Demirtaş: İçeride ve dışarıda mutlak bir barış politikası izleyeceğiz

Fotoğraf: MA

Demirtaş: İçeride ve dışarıda mutlak bir barış politikası izleyeceğiz

Selahattin Demirtaş L'Humanité Dimanche’a röportaj verdi.

HDP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş L'Humanité Dimanche’a verdiği röportajda, “Avukatlarım aracılığıyla gönderdiğim mesaj ve mektuplar dışında herhangi bir imkanım yok. Oysa Erdoğan devletin bütün imkanları, medya, bürokrasi ve sermaye kesimlerinin büyük desteği ile sınırsız, özgür bir kampanya yürütüyor. Bu iki durum kıyaslanamaz bile” dedi.  

Demirtaş'ın  L'Humanité Dimanche'a sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Halkların Demokratik Partisi tarafından 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday gösterildiniz. Aday olmayı veya partiniz tarafından aday gösterilmeyi bekliyor muydunuz? Tüm bu gelişmeler size ne hissettiriyor? 
Baskın bir seçim kararı alındığında gelişmeler çok hızlı oldu, ancak Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmek benim için sürpriz olmadı. Sadece cezaevindeyken bu sorumluluğu tam olarak üstlenebilir miyim acaba diye bir kaygım vardı. Ancak dışarıdaki milyonlarca gönüllü genç ve kadın arkadaşım seçim kampanyasının yükünü omuzlayarak benim kaygılarımı giderdi. Elbette çok tuhaf ve trajik bir durum benimkisi. Kendimi onore edilmiş, güçlü ve moralli hissediyorum, fakat adil olmayan bir durumla karşı karşıya kalmış olmaktan da seçmenlerim adına üzüntü duyuyorum.

‘DIŞ POLİTİKADA TAM BİR SIKIŞMIŞLIK, İÇERİDE DE CİDDİ SOSYAL-SİYASAL SORUNLAR’

Ak Parti iktidarının 2019'da yapılması beklenen seçimleri 24 Haziran'a çekme kararı birçok kesim için beklenmedik bir gelişme oldu. Bu konudaki düşünceleriniz nedir? 
Ben seçimin Ekim ayında olabileceğini düşünüyordum, ama biraz daha erkene alındı. Bu kararın alınmasında AKP iktidarının artık ülkeyi yönetemez duruma gelmiş olması etkili oldu. Ekonomik veriler ciddi bir krizi haber verirken, işsizlik, enflasyon, döviz kurları, cari açık gibi ekonomik göstergeler tavan yapmış durumda. Dış politikada tam bir sıkışmışlık, içeride de ciddi sosyal-siyasal sorunlar yaşanırken, AKP sürekli oy kaybediyordu. Bu gidişat AKP’yi tümüyle bitirmeden bir baskın seçimle durumu toparlamayı ve yeniden iktidarı elde etmeyi planladılar. 

‘BEN ADETA SİYASİ BİR REHİNEYİM’

18 aydır Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunuyorsunuz. 24 Haziran seçimleri ve aday gösterilmenizle beraber gelişen bu süreci nasıl ele alıyorsunuz? Hem tutuklu olup hem de Cumhurbaşkanlığı’na aday olmak nasıl bir durum?
Çok zor ve eşitsiz koşullarda seçim yarışına giriyorum. Benim tutuklanmam tamamıyla siyasi baskıların sonucudur. Ben adeta siyasi bir rehineyim. Hakkımdaki suçlamalar sadece konuşmalarım ve basın demeçlerime dairdir. Zaten benimle birlikte 9 milletvekilimiz, belediye eşbaşkanlarımız dahil 5 bine yakın HDP’li cezaevlerinde haksız, suçsuz yere tutulmaktadır. Bu koşullarda aday gösterilmiş olmam halkın kendi siyasi iradesine sahip çıktığının, güvendiğinin göstergesidir. 

Seçim kampanyasını cezaevinden nasıl yürütmeyi düşünüyorsunuz?
Avukatlarım aracılığıyla gönderdiğim mesaj ve mektuplar dışında herhangi bir imkanım yok. Benimkisi bir seçim kampanyası yürütmek değil. Dışarıda yürüyen kampanyayı motive etmeye çalışıyorum sadece. Oysa Erdoğan devletin bütün imkanları, medya, bürokrasi ve sermaye kesimlerinin büyük desteği ile sınırsız, özgür bir kampanya yürütüyor. Bu iki durum kıyaslanamaz bile. 

Seçim programınızın ana maddeleri ve temel vaatleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ekonomi, adalet, demokrasi, eşitlik ve barış gibi temel başlıklarda seçim program vaatlerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. Önceliğimiz yeni bir anayasa olacak. Tüm toplumsal kesimleri, yurttaşların temel haklarını güvence altına alan; özgürlüklerin, eşitliğin, yargı bağımsızlığının, kadın özgürlüğünün ve çevre haklarından hayvan haklarına kadar her özgürlük alanının güvencesi olacak bir demokratik anayasanın yapım sürecini destekleyeceğiz. Parlamenter yönetimi demokratikleştirmeyi, yerel yönetimleri güçlendirmeyi esas alacağız. Üretime dayalı bir ekonomi programı ile istihdamı arttıracağız. Hem içeride hem dışarıda mutlak bir barış politikası izleyeceğiz. Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt sorununu barışçıl yöntemlerle çözeceğiz. AB’ye tam üyelik sürecini ve müzakereleri hızlandırıp Türkiye’yi AB’ye eşit üye yapacağız.

Cumhurbaşkanlığı adaylıkları açıklandıktan sonraki süreçte Cumhuriyet Halk Partisi adayı Sayın Muharrem İnce içinde bulunduğunuz durumun adil olmadığını belirten ve özgürlüğünüzü talep eden ifadelerde bulundu. Bununla birlikte partiniz, içerisinde CHP, SP, İYİ Parti ve DP'nin olduğu muhalefet bloğuna dahil edilmedi veya bildiğimiz kadarıyla HDP'ye bu konuda bir öneri sunulmadı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Sayın İnce’nin açıklamaları ve ziyaretini önemli ve değerli buluyorum. Güzel bir siyasi olgunluk örneği olmuştur. HDP’nin ittifak bloğunda yer almamış olmasını bu saatten sonra çok da fazla gündem yapmayacağız. Nihayetinde artık seçim çalışmalarına başladık. Biz kendi işimize bakacak ve HDP’nin barajı aşması için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz.,

Sizin şahsi durumunuz üzerine soracak olursak: 18 aydır Edirne F Tipi Cezaevinde tutuklusunuz, cezaevinde günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?
Burada küçük bir hücrede ben ve milletvekili arkadaşım Abdullah Zeydan’la birlikte iki kişi kalıyoruz. Diğer mahkumlarla hiçbir şekilde temas kurmamıza izin verilmiyor. Ailemizle ayda 1 saat açık, haftada bir saat kapalı görüşme yapabiliyoruz. Haftada toplam 4 saat spora çıkabiliyoruz. Daha çok da gazete ve kitap okuyarak zaman geçiriyoruz. Hakkımda açılmış onlarca dava var, ki bir çoğu da Cumhurbaşkanı’na hakaret davalarıdır. O davalar için savunma hazırlıkları yapıyorum. Burada yazdığım öykü kitabım yayımlandı. Resim ve müzikle ilgileniyorum biraz da.

Yine cezaevi sürecinizden soracak olursak, başarılı kabul edilen yazma uğraşınız, müzik uğraşınız ve çizimleriniz... Tüm bunların neyi ifade ettiğini söyleyebilir misiniz?
Bu uğraşlar kendimi daha özgür ve yaratıcı hissetmemi sağlıyor. Buradaki tecrit, hiçleştirme, iradi açıdan zayıflatma politikalarına karşı düşüncelerimi ve zihnimi diri tutmaya, dışarıda bana güvenen insanlara da umut vermeye çalışıyorum. 

Avrupa halkları ve Avrupalı siyasetçilere bir mesajınız var mı? 
Avrupa’nın birçok hükümeti insan hakları konularında samimiyetsiz bir politika izliyor. Mülteci ve sığınmacılar konusu başta olmak üzere kendi ülkelerinde yaşanan dramlara sadece güvenlik ve ekonomi açısından yaklaşıyorlar. Aynı samimiyetsizliği aday ülke Türkiye konusunda da sergiliyorlar. Çoğu zaman buradaki ihlallere karşı sessiz kalmayı tercih ediyorlar. AİHM bile bizim haksız tutuklama dosyamızı 1,5 yıldır gündeme almadı. Ancak Avrupa halklarının ve muhalefetinin bu konularda daha duyarlı olacağına, kendi hükümetlerine karşı seslerini yükselteceklerine inanıyorum. (HABER MERKEZİ)

Röportajın orijinalini bu adresten okuyabilirsiniz. 

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Haziran 2018 15:45
www.evrensel.net