TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'ndan Kanal İstanbul teknik gezisi

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'ndan Kanal İstanbul teknik gezisi

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Kanal İstanbul Projesi ile yapılaşmaya dikkat çekmek amacıyla ‘Kanal İstanbul Teknik Gezisi’ düzenledi.

Eylem NAZLIER
İstanbul

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin düzenlediği, İstanbul Kent Savunması, Kuzey Ormanları Savunması üyelerinin destek verdiği ‘Kanal İstanbul Teknik Gezisi’ için Küçükçekmece’de buluşarak yola çıkıyoruz. Yaklaşık yirmi beş kişiyiz. İlk durağımızı Kanal inşası ile yok olacak Küçükçekmece Lagünü. Bu bataklık alan aslında kuşların üreme merkezi. Grubun içinde kuş gözlemcisi arkadaşlar da var. Kuşları ürkütmemek için dikkatli davranıyoruz. Teleskoplar kuruluyor ve kuşlara bakmak için sıraya giriyoruz. Alanda, müthiş görüntüler eşliğinde bir saat geçiriyoruz.  Büyük Karabatak, sakarmeke, uzunbacak, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, şahin, saz delicesi, akkarınlı ebabil, kır kırlangıcı, leylek, küçük karga, serçe, saksağan gibi kuşları görüyoruz.

‘PROJE İLE BİNLERCE KUŞ ETKİLENECEK’

Burada kısa bir konuşma yapan Kuş Gözlemcisi Dilek Geçit, Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçmesiyle binlerce kuşun etkileneceğini söyleyerek şunları aktardı: “Kuşlar göç sırasında dinlenme, beslenme, konaklama için Çatalca Yarımadası’nı ve planlanan Kanal İstanbul Projesi’nin geçtiği alanları kullanıyor.  Çatalca Yarımadası’ndaki sulak alanlara yüksek sayıda su kuşu da kışı geçirmek üzere geliyor. Proje binlerce kuşu olumsuz etkileyecek. Karaburun ve Terkos’un kuzeyindeki Karadeniz kıyısının doldurulması ve üzerinde planlanan liman vb. tesisler göçte Karadeniz’i aşan otucu ve kiyi kuşları için büyük tehdit oluşturacak ve ölümlerine sebep olacak.”

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

ARKEOLOJİK MİRAS YOK OLACAK’

Buradaki incelemelerini bitiren yaşam savunucular ve mühendislerle birlikte Kanal İstanbul Projesi ile yapılaşmaya açılacak tarihi Yarımburgaz Mağarasına doğru yola çıkıyoruz. Proje güzergahında iki çok önemli arkeolojik alan bulunuyor. Bunlardan biri Hitit izinin İstanbul’da karşımıza ilk çıktığı, Akdeniz ile Karadeniz arasındaki ticaret ağını aydınlatan Bathonea diğeri ise atalarımızın Avrupa'ya geçiş  yolu üstünde konakladığı Yarımburgaz Mağarası.  Arkeolog Gelişmiş ülkelerde bu tip projeler hazırlanırken bu alanların korunmasına öncelik verildiğini belirten Berna Polat, “Toprak altı için jeoradarlarla inceleme yapılıp projeler ona  göre revize edilir. Maalesef burada bunların hiç birinin olmaması meseleyi daha da vahimleştiriyor” dedi. 

‘PROJEDEN ÖNCE ALTI EMLAKÇI VARDI ŞİMDE ALTI BİN’

Soluklanmak için uğradığımız yeşillikler arasındaki Sazlıbosna köyünde bizi muhtarı Oktay Teke karşılıyor. Dört yüz haneli köyün muhtarı olan Teke kaygılı. ‘‘Hiçbir şeyden haberimiz yok’’ diyen Teke, “Ne gelen var ne giden. Kimse tek bir açıklamada bulunmuyor. Kanal İstanbul Projesi olmadan önce Arnavutköy de altı yüz emlakçı vardı. Şu an sayı 6 bine çıkmış durumda. Parsel parsel satacaklar halkın topraklarını. Devlet topraklarımızı kamulaştırıp toprak ağalarına peşkeş çekerse hakkımızı helal etmeyiz. Neden bu rantı yapıyorsunuz? Neden 150-200 yıldır bu topraklarda yaşayan insanları mağdur ediyorsunuz? Kanal açıldığı zaman bura çok ciddi toz çıkacak. Bir buçuk m3 hafriyatı nereye boşalacaksınız. Yaşam kalitemizi düşürüyorlar. Biz burada kendi halimizde mutluyuz, mutluyduk.  Köylünün çoğu ne olacak. Nasıl direneceğiz. Devlete nasıl karşı koyacağız? Buradan 1500 kişi olsak protesto etsek. Gazıyla copuyla hepimizi darma duman edecekler” dedi.

PROJEYİ ONAYLAYAN DA VAR ONAYLAMAYAN DA

Köylüler meraklı gözlerle bize bakıyor.  Köy kahvesinde bulunanların yaş ortalaması 50 üzerinde. Köyde Kanal İstanbul Projesi’ni onaylayan da var karşı çıkan da. Karşı çıkanlardan biri İsmail Amca. “Ben bu kanala karşıyım” diyerek söze başlayan İsmail Amca, “Kanalın İstanbul’a, köyümüze hiçbir faydası yok. Ben bu doğanın güzelliğinin bozulmasını istemiyorum. Zaten bütün çevremiz beton olmuş. Bir tarafımız sanayi, bir tarafımız havalimanı, bir tarafımız konutlar, TOKİ’ler. Biz yeşillik istiyoruz. Kanal İstanbul’un bu yok zamanda neye faydası olacak. Bu kadar işsiz varken. Bu parti meselesi değil, bu bizim meselemiz. Hangi parti olursa olsun benim bu güzelliğimi bozarsa karşı çıkarım” diyor. Kanal İstanbul projesini onaylayanlardan ismini vermek istemeyen amcamız ise, “90’li yıllardan beri burada inşaat izni yok. İmar izni yok. Burada bir çivi bile çakamazsın. İnsanlar yaşamak zorunda. Çocuğumuzu evlendireceğiz, yerimiz var. Ev lazım. Ama izin vermiyorlar. Çocuklarımız başka yerlere gitti. Köy bitti. Zaten bizi burada yaşatmayacaklar” diyerek aslında projeyi onaylamasının mecburiyetten kaynaklandığını belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan onayladığı için projeye karşı çıkmayanlar da var. Fakat proje hakkında bilgilerinin olmadığını da söylediler.

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

‘İSTANBUL KATİL PROJELERİN ODAĞI OLDU’

Son olarak köy kahvesinde TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ve yaşam savunucular basın açıklaması gerçekleştirdi. Çevre Mühendisleri Odası Üyesi Raşit Fırat Deniz tarafından okunan açıklama da, “Son 15 yıldır ekolojik yıkımın ana merkezlerinden biri haline gelen İstanbul, katil projelerin odağı olmuş durumda. Katil projelerin kıskacındaki su kaynakları ve havzalar yok edilirken, İstanbul’un ciğerleri olan Kuzey Ormanları orman vasfından çıkarılıp imara açılıyor. Katil projelerin planlandığı bölgelerde yaşayan halkın temel geçim kaynağı olan tarım ve mera alanları imara açılıp, bölge halkına yaşam alanlarını terk etmek dışında bir seçenek bırakılmıyor. İstanbul hava kirliliği kritik bir noktadayken, katil Kanal İstanbul Projesi hem İstanbul’un ciğerlerini yerinden söküyor hem de proje yapımında ortaya çıkacak hafriyatların şehre rüzgarlar ile taşınmasını öngörüyor” dedi. Deniz son olarak şunları söyledi: “Kanal İstanbul Projesi, 3. Havalimanı Projesi, kentsel dönüşüm projeleri ve benzeri yaşamı katledecek mega projelerin ivedilikle durdurulması, iptal edilmesi, bu projelerin tehdidi altında olan Küçükçekmece Lagün havzasının ekolojik yapısının, biyoçeşitliliğin, yaşam belleğinin korunması, yaşamın sürmesi için zorunluluktur.”

‘YAŞAM HAKKIMIZ KALMADI’

Dönüş için yola çıkmadan önce bir şeyler atıştırmak için projeden etkilenen Durusu köyüne uğruyoruz. Burada bizi Eski CHP Durusu Belde Başkanı Ahmet Polat karşılıyor.  ‘Suzinin Yeri’ isimli ev yemekleri yapan küçük restorana götürüyor. Polat ile kısa bir sohbet yapıyoruz. Polat, “Buralar hep istimlak alanı. Şimdi bir tek çivi çakamıyorsun en büyük sorunumuz bu. İSKİ bir taraftan, havalimanı bir taraftan şimdi de Kanal Projesi yani iyice bizi sıktılar. Vatandaşın geçim derdi artık baş gösterdi. Hayvancılık yapıyorlardı, orman gidince hayvancılık da bitti.  Havalimanı kuşattı burayı. Herkes dedesinden kalan malları satıyor. Buradaki vatandaş mağdur. Çocuğum evlenecek bir ev yapayım diyorum, izin vermiyorlar. Çocuğum dışarı gidecek göç olayına sevk ettiler. Yaşam hakkımız kalmadı” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Haziran 2018 14:03
www.evrensel.net