Bayramda çalışmak zorunda olan işçiler: Evde buzdolabı var ama içi boş

Tarihi Kemeraltı Çarşısı (Fotoğraf: Metehan Ud/EVRENSEL)

Bayramda çalışmak zorunda olan işçiler: Evde buzdolabı var ama içi boş

İzmir Konak'ta bayramda çalışmak zorunda kalan işçilerle ve esnafla bayramı, ekonomiyi ve seçimleri konuştuk: Bayram iznini düşünemiyoruz bile.

Metehan UD
İzmir

Bayramda çalışmak zorunda kalan işçiler, aldıkları maaşla geçinmenin zorluğuna dikkat çekerken “Bayram iznini düşünemiyoruz bile” diyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim söylemlerine de gönderme yapan işçiler, “Evde buzdolabı var ama içi boş olduktan sonra bir anlamı yok” diye duygularını dile getiriyorlar.

Onlar, milyonlarca insanın iple çektiği bayramlarda çalışmak zorunda kalan işçiler. İzmir’in Konak ilçesinde bayram boyunca çalışacak olan büfe, fırın ve belediye işçileri, bayramı aileleri ile birlikte geçirememenin burukluğunu yaşıyor. Tatil günlerinde çalışmak zorunda olma sebeplerini Evrensel'e anlattılar.  

Dokuz senedir Basmane’de bir büfede çalışan Vedat Yüzer, her bayram kesintisiz bir şekilde iş başında olduğunu belirtiyor. Yüzer, “İnsanlar bayramda gezip dolaşıp dinlenirken biz burada çalışıyoruz. Sıkılıyoruz açıkçası. Daha fazla para kazanmamız gerekiyor ve eleman eksikliğinden dolayı çalışmak zorunda kalıyoruz. Dükkan 24 saat açık ve biz başında durmak zorundayız. Günde 14 saat çalışıyoruz ve hiçbir zaman boş vaktimiz olmuyor. Gün boyu ayaktayız, oturmaya bile zaman bulamıyoruz, yemeği bile ayakta yiyoruz. İzmir sıcağının üstüne büfe sıcaklığı işi daha da zorlaştırıyor. Bayramda aynı maaşı alıyoruz, fazla para vermiyorlar” diyor. Bayramdan beklentisini sorduğumuz Yüzer, “Ailemle birlikte vakit geçirmek istiyorum. Büyüklerin ellerini öpmek istiyorum. Kardeşlerimi, annemi, babamı alıp dolaşmak istiyorum” sözleriyle duygularını dile getiriyor.

Vedat Yüzer (Fotoğraf: Metehan Ud/EVRENSEL)

‘SOSYAL BİR HAYAT KALMADI’

14 senedir her bayram firesiz bir şekilde çalıştığını dile getiren Fırın İşçisi Nurettin Kurul da bayram günleri çalışmak zorunda olmaktan muzdarip: Sosyal bir hayatım yok. Çoluk çocuğa vakit ayırma şansım yok. Bayramımız, tatilimiz yok. Sürekli insanlarla iç içeyiz ve her insanı memnun etmek de zor. Sabah 8’den akşam 8’e kadar fırının içindeyiz! Kesintisiz 365 gün çalışıyorum. Hafta tatilimiz bile yok, mecburuz. Evde çocuklar ekmek bekler. Bunu bilerek bu işe girdik.

‘DURUMA AİLEM DE ALIŞTI’

Fırın İşçisi Nurettin Kurul (Fotoğraf: Metehan Ud/EVRENSEL)

Bayramlarda çalıştığı için fazla maaş verilmediğini ekleyen Kurul, “Çocuklarım ve eşimle gezememenin, akrabalarımın yanına gidememenin burukluğunu yaşıyorum. Türkiye’nin içindeki şartlardan dolayı ucu ucuna yetiştirebiliyoruz. Ailem de alıştı buna. Ne kadar şikayetçi olsalar da ses çıkaramıyorlar. Eve gidip yemek yiyip, çay içip yorgunluktan sızıyorum. İki saat de yol eklenince zaman kalmıyor” diyor.

BUZDOLAPLARININ İÇİ BOŞ!

İzmir Büyükşehir Belediyesinde temizlik işçisi olarak çalışan Ceyhun Tüzün ise biraz daha şanslı. Tüzün, en azından bayramda çalıştığı için bir yevmiye daha alabiliyor. Tüzün de şunları dile getiriyor: Bayramda çalışıyoruz çünkü maddi sıkıntı çekiyoruz. Aldığımız ücret belli. Geçim için ek kazanç lazım. Belediyede bayram çalışması 2 yevmiye olduğu için tercihimizi gelmekten yana kullanıyoruz. Ailemizle yan yana olmayı isteriz ama mecbur geliyoruz. İş arkadaşlarımızın hepsi bayramda da çalışmak istiyor. Nadir olarak birkaç işçi var onlar da sadece 3. gün gelmeyecek. Ben de ailemle, sevdiklerimle zaman geçirmek isterdim. Ama asgari ücretle geçinmek zor. Evet hepimizin buzdolabı var ama içi boş olduktan sonra bir anlamı yok.

Belediye Temizlik İşçisi Ceyhun Tüzün (Fotoğraf: Metehan Ud/EVRENSEL)

KEMERALTI ESNAFI EKONOMİDEN ŞİKAYETÇİ: SATIŞLAR DURDU, MAHALLEDE DÜĞÜNLER ERTELENDİ

Dolardaki artışın fiyatlara yansıması ve alım gücünün düşmesinden dolayı bayram satışlarının yarı yarıya azaldığını belirten Kemeraltı esnafı, ekonomideki kötü gidişatın ancak siyasi iktidarın değişmesiyle düzelebileceğini vurguladı.

Her yıl bayram öncesi İzmirlilerin uğrak yeri olan Tarihi Kemeraltı Çarşısı, bu bayramı durgun geçirdi. Giyim ve gıda ağırlıklı dükkanların bulunduğu çarşıda esnaf bu seneki satışlardan memnun değil. Hükümetin açıkladığı ekonomik göstergelerin, vatandaşın bütçesi ile bir olmadığını ifade eden esnafla satışlar üzerine konuştuk.

Ayakkabı dükkanı olan Çınar, geçen yıla göre satışlarda yarı yarıya düşüklük olduğunu belirterek “Yaptığımızın işin yarısını bile yapamıyoruz. Millette para olmadığı için alım yapamıyor. Vatandaşın zor durumda olması bizi de etkiliyor. Üç ay önce 110 liraya sattığımız ayakkabıya ‘80 TL’ diyoruz ama vatandaş ‘60’a olmaz mı?’ diye soruyor. Onlara da hak veriyoruz; 3-4 çocuğu olan biri sadece ayakkabıya 250 lira verse bayramda ne yapacak? Herkesin aldığı maaş da ortada” diye konuştu.  

‘AKP’YE OY VERMEKTEN VAZGEÇTİM’

Tarihi Kemeraltı Çarşısı (Fotoğraf: Metehan Ud/EVRENSEL)

Hükümetin açıkladığı büyüme rakamları için de Çınar şunları söyledi: Kimse kimseyi kandırmasın. Söyledikleri boş balon gibi. Halkın durumunu bizden daha iyi gören yok. Ben esnaf olarak çocuklarımı giydirmeye zorlanıyorsam asgari ücret alanlar ne olacak? Dolardaki artış da etkiliyor doğrudan. 40 liraya aldığımız mal 50 liraya çıktı. Dolar sürekli arttığı için imalatçılar da üretimi yavaşlattı. Artış bizim de işimizi bozuyor. Yani kan değişimi şart, hükümetin değişmesi şart. Yıllardır AKP’ye oy veriyorum ama bu seçimde vermeyeceğim. Çünkü bu iktidar bir daha gelirse değişen bir şey olmayacak. Ama değişiklik olursa umudumuz var.

‘EKONOMİK GÖSTERGELER HEP ŞİŞİRME’

Elbise dükkanı olan Ercan da çarşıda bayram havası olmadığını ifade ederek “Normal bir günmüş gibi kalabalık. Her gün daha da kötüleşiyor. 16 yıldır burada esnafım ilk defa böyle bir bayram yaşıyoruz. Dükkana girenlerin büyük bir kısmı fiyat alıp çıkıyor. Suriyeliler de olmasa çarşı bomboş. Ekonomik göstergeler hep şişirme. Yalanlarla bir yere kadar. Dolar bizim fiyatlara da yansıyor. Zamla yatıyoruz, zamla kalkıyoruz. Satışları TL olarak yapsak da iş dolar üzerinden ilerliyor. Bu da üretimden satışa kadar maliyetleri arttırıyor. Kumaşçı dolarla alıyor, dikimci dolara dikiyor. Son bir hafta içinde tişörte 10 lira zam geldi. Bu da vatandaşa yansıyor. Vatandaş anca boğazına, kiraya çalışıyor. Herkes kredi kartı ile boğuşuyor. Türkiye’de borçsuz insan yok ki! Ülke daha da bataklığa gidiyor” dedi.

‘DOLARDAKİ ARTIŞ DÜĞÜNLERİ ERTELETTİ’

Giyim üzerine satış yapan bir başka esnaf Necati de şunları dile getirdi: Geçen sene 8 kişi ile satışlara yetişemiyorduk, şimdi 4 kişiyiz ama müşteri gelsin diye bekliyoruz. İnsanların parasının büyük kısmı kredi borçlarına gidiyor. Alım gücü düştü. Biz düğün kıyafeti satıyoruz. Altın ve doların yükselmesinden dolayı insanlar düğünlerini ertelediler. Dolar düşerse eğer bir umut düğünlerini yapacaklar. Doların artmasından dolayı ürünlere 10 lira ile 40 arasında zam yaptık. Toptancı ‘Kur farkı ödemedim’ diyor, bize yansıtıyor. Biz de müşteriye yansıtıyoruz ister istemez. İktidar değişmeden bence ekonomi düzelmez. Düğün sezonu geldi mi herkes iş yapar ama düğünler yapılamaz. Seçimin erkene alınması da işleri de bozdu. İnsanların gözü kulağı seçimlerde.

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Haziran 2018 15:34
www.evrensel.net