Artık kimsenin  ölmesini istemiyoruz

Artık kimsenin ölmesini istemiyoruz

Burnumuzun dibinde Türkiye’nin Suriye’ye açtığı anlamsız savaş en başından biz çocukları çok etkiledi. Orda bir yerde insanlar doğum günlerini kutlarken Suriye’de doğduğu gün ölen çocuklar var.  Bu saçma savaş hem bizim hem Suriye’nin düzenini bozuyor. Ben 12 yaşındayım. Altı yıldır burada

Ekin Şubat Oktay

Burnumuzun dibinde Türkiye’nin Suriye’ye açtığı anlamsız savaş en başından biz çocukları çok etkiledi. Orda bir yerde insanlar doğum günlerini kutlarken Suriye’de doğduğu gün ölen çocuklar var.  Bu saçma savaş hem bizim hem Suriye’nin düzenini bozuyor. Ben 12 yaşındayım. Altı yıldır burada Hatay’da yaşıyorum. Suriye’de, bizim de burada yaşayan herkesin de akrabaları var. Birbirimize hiçbir zaman kötü bir şey söylemedik bu güne kadar. Ya şimdi? Savaş tam iki adım ötemizde. Mülteciler denen ama ellerinde silahlar olan garip garip yüzler sokaklarımızda geziyor, evlerimizde oturuyor ve bir sürü rahatsızlığa neden oluyor. Yaşanan bu kadar şeye  rağmen  bizim sesimizi neden hâlâ duyan yok?
Her geçen gün bir sürü ölüm haberlerinin geldiği, babasını savaşta kaybeden çocuklara gelince… Artık rüyalarında kendilerini oynarken görmek yerine kan gölünün ortasında görüyorlar. O tatlı uykulardan annelerinin güzel sesiyle uyanmak yerine bomba sesleriyle uyanıyorlar. Hepsinin oyuncakları evleriyle beraber yok oluyor. Anneleri çocuklarının ağzından sevgi sözcüklerinin çıkmasını beklerken onlar gördükleri vahşet yüzünden savaş diyorlar, bomba diyorlar. Her geçen saniye çocuklar çocuk olduğunu biraz daha unutuyorlar. O masum, hiçbir kötülük içermeyen yüzler gidiyor yerini vahşeti görmüş yüzler alıyor. İnanabiliyor musunuz? Artık bombalara bile çocuk adı veriliyor. Bir bombayla aynı adı taşımak çok korkunç. Bu aynı kötü bir arkadaş edinmek gibi… Mesela Hiroşima’ya atılan “Little Boy” yani küçük çocuk … O , anlamı en derine işlemiş huzur veren çocuk kavramı bomba ismi yapılarak kötü bir şekilde katlediliyor. Peki tüm bunların sebebi ne? Biz  çocuklar olarak  size sesleniyoruz Başbakan! Neden, neden, neden !..
Daha dün bayramlarda çocuklarla reklam fotoğrafları çektirirken şimdi ölümlerini seyredenlere sesleniyoruz! Bu dünya hepimize yetecek kadar büyük değil mi? Bu hava, bu su, bu toprak yeterince büyük değil mi? Sadece Başbakan değil tüm herkes, nerdesiniz? Sizin yüzünüzden güvercinlerimiz artık uçmuyor güneş artık gülümsemiyor. Biz artık barış demeyi unuttuk.
İşte tüm bu olaylara rağmen biz çocuklar olanca masumiyetimizle kimse ölmesin istiyoruz. Kimse! Duydunuz artık kimsenin ölmesini istemiyoruz. Bir insanın başka bir insanı öldürmesini istemiyoruz. Ellerde silah değil çiçek istiyoruz. Gökte çocuk adlı bomba, silah dumanı yerine ağzında zeytin dalıyla uçan barış güvercinleri istiyoruz. Sabahları tüm dünyaya gülümseyen  bir güneş geceleri ise masum çocukların bir aydedesiyle dedenin çocukları yıldızlar olsun istiyoruz. Kısacası biz sizden çok bir şey değil sadece barış istiyoruz. Ve herkesin duyacağı şekilde barış barış barış diyoruz . EĞER SİZ DE BİZİM GİBİ BARIŞ ÇIĞLIKLARI ATMAK İSTİYORSANIZ 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE BARIŞ İSTEYEN SESİMİZE SES VERİN .
   
*Hatay/Samandağ

www.evrensel.net