocuklar ciddi anlamda zihinsel gerilik bile yaşayabilir.

Bir çocuk annesi Selver Kara şunları söylüyor: “Ev kadınıyım. Oğlum bu sene ikinci sınıfa gidecek. Oğlumun öğretmeni bu yıl norm kadro fazlası oldu. Çocuklar öğretmeni gidecek diye çok üzülüyor. Oğlum her gün kalkıp dua ediyor ve her gün ağlıyor. Çok etkileniyor. Bizler veliler olarak da çok üzülüyoruz. Öğretmenimizin gitmesini kesinlikle istemiyoruz. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu sistemin ne olduğunu doğru düzgün bilmiyorduk, ancak şimdi sonuçlarını yavaş yavaş görüyoruz. Biz çocuklarımızın eğitim alıp okumalarını istiyoruz, çırak olmalarını değil. Biz bu sisteme karşıyız ve ne gerekiyorsa yapacağız.”

 

 

 

KİMİN İ

İki çocuk annesi Gülay Kurtcu, belirsizlikler karşısındaki endişelerini anlatıyor: “Ev kadınıyım kırk bir yaşındayım ve iki çocuğum var, eşim şoför. Kızım lise ikinci sınıfa, oğlum ikinci sınıfa gidecek. Çocuklarımın geleceğinden çok endişeliyim. Oğlum henüz ilkokulda, öğretmeni norm kadro fazlası durumuna düşürüldü. Biz de veliler olarak öğretmenimizin gitmemesi için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız da. Gerekirse okulda kamp kuracağız. Yeni verilecek öğretmenin de gelecek yıl gitmeyeceğinin de garantisi yok. Çocuklar daha kendi ihtiyaçlarını karşılayamadan okula başlayacaklar. Ben olsam çocuğumu asla göndermezdim. Yukarıdakiler  çocuklarımızın geleceğini psikolojilerini, ailelerin karamsarlığını görsünler. Bu sistemi kimin için değiştiriyorlar? Yasaları çıkarken yasaların içeriği hakkında doğru dürüst bir şey bilmiyorduk. Ama şimdi gördük ki bu yasa ne çocuklarımız, ne bizim ne de öğretmenlerimiz için çıkarıldı. Ben çocuklarımın yarın ne olacak kaygısıyla yaşamak istemiyorum. Bu sistemin değişmesi için elimizden gelen tüm mücadeleyi vereceğiz, öğretmenimizi vermeyeceğiz.”

Dergimizi pdf formatında görüntülemek için tıklayın

www.evrensel.net