'Diri diri yakanlar cezalandırılsın'

Bayrampaşa Cezaevi’nde 19 Aralık 2000 tarihinde 12 tutuklu ve hükümlünün ölümü ve 29 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan hayata dönüş operasyonu davası, polis helikopteri maketli eylemle başladı. Bakırköy Adliyesi önüne toplanan Halk Cephesi üyeleri, sloganlar atarak hayata dönüş operasyonunu protest

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 39 sanık yargılanıyor. (İSTANBUL)


'HAYATA DÖNÜŞ' DEĞİL 'TUFAN'MIŞ

Öte yandan Bayrampaşa Cezaevi'nde yaşanan "katliam"la ilgili olarak 11 yıl sonra mahkemeye ulaşan bir belge, katliama ilişkin önemli gerçekleri bir bir ortaya koydu. Buna göre, "Hayata dönüş" operasyonu olarak adlandırılan eylem planının gerçek isminin "Tufan" olduğu anlaşılırken, katliamda yer alan birimler, kan grupları ve katliamın videoya dahi alındığı ortaya çıktı.

Cezaevlerindeki ölüm orucunu sona erdirmek iddiasıyla 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde "Hayata Dönüş" operasyonlarının yapıldığı cezaevlerinden biri olan Bayrampaşa Cezaevi ile ilgili 39 er hakkında açılan davanın duruşmasının görüldüğü Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne önemli bir belge ulaştı. Davanın soruşturma aramasında Genelkurmay, Jandarma Genel Komutanlığı İstanbul İl ve Bölge Jandarma komutanlıklarından istenen operasyonun planını ve kamera kayıtlarına ilişkin "Arşivimizde bulunmuyor" cevabı verilmesine rağmen, davanın ilk duruşmasının ardından yeniden talepte bulunan mahkemeye İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'ndan bir belge ulaştırıldı. 21 Mart 2011'de İl Jandarma Komutan Yardımcısı Yarbay Selahattin Acar imzasıyla mahkemeye gönderilen bir yazıda, daha önce "Arşivimizde bulunmuyor" denilen planın "Arşivin yeniden tasnifi ile incelenmesi sonucunda 'Bayrampaşa Cezaevi Özel Müdahale Planı'na rastlanmış olup arşivlenmesi gereken yer dışında olduğu görülmüştür" denildi ve 17 sayfalık plan belgesi gönderildi. Dosyaya giren planla yapılan operasyonla ilgili 11 yıldır gizlenen gerçekler açığa çıkmış oldu.

PLANIN ADI 'TUFAN'

Gönderilen belgeye göre Bayrampaşa Özel Müdahale Planı, 'Tufan' adını taşıyor. Yine belgede, operasyondan sorumlu komutanın dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Engin Hoş, yardımcısının dönemin Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanı (JKÖAK) Yarbay Burhan Ergin olduğu belirtiliyor. Belgenin ortaya çıkmasından önce operasyondaki sorumluluğu nedeniyle Yarbay Ergin hakkında soruşturma açılsa da ifadesi bile alınmadan hakkında takipsizlik kararı verilmişti. Ergin operasyonla ilgili kaleme aldığı 17 Mart 2006 tarihli bir yazısında, ölümlerin meydana geldiği C Blok'a Astsubay Süreyya Yalçınkaya ile Astsubay Zafer Sabancı'nın girdiğini söylemişti. Fakat sonradan Sabancı'nın 1 Ağustos 2005'te yaşamını yitirdiği, Yalçınkaya'nın 2002'de TSK'den çıkarıldığı ortaya çıktı. Operasyondaki diğer isimler ise saklı tutuldu.

KAN GRUPLARI BİLİNİYOR AMA İSİMLER BİLİNMİYOR DENİLDİ

Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanı Yarbay Burhan Ergin'e bağlı JKAÖK, Halkalı Jandarma Komando Taburu ve Bayrampaşa Koruma Bölüğü'nün operasyonda görev aldığı görülen planda, "Operasyona iştirak edecek tüm personelin isim listesi ve kan grupları G-2 gününe kadar tespit edilecek" ifadeleri yer alıyor. Bu da operasyona katılan tüm isimlerin aslında bilindiğinin göstergesi.

KATLİAM KAYDA ALINMIŞ

Bunun yanı sıra yine mahkemeye daha önce iletilen "Bayrampaşa Cezaevi'ne düzenlenen operasyona ait kamera görüntü ve kaydının bulunmadığı" bilgisinin de doğru olmadığı ortaya çıktı. Hazırlanan 'Tufan' planına göre, "Hukuki sorumluluk doğurmayacak şekilde operasyonun bütün safhalarını video kamera ve fotoğraf makinesi ile tespit ederek tedbirler alınacağı..." operasyon birimlerine iletildi.

DOST VE DÜŞMAN GÜÇ AYRIMI

Planının operasyona ilişkin görünür kıldığı bir diğer gerçekte eylem planının zamanlaması. 20 Ekim 2000'de başlayan ölüm oruçlarını durdurmaya dönük olarak Adalet Bakanlığı ile paralel çalışan arabulucu bir heyet, 12 Aralık'ta tutuklularla görüşme masasına oturmuştu. Fakat belgeye göre, heyetin tutuklularla görüşmeye başlamasının üçüncü gününde yani 15 Aralık 2000 tarihinde planı hazırlamaya başlamış bile. Planın en dikkat çekici noktası ise, cezaevindeki 295 tutuklu ve hükümlü için 'Karşı Güç', destek alınacak birimler için 'Dost Kuvvetler' tabirinin kullanılması. (İSTANBUL/DİHA)

www.evrensel.net