Suriye’deki karışıklıklar bizim sokağa yansıyınca

Suriye’deki karışıklıklar bizim sokağa yansıyınca

Doğma büyüme Hataylıyım, 2 kızımı da burada doğurdum, burada büyüttüm. İstiyorum ki onlar da burada yetişsinler, mutlu mesut yaşasınlar. Aslında istiyordum demeliyim, Suriye’deki karışıklıklar bizim sokağa kadar yansıyınca şimdi düşünür oldum ne olacak bundan sonra, burada yaşarlarsa ne gelir başlarına diye. İnsan doğup b&u

Doğma büyüme Hataylıyım, 2 kızımı da burada doğurdum, burada büyüttüm. İstiyorum ki onlar da burada yetişsinler, mutlu mesut yaşasınlar. Aslında istiyordum demeliyim, Suriye’deki karışıklıklar bizim sokağa kadar yansıyınca şimdi düşünür oldum ne olacak bundan sonra, burada yaşarlarsa ne gelir başlarına diye. İnsan doğup büyüdüğü, ekmeğini kazandığı, anılarını biriktirdiği, hayatını devam ettirdiği şehrin sonundan korkar mı? Biz korkuyoruz. Komşularım, akrabalarım, arkadaşlarım hepsi korkuyor. Aslında korku değil de daha çok ne olacak sorusunun cevabını verememek bu. Gazetelere de yansıyor, şehrin bütün ana caddelerinde, hastanelerinde, lokantalarında, mahallede bakkalda, markette karşılaştığımız karanlık adamlara bir de bizim nasıl baktığımızı anlatmak istiyorum size. Önceleri onların karışıklıktan kaçan mağdurlar olduğunu düşünüyorduk, her ne kadar Suriye’de yaşananlara Erdoğan’ın ya da hükümet yetkililerinin baktığı gibi bakmasak da, orada yaşanan çatışmaların arı kovanına çomak sokar gibi nifak tohumu sokan dış güçlerin müdahalesinden olduğunu düşünsek de yine de insanlık namına “yazık” diyorduk. Ama sonra değişti birşeyler, silahlarıyla, tehditleriyle, kötü bakışlarıyla, yıllardır yaşadığımız memleket onların tapulu malıymış gibi davranmalarıyla değişti. Bunlar “yazık” diyebileceğimiz adamlar değildi. Mahalleye gece yarısı gelen resmi arabalar, sürekli kavga gürültü, kolilerle taşınan ne olduğunu bilmediğimiz şeyler... bunlar balkona bile çıkmaktan imtina etmemize sebep oldu. Çocuklarımı dışarı çıkarmak istemiyorum, onlarla karşılaştığımda başımı öne eğerek geçiyorum, hastaneye gitmemeye çalışıyorum, bakkalda, pazarda bu konu konuşulurken yorum yapmamaya çalışıyorum. Ama fark ettim ki ne kendimi ne de çocuklarımı böyle koruyamam. Eğer Hatay savaşın bir parçası yapılacaksa bu bana rağmen, bize rağmen olamaz. Biz şehrimizde, biz ekmeğini yediğimiz Suriye’de, biz memleketimizde savaş olmasını istemiyoruz.  Zaten izliyoruz televizyonlarda, orada akrabaları olan arkadaşlarımız anlatıyor, Suriye’de kan gövdeyi götürürken kazanan kim? Kimin çıkarına bütün bunlar? Burada çıkacak bir savaşta kazanan kim olacak, kaybeden kim olacak? Bu mektuba ismimi bile yazamıyorum, evet kaygılanıyorum. Ama bu susacağım anlamına gelmiyor. Burada adım adım örülen savaşın çocuklarımızın geleceğini, doğduğum büyüdüğüm şehrin geleceğini yok etmesine izin veremeyiz.    

Hatay’dan bir kadın

Dergimizi pdf formatında görüntülemek için tıklayın

www.evrensel.net