Kızaklı köpekler, kaçan inekler

Fotoğraf: Unsplash

Kızaklı köpekler, kaçan inekler

Yücel Sarpdere yazdı: Eyyyyyy Amerikaaaa! Eyyyyy Amerika! Sen ne yapıyorsun? Biz paletli ambulanslara geçtik, sen hâlâ köpek havlatıyorsun!

Yücel SARPDERE
                                                               
Bir alacak çıkar mı acaba umuduyla batık tüccar eski defterleri karıştırırmış. Beyefendi de eskilere döndü:

“Eskiden hastaları kızaklı köpeklerle taşırlardı.”

Ama memleket bir kalkınmış bir kalkınmış, artık paletli ambulanslar varmış.

Bütün dünya da bu paletli kalkınmayı görünce, kıskançlıktan çatlıyormuş!

Kim bilir, ozan tabakasındaki çatlamanın nedenlerinden birisi de bu çatlamalar olabilir belki de.

“ Dünya bizim hızımıza yetişemiyor. Geçenlerde televizyonda gördüm, Ahıska mı neydi….”

“Efendim, Ahıska biraz bu taraflarda kalıyor, orası Amerika taraflarında, Alaska oluyor”

“Evet, Alaska oluyor. Oluyor da ne oluyor?”

“Ne oluyor?”

“Şöyle oluyor. Orada hala köpeklere kızaklar takılmış, koşturuluyor. Şimdi ben buradan sesleniyorum:

Eyyyyyy Amerikaaaa! Eyyyyy Amerika! Sen ne yapıyorsun? Biz paletli ambulanslara geçtik, sen hâlâ köpek havlatıyorsun!”

Bahçeci bey o sırada derin hesaplara dalmıştı. Önce ensesini kaşıdı, sonra havaya bir şaplak attı: “1453 ile 1848’i topluyoruz. Ondan 5 köpekli kızağı çıkartıyor, üstüne altı tane paletli ambulans koyuyoruz. Çıkan rakamı dörde bölüp ya Allah Bismillah, Suriye Irak, Halep Şam hepsine çift dalıyoruz. Ve seçimi kazanıyoruz”

Gökçek bey kahırlara dalmıştı: “ Alaska’ya da mı cinler musallat oldu?”    
***
Beyefendi promterine baktı, mikrofona, deneme, bir iki, deneme, yaptıktan sonra;

“Eskiden, bu topraklarda benim insanlarım hayvancılık falan yapardı. Kıraathanelerde keklenip, ilim irfan sahibi olmak varken, davar peşinde koşardı. Biz ne yaptık…..Evet biz ne yaptık?”

Uzunca bir sessizlik….

“Alooo, kime diyom lan ben, biz ne yaptık?  Ulan personeller, prompter çalışmıyor, biz ne yapmıştık?”

Sessizlik…..

“Hah! Şunu yaptık, hayvancılık tarım marım bu işleri kökleyip attık, dışardan hazır et aldık. Vatandaşımızı davar peşinde dolaşmaktan, tezek, hayvan bokundan kurtardık.

Biz buralara fırlamış, salkım salkım kalkınmışken, bakıyorum Avrupa’ya hâlâ hayvan yetiştirme peşindeler.

Eyyyyyy Avrupaaaaa! Ey Avrupaaaaa! Biz kanatlandık uçuyoruz…..Siz hayvan damlarında bok içinde yüzüyorsunuz!”

Bahçeci bey biraz karamsardı, Ferdi Tayfur kasetini başa sardı, eliyle havaya bir şaplak attı:

“Ulan bu Konya’da bizim parti yöneticilerinin birer anne babaları, biraz amcaları az biraz dayıları, kardeşleri,  birer ikişer enişteleri, üçer yeğenleri olsa….Bunlar mahallerinde ikişer kişi, işyerlerinde birer kişiyle selamlaşsa, üçer kişiyle de helalleşse, her biri fırından bir ekmek, bakkaldan yoğurt alsa, biraz borç taksa, alacaklılar peşlerine takılsa, o meydanda daha çok kişi  olur, biz de şimdi iktidar olurduk. Suriye, Ümraniye, Menbiç, Afrin, El Bab, hepsinin turşusunu kurardık bak!”

Gökçek bey: “Soruyorum buradan yüce Rabbıma, Beni Avrupa cinleri mi, yoksa Hollanda inekleri mi çarptı acaba?”

www.evrensel.net
ETİKETLER Yücel Sarpdere