Ertuğrul Karakaya ODTÜ’de anıldı

Fotoğraf: Evrensel

Ertuğrul Karakaya ODTÜ’de anıldı

ODTÜ Mezunlar Derneği'nin çağrısıyla Ertuğrul Karakaya için ODTÜ'de vurulduğu yerde anma töreni düzenlendi.

1977 yılında öldürülen ODTÜ Öğrenci Temsilciliği Başkanı Ertuğrul Karakaya, vurulduğu yerde anıldı. Hukuksuzluğun hala devlet eliyle yürütülen politikalarla devam ettiği bildirilen anmada, Karakaya'nın arkadaşları, sınıfsız sömürüsüz bir dünya mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

'ERTUĞRUL NE İLK NE DE SON'

ODTÜ Mezunlar Derneği’nin çağrısıyla Ertuğrul Karakaya Kapısı olarak da bilinen A1 kapısında yapılan anmada konuşan ODTÜ Mezunlar Derneği Genel Sekreteri Gülşah Gülen Çiftçi, “Sınıflı toplumlardaki iktidarların özgür ve eleştirel düşünceye saldırması, güçsüzlüklerini güce çevirmek için kullandıkları bir yöntemdir. Bu fikir yayıldıkça baskılar ve saldırılar da artar. 60’lı ve 70’li yıllarda ODTÜ’nün bu mücadelenin kalesi olmakla birlikte bu saldırıların da merkezi haline getirilmeye çalışılmıştır. 13 Şubat 1977 tarihinde Hasan Tan’ın ODTÜ’ye rektör olarak atanmasıyla birlikte bu saldırılar şiddetlenmiştir.” dedi. O günden sonra başlayan boykot sürecine ve Ertuğrul’un ölümüne değinen Çiftçi, sömürünün olmadığı, sınıfsız, sınırsız bir dünya hayali ile emekten, demokrasiden, özgürlükten yana verilen devrimci mücadelede Ertuğrul’un ne ilk ne de son düşen olduğunu söyleyen Çiftçi, “Bizler Ertuğrul’un arkadaşları, yoldaşları, dostları, kardeşleri olarak onun dövüştüğü, uğrunda ortaya hayatını koyduğu yolda özerk, demokratik üniversite için buradayız.” diyerek sözlerini tamamladı.

'BAŞÇAVUŞ KARAKAYA'NIN HASTANEYE GÖTÜRÜLMESİNE İZİN VERMEDİ'

Olayın şahitlerinden Ahmet Kanneci Hasan Tan döneminde ODTÜ’ye yalnızca kimliği olanların girebildiğini söylerken kimliği olanların dahi okula girişinde özel bir sebep olması gerektiğini söyledi. “Ben ODTÜ’de sporcuyum. Ben ve üç arkadaşım her gün okula geliyorduk.” diye belirten Kanneci, her türlü provokasyona rağmen okullarına sahip çıkmak amacıyla her gün toplu halde yemekhaneye yürüdüklerini, bu yürüyüşe Ertuğrul Karakaya’nın da katıldığını söyledi. Olayın yaşandığı günden bahseden Kanneci, “O gün yine hep beraber yürüyüşümüzü gerçekleşirdik ve dönüşte kimliklerimizi almak için kapıda beklerken Ertuğrul’un yerde yattığını gördüm. Başta uyuduğunu düşündüm ama yanına gittiğimde kısık sesle onu hastaneye götürmemi söyledi.” dedi.

Karakaya’nın karnında bir şişlik olduğunu belirten Kanneci, ambulansın kapıda hazır olarak bulunduğunu fakat başçavuşun Karakaya’nın götürülmesine izin vermediğini söyledi. “Ertuğrulu ölüme terk ettiler.” Diyerek durumu özetleyen Kanneci, iki arkadaşı ile birlikte Karakaya’yı hastaneye götürdüklerini, onun ameliyatı için kan topladıklarını anlattı. Son olarak Karakaya’nın o gün ameliyatın yapan kişinin Prof. Dr. İskender Sayek olduğunu söyleyen Kanneci, doktor raporunun tüm baskılara rağmen doğru yazıldığını ve Ertuğrul’un asıl ölüm sebebinin vücudunda bulunan birkaç adet süngü yarası olduğunu söyledi.

'DEVLET CİNAYETİNİ KORUMUŞTUR'

Anmada konuşan Karakaya ailesinin avukatı Av. Ömer Kavili sözlerine Ertuğrul’un ölümünün 30. yılında annesinin mezar başında söylediği “Sizler benim evlatlarımsınız. Sizler onun mücadelesini sürdürüyorsunuz.” Sözlerini suç ve suçluyu övmek olarak yorumlayıp dava açan polisi haksız bulduğunu belirterek başladı. Karakaya’nın ölümüne dar belgelerin ancak 30 yıl sonra alınabildiğini belirten Kavili, tıbbi yardımın anında yapılmamasının öldürme kastı olduğunu söyledi. Kavili, Karakaya’ya yapılan ilk muayenede üç ayrı süngü yarasının görüldüğünü ve süngülerin bükülerek çıkarıldığını belirtirken böyle bir şeyi ancak özel eğitimli birinin yapabileceğini söyledi. Katilin ancak otuz yıl sonra soyadının öğrenilebildiğini söyleyen Kavili, üç hâkim tarafından hazırlanan kararda sanık hakkındaki bilgilerin açık bir biçimde yazılmadığını belirterek bu kararın hukuksuz olduğunu vurguladı. “Bu karar hukuksuzdur. Devlet cinayetini korumuştur. Bu olay devlet eliyle yürütülen cezasızlık politikasının bir yansımasıdır.” diyen Kavili, durumun bugün de değişmediğini vurguladı. Kavili, konuşmasını “Kahrolsun faşizm, yaşasın ÖTK örgütlülüğü” sözleri ile bitirdi.

Konuşmaların ardından Ertuğrul’a Ağıt türküsü okundu. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net