10 Haziran 2018 03:35
Son Düzenlenme Tarihi: 10 Haziran 2018 22:18

İstanbul İkitelli, Terazidere ve Gazi Mahallesi'nde seçim sohbetleri

İkitelli, Terazidere ve Gazi Mahallesi'nde işçi kadınlarla çalışma koşullarını, memleketi ve seçimleri konuştuk: Herkes biliyor geminin su aldığını.

İstanbul İkitelli, Terazidere ve Gazi Mahallesi'nde seçim sohbetleri

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

İstanbul’da işçi havzalarından işçi mahallelerine uzanan seçim tartışmasını izlemek için durağımız İkitelli, Terazidere ve Gazi. İşçi kadınlarla yaşam ve çalışma koşullarını, memleket halini ve seçimleri konuşmak için uzun sohbetler gerçekleştiriyoruz.

Tablo şu; ücretler çok düşük, borçlar ödenemiyor, evdeki 50 yaş üstü kadınlar da çalışmaya başlamış, evler birleştiriliyor, herkes iş arıyor, gelecek kaygısı yaygın... Memleketin gidişatı kendi hayatlarından bakınca pek de iç açıcı değil. Hatta ağır bir karamsarlık sarmış kadınları. Bu, öyle bir karamsarlık ki, hangi partiye oy verecek olursa olsun gidişatın zor olduğunu ve bu gidişatı değiştirecek bir güç olmadığını söyletiyor onlara. O gücün kendilerinde olup olmadığına ilişkin sorulara olumlu yanıt vermenin önüne geçen en önemli şey de örgütsüzlük...

İKİTELLİ’DE ÜÇ KURUŞ PARA HESABI

İkitelli’de esnaf ve işçi kadınlarla yaptığımız röportajlarda arkadaşım Neslihan bize eşlik ediyor.

Spor malzemeleri satan bir mağazanın sahibi ile başlıyoruz. Geçen yılın ramazan ayı ile bu yıl arasında büyük fark olduğunu anlatıyor. “İnsanlar üç kuruş paranın hesabını yapıyor. Kimse iş yapamaz hale geldi. Börekçinin dükkanı eskiden tıklım tıklım olurdu, şimdi dışarıya masa bile koymuyor. İş yok çünkü. Ülkede hiçbir şey iyi gitmiyor.”

Dolarla mal aldıklarını, doların artmasının malın fiyatının artması demek olduğunu, dolar düşse bile yüksek fiyatla aldıkları malı yine pahalıya satmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

“Ne istersin” diye sorunca yanıtı, “Huzur istiyorum, kaygısızca geçinebileceğim bir gelir istiyorum” oluyor. Kime oy vereceğini sorduğumuzda önce kaçamak yanıtlar verip, sonra “Erdoğan’a ve AKP’ye hiç oy vermedim. Oy verecek parti yok” diyerek, “Siz kime oy vereceksiniz?” diye soruyor.

‘GENÇLER DAHA FAZLA SORGULUYOR’

Ardından girdiğimiz tekel bayiinde Rojda ile tanışıyoruz. Ailesi 11 yıldır bu dükkanın sahibi, kendisi ise 5 yıldır burada çalışıyor. “Özellikle yılbaşından bu yana işler berbat. Kapatmak istiyoruz, yani o dereceye geldik. Özellikle akşam 10’dan sonra alkol satış yasağı kötü vurdu bizi. Yürüdü yürüdü, yürümedi bu yaz biter” diye anlatıyor.  

Kendisini bildi bileli HDP’ye oy verdiğini belirterek, “HDP olmasaydı büyük ihtimal CHP derdim. AKP’ye vermem için akıl sağlığımı yitirmiş olmam gerekiyor” diyor.

- AKP’lilerle sohbet etme şansı buluyor musun? Onlar ne diyor?
- AKP’li komşularımız var. Onlar da mutlu olmadıklarını, her şeyin kısıtlı olduğunu söylüyor. Kirada oturuyorlar, bir sürü sıkıntı yaşıyorlar, “Kaç kişi çalışıyoruz tek bir evi geçindiremiyoruz” diyorlar, fakat yine de AKP’ye oy veriyorlar. Bence bunun nedeni AKP’nin dindarlık iddiası. Yeni evli çiftler, iki kişi birbirlerini bile göremeden çalışıyorlar, yine de geçinemiyorlar. Genç insanlar daha fazla sorguluyor. Gidişattan rahatsızlar ve AKP’ye oy vermekten vazgeçiyorlar.

- Sen ne istiyorsun, kendin için?
- Güvenceli bir iş, güvenceli bir hayat, sokaklarda güvenle yürüyebilmek, güvenle yaşayabilmek isterim.

‘ÇALIŞMAYAN KADINLAR ARTIK İŞ ARIYOR’

Fotoğraf: DHA

Kuaför Nazlı’nın iki kızı var, ikisi de okuyor. “Eşim de kahveci. Ama iki dükkan bir evi zor döndürüyor” diyor.

Nazlı, dükkanına gelen kadınlar üzerine yaptığı gözlemleri aktarıyor bize: “Çalışmayan kadınlar artık iş arıyor. Buraya gelen kadınların yüzde sekseni önceden çalışmazdı, şimdi birçoğu çalışır durumda. Gece çalışıyorlar eve bir katkıda bulunuyorlar. ‘Yettiremiyoruz’ diyorlar. Biraz daha bilinçli olanlar gidişatın kötü olduğunu görüyor ve ona göre oy vereceğini söylüyor. Eğitim düzeyi biraz daha düşük olanlar fikrini değiştirmiyor. Yine AKP’ye oy verecekler, ‘Ne yapsın, ne yapabiliriz’ diyorlar. Doların yükselişini, ekonomik krizi, her türlü olumsuzluğu dış güçlere bağlıyorlar. AKP’nin yaptıklarından bu kadar rahatsızken, hâlâ AKP’ye oy vermesinde dinin etkisi çok büyük. Hep itaat etmeleri öğretilmiş. Erdoğan’ı da güçlü ve dindar bir lider olarak görüyorlar. Bu nedenle de ne tür problem yaşarlarsa yaşasınlar, bunu AKP’ye de bağlasalar, Erdoğan’a oy veriyorlar.”

Kendisi CHP’ye oy verecek. “Erdoğan gitsin de ne olursa olsun” diye düşünenlerden. “Güvenli bir yaşam ve özgürlük istiyorum, rahatça istediğim gibi giyinebilmek istiyorum” diyor.

‘50’SİNDEN SONRA ÇALIŞMAYA BAŞLADIM’

Girdiğimiz konfeksiyon atölyesinde Türkiyeli ve Suriyeli kadınlar parça temizliyor. Siparişe göre değişiyor işin devamlılığı. “Kimin maddi durumu kötüyse o geliyor” diyor Bingöllü, Kürt bir işçi kadın. “Okul okumamışız, rahatsızız, yaş da 50, mecbur bu işi yapıyoruz. Oğlum askere gitti, ev kira, o nedenle çalışmaya başladım ben de” diye anlatıyor.

Bir kez Demirtaş’a oy vermiş, onun dışında hep AKP’ye oy vermiş ve yine AKP’ye vereceğini söylüyor. İçeride olduğu için Demirtaş’a oy vermek istemediğini ekliyor. Demirtaş’ın neden içeride olduğunu ise bilmiyor. Seçimle ilgili sorulara yanıt vermekten çekiniyor, ısrar edince o bize soru sormaya başlıyor, “Memleketin hali ne olacak, siz söyleyin hele.”

Başka bir işçi kadın ise “Kime vereceğimizi düşünüyoruz” diyor. O da daha önce Demirtaş’a vermiş, “Yine Demirtaş’a verebilirim” diyor. “Adalet mi var, adalete sahip çıksan da değişmiyor” sözleriyle umutsuzluğunu dile getiriyor.

UMUT SOKAKTA, BEN BİR TEK BUNA İNANIYORUM

Neslihan’ın evinde, fatura merkezinde çalışan Serpil, bir fabrikada yemek ve temizlik işi yapan Nevin, muhasebe işi yapan Nuriye ve iki depo işçisi ile birlikteyiz.

Serpil “Barış, demokrasi, aydınlık en büyük talebim” diye başlıyor söze. Seçimleri AKP’nin kazanacağını düşünüyor. Sebebini de “İnsanları bakım parası, şu bu parasına bağlamışlar. ‘Ak Parti giderse alacağım bu maaş kesilir’ diye bakıyor insanlar. İş olanağı da yok” diye açıklıyor. Serpil seçimlerle değişeceğine inanmıyor memleketin, “Umut sokakta, insanlar sokağa çıkacak, hak adalet isteyecek, ben bir tek buna inanıyorum” diyor. Dolayısıyla Muharrem İnce de onun için bir seçenek değil. Ama eğer ikinci tura kalırsa Erdoğan’a karşı mecburen İnce’ye oy vereceğini belirtiyor.

BORÇLAR ÖDENEMİYOR, EVLER BİRLEŞİYOR

“Birkaç seçimdir HDP’ye oy veriyorum” diyen Nevin de “Yine AKP seçilir” düşüncesinde. Bir süre önce kayınvalidesi ile evi birleştirmişler. Nedenini “Çok borç yapmışlar, benim de çalışmam gerekiyordu. Çocuklara da birinin bakması gerekti. Bu yüzden bir arada oturuyoruz artık” diye açıklıyor. Onun en büyük kaygısı çocuklarıyla ilgili: “Onlara daha güzel bir gelecek bırakayım. Çocuklarım güvende mi değil mi korkusu yaşamayayım. Sokakta sürekli etrafımı kollayarak gezmeyeyim.”

BÖYLE BİR EŞİTSİZLİK İSTEMİYORUM

Depo işçilerinden biri, çalıştığı bölümün 7/24 faaliyette olduğunu, akşam da işe gideceğini belirtiyor. Pazar günleri de çalıştığını ve fazla mesai ücret ödenmediğini anlatıyor. Tek vardiyada 150 kadar kadın işçi olduğu bilgisini veriyor.

- Çalışma koşulların nasıl?
- Etiket değişimi yapıyorum. Çok yorucu. Ağlıyorum bazen. İmkansızı istiyorlar bizden, günde 3 bin tane iş istiyorlar. Bunu yapma imkanım yok. Günde 900 tane anca yapabiliyorum. Şu anda işten çıkarılmamak için işime sarılıyorum. Asgari ücret kazanıyorum. Çoğu kişi iyi koşullarda çalıştığını düşünüyor.

- Seçimlere dair muhabbetler oluyor mu?
- Ben o mevzulara hiç girmemeye çalışıyorum. Bazı kadınlar konuşuyor aralarında. Benim de sevmediğim bir kadın var, bize açık açık  “Sizi istemiyoruz” dedi. ‘Olmadı trafoya kedi girer, çalarak yaparız’ şeklinde konuşmalarını duydum.

- Peki, AKP’ye vermeyecek olanlar?
- Ak Parti’ye muhalif olanlar Akşener’e vermeyi düşünüyor. Ama biraz daha “İşçiyiz, eziliyoruz” diyenler İnce’ye vermeyi düşünüyor. Kürtler sesini çok çıkarmıyor.

Okuyamamış olmak üzüyor onu. “İlk başta parasız, eşit, nitelikli eğitim isterdim” diyor, “Devletin okulunda bile para istiyorlar. Ayrıca şu an erkekle aynı işi yaptığım halde daha düşük ücret alıyorum. İş öğrettiğim bir erkek benden yüksek ücret alıyordu. Neden, diye sorduğumda ‘o erkek’ cevabı verdiler. Böyle bir eşitsizlik istemiyorum. Sendika, daha iyi çalışma koşulları, daha iyi bir ücret...”

YA DAHA KÖTÜ OLURSA!

İşten çıkıp gelen bir depo daha katılıyor aramıza. İki yıldır çalışıyor, alarm takıyor kıyafetlere, günde 2 bin tane... İşyerinde seçimlere ilişkin gözlemlerini aktarıyor o da: “CHP’li bir arkadaşa Demirtaş’a oy vereceğim dediğimde çok uzatmıyor ama bir AKP’liye söyleyince tartışma büyük oluyor. İnsanlar sürekli hesap yapıyor, ‘Para yetmiyor’ diyor ama ‘Yol yaptı’ deyip AKP’ye oy veriyor. Sağlık sistemindeki hatayı doktora, ekonominin kötü gidişatını dış güçlere bağlıyorlar. ‘Altın alacağım’ dediğimde biri ‘Alma, seçimden sonra düşecek yarı fiyatına, şu an dış güçlerin oyunu’ dedi. ‘Ya daha kötüsü olursa ne yapacağız’ kaygısı var kimisinde de...”

TEKSTİL İŞÇİSİ GENÇ KADINLAR: ‘ÜLKEYİ YÖNETECEK KİŞİ ERDOĞAN GİBİ AYRIMCI OLMASIN’

Fotoğraf: DHA

Terazidere’de bir tekstil atölyesinde çalışan üç işçi kadın ile Gazi Mahallesi’nde buluşuyoruz. Dilan 22, Deniz 18, Sinem 30 yaşında. Ve üçü de henüz 12-13 yaşlarındayken başlamışlar çalışmaya.

Deniz 5 yıl önce gelmiş İstanbul’a, köyde çobanlık yapıyormuş. İşyerinde memleketlileri olunca ailesi göndermeyi kabul etmiş.

Sinem 16 yıldır aynı işyerinde. Küçük yaşta tacize uğradığını anlatıyor gözleri dolarak. Patronları dışında kimseye söyleyememiş. “Babam duysa öldürürdü” diyor. Patronları önce iftira attığını söylemiş, ancak taciz eden kişi bir hafta sonra gönderilmiş.

ÜCRETLER ÇOK DÜŞÜK

İşyerlerinde yaklaşık 100 işçi çalışıyor. Fason işler yaptırdıkları irili ufaklı atölyeler var ayrıca. Ustabaşı baskısının, hakaretin çok yoğun olmasından şikayetçiler. Aldıkları ücret de çok düşük. 16 yıldır çalışan Sinem 1870 lira alıyor. Çok uzun süre sigortasız çalışmış, çıraklık sigortası istemesine rağmen yapılmamış.

Hepsinin ailesinin borcu var, kredi borcu ödüyorlar. Bazen arkadaşlarla görüşmek, nadiren sinemaya gitmek dışında sosyal yaşamları neredeyse yok. Zaten aileleri de eve geç saatte gitmemeleri, gezmemeleri konusunda uyarıyor.

‘O KADAR DA HALKÇI BİR PARTİ DEĞİL’

Üçü de CHP’ye ve İnce’ye oy vereceklerini söylüyor. Aileleri de aynı şekilde. Ama hem CHP’ye hem de Kılıçdaroğlu’ya eleştirileri var. “CHP’nin aslında o kadar da halkçı bir parti olmadığını” ifade ediyorlar.

- Bu kadar eleştiriye rağmen niye CHP o halde?
Dilan: Ailecek CHP’ye veriyoruz. Yine CHP’ye vermeyi düşünüyoruz. Ama önceki seçimde evde oylar bölündü. Annem HDP’ye babam CHP’ye verdi.
Deniz: Benim ilk oyum olacak. Anne-baba ne derse o. Başkasına vermek istemiyorum. Aslında Demirtaş’ı da bir seçenek olarak görüyorlar, sevdiklerini söylüyorlar.
Dilan: Birçok insanda şu düşünce var; CHP’nin oyu HDP’ye göre yüksek. AKP ile baş edebilecek tek parti CHP. AKP’yi baştan indirmenin tek çaresi CHP’ye oy verip yükseltmek...

- İşyerinizde AKP’li işçiler var mı? Tartışmalar yaşanıyor mu?
Sinem: Birkaç AKP’li işçi var. CHP’li ustabaşı ile seçimler konusunda çok tartışıyorlar.
Deniz: Konfeksiyon sahibi CHP’li. Çalışan birçok kişi de CHP’ye oy verecek. HDP’ye oy verecekler de var. CHP’lilerle AKP’liler arasında zaman zaman tartışma çıkıyor.

KADINLARIN SEÇİMİ: YAŞANABİLİR BİR ÜCRET

-Kendiniz için talepleriniz neler?
Deniz: Öncelikle çok zor şartlar altında çalıştığımızı ve geçinmeye uğraştığımızı söyleyebilirim. Aldığımız maaş elimizde kalmıyor. Çünkü bir sürü borç ödemek zorundayız. Bir de başa gelecek kişi gerçekten Tayyip Erdoğan gibi olmasın çünkü ayrımcılık yapıyor. Ayrımcılık istemiyorum.
Dilan: Rahat bir hayat, yaşanabilir bir ücret istiyoruz.

ÖNCEKİ HABER

AKP temsilcileri belirliyor, belediye yardım götürüyor

SONRAKİ HABER

Barış Atay: İnternete 'Hubris Sendromu' yazınca 'Erdoğan' çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa