Oyuncu Devrim Evin: Yaşadığımız çağ bizlerden tanıklık bekliyor

Devrim Evin'in oyunundan bir sahne. Fotoğraf: Cansın Babayiğit

Oyuncu Devrim Evin: Yaşadığımız çağ bizlerden tanıklık bekliyor

Devrim Evin’in göçmen sorununu anlattığı oyunu 'APEX/Çıkış Yolu Yok' Londra'da izleyici karşısına çıkacak. Devrim Evin sorularımızı yanıtladı.

Arif BEKTAŞ
Londra 

Sinema ve Tiyatro oyuncusu Devrim Evin’in göçmen sorununu anlattığı tek kişilik oyunu “APEX/Çıkış Yolu Yok”, 29. DAY-MER Kültür ve Sanat Festivali’nde izleyici karşısına çıkacak. Franz Kafka’nın “Akademi için bir rapor” adlı öyküsünden uyarlanan oyunun yönetmenliğini Malcolm Keith Kay üstleniyor. Müziklerini Oktay Köseoğlu’nun yaptığı oyunun sahne tasarımı ise Sercan Temiz’e ait. Oyunda, Afrika’da yakalanıp tutsak edilen “Kızıl Peter” adlı maymunun, hayatta kalabilmek için “insan” gibi davranmayı öğrenip özgürlüğü değil, çıkış yolunu araması anlatılıyor. Türkiye’de büyük ilgi gören ve başta Avrupa olmak üzere, dünyanın bir çok ülkesinde sahne almaya hazırlanan Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Devrim Evin sorularımızı yanıtladı.

“APEx/Çıkış Yolu Yok” ile Londra’da seyirci karşısına çıkıyorsunuz. Kutuplaştırmanın, ötekileştirmenin ve göçmenlerin sorunlarına dikkat çekiyorsunuz. Neden bu dönem böyle bir oyunla seyirci karşısına çıktınız?
Yaşadığımız çağ bizlerden tanıklık bekliyor çünkü. Gözümüzü kapatmamamızı korkmamamızı, kitlelerin tek yumruk olabilmesi için öncü olmamızı. Madem öyle vahşetin, katliamların, ötekileştirmenin, ayrımcılığın böylesine tavan yaptığı bir çağda sanat insanlarına düşen bir görev var, o halde bu absurd, kokuşmuş, vahşi düzeni gözler önüne sermek değil midir? Tüm bu nedenlerle ve özelde de Kafka’ya duyduğum ilgiden bu esere odaklandım. 
 
Türkiye’deki prömiyerini Van’da yaptınız ve sonrasında Adana'da sahnelediniz. Şu ana kadar seyircinin tepkisi nasıl oldu?
İngiltere’de provayı bitirip Van'da prömiyer yaptım. Sanırım bu, ilk kez olan bir durumdur. Yani, İngiliz yapım, yönetim. Provalar İngiltere’de, fakat prömiyer Van'da. Muhteşem bir deneyimdi.Van çocukluğumun 4 senesinin geçtiği çok güzel dostluklarımı hâlâ sürdürdüğüm muhteşem bir Anadolu şehri. Hep tarih boyunca ötekileştirilen Anadolu oldu metropollerin karşısında. Bu anlamda oyuna Anadolu’da başlayıp, oradaki insanlarla öncelikli buluşmak gerçekten tarif edilemez deneyimdi.

Van ve Adana, birbirinden farklı sosyal ve kültürel yaşam biçimlerine sahip. Van seyircisi, oyun bittiğinde salondaki koltuklara çakılı gibiydi. Adana’da ise coşkuluyla tüm salon ayaktaydı. Tabii ki, oyun çıkışı seyirciyle buluştuğumuzda Van ve Adana aynı coşkuyla kucaklaştı. Van’da görüştüğüm birçok seyirci kendi yaşamlarıyla oyun arasında özdeşlik kurduklarını ve etkilendiklerini dile getirdiler. Özetle, her bir seyirci kendi hikayesinden kesitler yakalıyor ve özdeşleşiyor.
 
Londra'da Kuzey Londra'nın en uzun soluklu festivali olan, ‘DAY-MER Festivali’nde oynayacaksınız. Londra seyircisini neler bekliyor? Nasıl bir mesaj vereceksiniz?
Kuzey Londra göçmenlik konusunda eski bir hikayesi olan ve  farklı kültürel, dini ve sosyal yaşam biçimlerine sahip insanların yaşadığı bir bölge. Bunların içinde, Türkiye’den göçen insanlarımız oldukça fazla. Ve onların hikayesini onlarla birlikte Millfield Theatre’da dillendirebiliyor olmaktan dolayı müthiş heyecanlıyım. Kuzey Londra’nın en uzun soluklu, prestijli ve gelecek kuşaklar için umut vadeden festivalinde olmak da ayrı bir mutluluk benim için. Buluşacağımız anı sabırsızlıkla bekliyorum.  

Oyun Londra’dan sonra nerelerde sahnelenmeye devam edecek?
Sahne koşulları uygun olan tüm Anadolu kentlerinde ve tabii ki bazı ilçelerde oynayacak. Sonra İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropol kentlerimizde oynayacak. Avrupa’da Türkiyeli toplum üyelerinin yaşadığı şehirlerde ve mümkün olursa Avustralya ve A.B.D’de oynayacak.

Bunun dışında Moskova başta olmak üzere birçok önemli solo performans festivalinde oynayabilmek için de başvurularımızı yapıyoruz. Özetle hikâyemizi gücümüz yettiğince herkese ulaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Adım adım göreceğiz nerelerde olabileceğini. 

TOPLUM SİYASAL HOLİGANLIK KAFESİNE TIKILDI

Devrim Evin'in 'APEX/Çıkış Yolu Yok' oyununun afişi

Londra'da oyunun sahneleneceği gün Türkiye'de seçimler yapılacak. Oyunun böyle bir dönemde oynanmasının özel bir anlamı var mı? Özellikle de Türkiye'deki politik atmosferi göz önünde bulundurduğunuzda.
Öncelikle şunu hemen söyleyeyim. Baskın seçim kararı verildiğinde, oyunun provalarının neredeyse son etabına girmiştim. Ve Londra'da Birleşik Krallık prömiyeri için tarihe karar verilmiş ve sahneyi kiralamıştık. Yani, seçim ile oyunun organik bir bağı yok. Ancak, oyunda dert edindiğimiz, evrensel anlamda çözüm aradığımız, yani insanoğlunun bir türlü hırslarından arınarak düze çıkmak çabasını gösterememesi üzerine meseleler… ‘Seçmek’ kavramı tam da bu doğrultuda yadsıyamadığımız bir sorunsal olarak adeta başımızda bir tokmak gibi yerini sağlamlaştırdığından ve her daim taze bir kan olarak damarlarımıza pompalandığından, oyunu izleyen seyircilerimiz yaklaşan seçim için de bir tartışma bulacaklardır.

Türkiye özelinde meselede siyasi holiganlık yaparak ezen sınıfın sergilediği güç gösterisine tanık oluyoruz. Tam da böylesine ayrıştırılan kutuplaştırılan toplumların esasen politikadan bilerek ve isteyerek uzaklaştırıldığını sadece siyasi holiganlık kafesine tıkıldığını düşünüyorum. Tam da bu nedenle, bu kafesten çıkabilmemiz için siyaseti değil politikayı önemsememiz gerektiğine inanıyorum.  Hakkımız olanı almayı başardığımız gün herkes emin olsun ki, çok daha mutlu bir yaşam bizi bekliyor. 

GEÇMİŞLERİNE EMEKLEMELERİ İÇİN FIRSAT YAKALAYACAKLAR

Bir maymunu oynuyorsunuz, insanlığın bundan çıkaracağı dersler nelerdir?
Esasen her birey  bir kez daha,  korktuğu, çekindiği soruları kendine soracak,  bir an da olsa geçmişlerine emeklemeleri için fırsat yakalayacaklar.  İnsanoğlu bunu cesaretle başarabilirse artık ne kendi soyunu ne de doğayı ne de diğer canlıları ezmek, yok etmek yerine doğanın hepimize yeteceğinin farkına varacak. Kendisine ezberletilenleri unutmak ve yeni bir ortak yaşam alanı kurmak konusunda devrimci adımlar atacak diye umut ediyorum.  “Kızıl Peter”, insanoğluna kendisiyle yüzleşebilmesi için deneyimlerini aktarırken aynı zamanda onlara, harekete geçmeleri için tartışma ortamı sunuyor. Sahnede karakter geçmişindeki deneyimlerini çırılçıplak aktarırken, aynı zamanda insanoğlunun kendi Çıkış Yolu’nun kapılarını aralaması için kışkırtıyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Haziran 2018 18:20
www.evrensel.net