Uğur Derin Dondurucu’da işçiye düşen sömürü, baskı...

Fotoğraf: Evrensel

Uğur Derin Dondurucu’da işçiye düşen sömürü, baskı...

Aydın'da kurulu Uğur Derin Dondurucu fabrikasında sendikalaşan işçiler işten atılıyor.

Yoldaş TAŞ
Aydın

Aydın’ın Nazilli ilçesinde 64 yıldır kurulu bulunan ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 'FETÖ’ye ekonomik destek sağladığı iddiasıyla sahipleri Ali, Mehmet ve Ünal Takmaklı kardeşlerin tutuklandığı Uğur Derin Dondurucu fabrikasında sendikalaşan işçiler işten atılıyor. 2 bin işçinin çalıştığı Uğur Derin Dondurucu’da kölece çalışma düzenini devam ettiren kayyım, şu ana kadar Türk Metal’e üye olan 75 işçiyi işten attı. Birleştikleri takdirde her şeyin değişeceğini gördüklerini ifade eden işçiler, “Artık eski Uğur işçisi yok karşılarında, vur ensesine al ekmeğini. Bizler insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz artık” diyor.

21 yıldır Uğur’da çalıştığını belirten Yıldıray Duman, “Uğur’da net olan tek şey mesainin başlangıç saatidir” diyor. Her sabah mesai 07.30’da işe başladıklarını ifade eden Duman, “Ama ben 21 yıldır işten çıkış saatinin belli olduğunu görmedim. Genellikle mesai gece ona kadar sürüyor, adeta köle gibi çalışıyorduk” diyor. Fabrikada iş yükünün çok ağır olması ve patronun mobbing uygulaması nedeniyle sürekli iş kazalarının ve iş cinayetlerinin yaşandığını belirten Duman şunları anlatıyor: “Fabrikanın yemekhanesinde çalışan bir arkadaşımız, o gün yemeğin kötü olduğu gerekçesiyle yemekhaneden alınarak, sac kesme bölümüne, yani üretime gönderildi. O bölümde hiçbir deneyimi olmayan arkadaşımız 2 gün sonra 3 parmağını kaybetti. Patron olayın kimse duymadan üstünü kapattı. Arkadaşımız Mahir Tüzer, iş yükünün getirdiği yorgunluktan dolayı pres makinesinin arasında kalarak hayatını kaybetti. Maalesef bunun da üzeri kapandı.”

Kendisinin 21 yıl boyunca işten atılma korkusu ile yaşadığını belirten Duman, “Bana her yıl çalışmamdan dolayı başarı belgesi veren Uğur yönetimi, sendikaya üye olunca ‘performans düşüklüğü’ bahanesi ile işten attı” dedi.

‘ÇOCUĞUMU SEVMEYE KORKUYORDUM’

Şahin Selim de 8 yıldır Uğur’da çalışmış. İşbaşı saati olan 07.30’u 5 dakika geçtiğinde içeri alınmadıklarını söylüyor: “O gün çalışmıyorduk. Bir de cezası vardı. 1 gün gelmezsen 2 günlük ücretin kesiliyor. Bir de izin meselesi var. Yılda 10 gün izin kullanan işçi ceza olarak o yıl zam alamıyordu.”

Çalışma koşullarının sebep olduğu stresin hayatını etkilediğini belirten Selim, “Ben agresiflikten çocuğumu sevmeye korkuyordum. Çocuğumuzun başını okşamaktan korkar hale getirdiler bizi. Köle gibi çalışmaktan, insanlığımızı unuttuk. Daha önceden de işçilerde müthiş bir öfke vardı ama birlik ve beraberliği sağlayamıyorduk” dedi.

İŞÇİNİN ALDIĞI ASGARİ ÜCRET

İçerideki baskıların yanında işçilerin temel sorunlarından biri de düşük ücret. 10 yıldır Uğur’da çalışan Hakan Karakuş, “Aldığımız maaş asgari ücretti. 20 yıldır çalışan da, geçen ay işe başlayan da aynı maaşı alıyor. Arada 50 lira fark var. Ama Uğur’a bakıyoruz 2 yıl üst üste ihracat şampiyonu olmuş. Her yıl bizim sayemizde büyüyor, ama biz işçiler bundan payımızı alamıyoruz. Buradaki işçilerin hepsinin kredi ve kart borcu var. Borcu olmayan bir işçi bulamazsınız. 14 saat mesai var, ailemiz ile tek sosyal etkinliğimiz maaş günü dışarıda bir şeyler yemek” dedi. Ayrıca patronun tuvaletlere kart sistemi getirdiğini ifade eden Karakuş, “Kaç kere tuvalete girmişiz, kaç kere çıkmışız aylık kontrol ediyordu. İşte böyle bir ortamda çalışıyorduk” diyor.

15 yıl Uğur’da çalışan İsmail Gedik de “Herkesin kredi ve kart borcu var, kredi kartı ödeyip geçinmeye çalışıyoruz. Daha doğrusu geçinemiyoruz, aldığımız ücret hiçbir şeye yetmiyor, pazar günü de gidip çalışmak zorunda kalıyoruz” diyor.

ŞU ANA KADAR 75 İŞÇİ ATILDI

Yaşadıkları bu sorunlar Uğur Derin Dondurucu işçilerini sendikalaşmaya yöneltmiş. İşçiler Türk Metal’e üye olunca işten atmalar başlamış. 8 yıldır Uğur’da çalıştığını ve sendikaya üye olduğu için işten atıldığını belirten Kenan Alkan süreci şöyle anlattı: “Kayyuma devredilince ilk CEO olarak Alpaslan Baki Ertekin geldi. Bizi yemekhanede toplayarak, ‘Hepiniz burada köle gibi çalışıyorsunuz, yemekhane yetersiz, tuvaletler pislik içinde, ücretler düşük ve hiçbir sosyal hakkınız yok. Sendikalaşmak sizin anayasal bir hakkınız, biz kayyum olarak bütün bu sorunları çözeceğiz, bize şubat ayına kadar süre verin, eğer çözmezsek o zaman sendika sizin için ana sütü gibi helaldir’ dedi. Ama Ertekin daha sonra Boydak’a kayyum olarak atandı. Şubat ayında herhangi bir değişiklik olmadığını görünce sendikaya üye olmaya başladık. Fakat, Ertekin’in yerine atanan Yusuf Öksüzömer, sendikalaşmaya asla müsaade etmeyeceğini söyleyerek fabrikada baskıyı arttırdı. Amir ve müdürler her gün işçileri sendika konusunda tehdit etmeye başladı. Ve işten atmalar başladı şu an 75 işçi arkadaşımız işten atılmış durumda”

‘BİRLEŞİP MÜCADELE EDİNCE HER ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖRDÜK’

Hâlâ Uğur’da çalışan bir işçi ise şunları anlatıyor: “10 yıldır çalışıyorum ama daha önce Uğur’un işçilere iftar verdiğini görmedim. Beyaz yakalı çalışanlara daha önce restoranda yemek veriyorlardı. 2 gün önce Uğur işçilerine 1500 kişilik bir iftar yemeği düzenlediler. Fakat sadece 300 kadar işçi katıldı. Ben de gitmedim. İftardan kalan yemekleri de diğer gün fabrikada işçilere vermek istediler ama bizler karşı çıktık. Patron daha önce bayramlarda bütün işçilere 50-60 TL bayram harçlığı veriyordu. Bu yıl ne hikmetse 800 TL bayram ikramiyesi verileceği açıklandı. İşçinin güçlü olduğunu görünce, ‘Böyle kandırırız onları’ diye düşünüyorlar. Ama bir taraftan da işçilere dediler ki ‘İftara katılmayanlar o parayı alamayacak.’ Bütün işçilerin sosyal medya hesaplarını takip ediyorlar, neden sendika gönderisi paylaştın diye sorguya çekiyorlar. Daha iyi yaşamak daha iyi çalışmak istiyoruz. İstediğimiz gayet insancıl bir talep değil mi?”

ERBİL’E VAR İŞÇİYE YOK

Fabrikada çalışmaya devam eden başka bir işçi de “Mehmet Ali Erbil’e ‘Uğur Derin Dondurucu’ dediği için milyonlarca lira verenler, sıra biz Uğur işçilerine gelince ‘Uğur sendikayı kaldıramaz’ diyor. Ama bakıyorsun Nazilli Spor futbol takımına sponsor oluyor. Herkese var ama işçiye gelince yok. Başbakan, Cumhurbaşkanı demiyor muydu, ‘Korkmayın sendikaya üye olun’ diye. Olduk işte, sonuç ne oldu?

İşten çıkarılan 2 arkadaşlarının Çağdaş Cam fabrikasında işe başladığını ancak 8 gün sonra atıldığını ifade eden işçi, “Gerekçe ise Uğur yönetimini karşılarına alamazlarmış. Bütün patronlar işçilere karşı birleşmiş” dedi.

Bir kadın arkadaşlarından ‘Eteğin boyu neden kısa’ denilerek, savunma istendiğini belirten işçi, “Ama bahane, sırf sendikaya üye olduğu için yapıyorlar. Kayyım ‘Ben ne kadar baskı yaparsam bunlar bu işten bu kadar korkar, istifa ederler’ diyor. Ama bizim artık bu çalışma koşullarından başka korkacak bir şeyimiz kalmadı. Patronlar nasıl birleşiyorsa biz Nazilli işçileri de birleşip birlikte mücadele etmeliyiz. Biz bu süreçte gördük ki, birleşip mücadele edince her şey değişir. Artık eski Uğur işçisi yok karşılarında, vur ensesine al ekmeğini. Bizler insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz artık” diye konuştu.

www.evrensel.net