Adanalı sayacılarla seçimi konuştuk: Gelin halimizi görün!

Fotoğraf: Evrensel

Adanalı sayacılarla seçimi konuştuk: Gelin halimizi görün!

Seçimleri konuştuğumuz saya işçilerinin önemli bir kısmı tek adam yönetimine 'Hayır' demişti, seçimlerde de aynı tutumu sürdüreceklerini söylediler.

Mesut BAYLAV
Volkan PEKAL
Adana

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında başlattıkları iş bırakma eylemi tüm Türkiye’ye yayılan Adanalı sayacılar arasında her siyasi gelenekten seçmen bulunuyor. Her biri bir emekçi mahallesinden geliyor. Ancak AKP seçmeni sayacıların sayısı daha az. Geçtiğimiz yıl Anayasa referandumundaki görüşmelerimizde de kendini göstermişti. Geçen yıl ağırlıklı olarak tek adam yönetimine karşı “hayır” diyen sayacılar, aynı tutumu bu seçimde de sürdürecek.

‘ÜCRETLER GİDEREK DÜŞÜYOR’

Sayacılarla görüşmek için Büyük Saat civarına gidiyoruz. Kiliseden camiye çevrilen tarihi Yağ Cami’yi geçip iki yanında tarihi dükkanların bulunduğu Arnavut kaldırımlı Ali Münif Yeğenağa Caddesinde karşımızda tarihi Büyük Saati görüyoruz. Aynı cadde üzerinde güney yönünde ara sokaklara girildiğinde Hamamından, tarihi Kazancılar Çarşısı’na, kalaycılara, camilere karşınıza çıkan tarihi doku sizi geçmiş bir zamana götürüyor. Bu bölgede çalışan sayacıların çalışma koşulları da ‘tarihi’! Koşullar 200 yıl öncesinden farklı değil. İrili ufaklı ayakkabı atölyeleri arasında ayrı binalarda çoğu sigortasız çalışıyor. Büyük atölyecilerden aldıkları parça başı sayaları dikiyorlar. Derileri döven çekiç ve onları diken dikiş makinesi seslerine doğru ilerliyoruz. Geçmişte otel ya da pansiyon olarak kullanıldığı izlenimini yaratan küçük göz odalarda kimyasallara maruz kalarak 3’er 5’erli gruplar halinde çalışıyorlar. Koridorlarda bisikletler görüyoruz. Bisiklet, eve gidiş gelişlerde en ekonomik araç. Sayacıların bir kısmı doların yükselişinden etkilenmediklerini, bir kısmı ise doların artışıyla birlikte iş bulmakta zorlandıklarını söylüyor. Birkaç kişi ile konuştuktan sonra fuarda sipariş alan büyük atölyecilerin kullanacakları derileri ve tüm malzemeleri önceden aldıkları için etkilenmediğini dolayısıyla bu atölyelere çalışan sayacının da iş yönünden etkilenmediğini anlıyoruz. Ancak büyük atölyenin de küçük atölyeyenin de ortaklaştığı nokta parça başı ücretlerin giderek düşmesi. Bazı sayacılar şehrin merkezinde kayıtsız, uzun saatler çalışmaktan şikayet ederek “Artık bizi görsünler. Buraları denetlesinler” diyor.

Obalar caddesinde bisikletli işçiler Fotoğraf: Evrensel

‘AÇ DEĞİLİZ AMA İYİ DE DEĞİLİZ’

Girdiğimiz atölyede iki Suriyeli ve iki Türkiyeli Kürt işçi çalışıyor. Cemal Karakuş 26 yaşında, aslen Urfalı. İşlerin nasıl gittiğini sorarak başlıyoruz. “Aç değiliz açıkta değiliz ama iyi de değiliz” diyerek başlıyor söze. Seçimleri soruyoruz. “Erdoğan olmasın diyoruz da başa gelecek olan belli sanki” diyerek propaganda için harcanan paralardan yakınıyor. Saya işçilerinin hangi taleplerle sandığa gideceğini soruyoruz. Bir an duraksadıktan sonra “Valla abi açım, beynim durdu” deyip gülümsüyor ve ardından ekliyor: “Asgari ücret en az 2500 lira olmalı, çalışma şartlarımızı zaten görüyorsunuz, rezilliğe bak, Suriyeli işçiler de burada bizimle çalışıyor, onlarla birlikte ekmek yiyoruz.” Dikiş tezgahından Mehmet abi söze giriyor “Suriyeliler de suç yok ki arkadaş biz köle gibi çalışıyoruz.”

‘DEMİRTAŞ HÜKÜMETİ KORKUTTUĞU İÇİN İÇERİDE’

Selahattin Demirtaş’ı diğer adaylardan ayrı bir yerde tuttuğunu söyleyen Cemal, bunun sebebini de şöyle açıklıyor: “Adam bir kere genç ve yakışıklı, diğer adaylara bak hepsinin ayağı çukurda.” Mehmet abi yine araya giriyor: “Demirtaş niye içerde? Sokak ağzını biliyor, hükümet korktu. Baraj her türlü aşılır bence ama tabi hile yapılmazsa. Bu yüzden sandıklara sahip çıkmak önemli. 16 Haziran’da da kaybetti ama hile ile kazandı.”

Fotoğraf: Evrensel

‘ELİMİZE ASGARİ ÜCRET GEÇMİYOR’

Bir başka binada yine tek göz odada iki kişi çalışan Şeref Yiğit ve Mahmut Evci ile konuşuyoruz. Şeref Yiğit HDP’ye oy vereceğini, MHP kökenli Evci ise İYİ Parti’yi yakın gördüğünü ancak henüz karar vermediğini söylüyor. 10 sene öncesinin fiyatlarına saya diktiklerinden yakınarak “Bir yandan geçim zorlaştı ama bizim ücretlerimiz aynı kaldı. Günlük 10-15 saat çalışıyoruz. Elimize asgari ücret geçmiyor” diyorlar.

BİR SAYACI NASIL GEÇİNİR?

Eski site denilen siteye giriyoruz. Mehmet Özay, Müjdat Özay ve Mehmet Dilbirin ile konuşuyoruz. Önce ekonomi. “Bir sayacı nasıl geçinir?” diye soruyoruz. Parça başı çalıştıkları için iş olmadığı dönemde para da almadıklarını anlatan Dilbirin, “Yılda 2-3 ay boş geziyoruz. O zaman bakkaldan manavdan borç alıyoruz. Borcu bitirmemiz sezon sonuna kadar sürüyor” diyor. Mehmet Özay ekliyor: “Öğlen molası yok, hiç bir dinlenme aktiviten yok. Emeğimizin karşılığını almadığımız için biraz para kazanmak için uzun çalışıyoruz. Sabah 9’da başlıyoruz akşam 11… Sabah yine işteyiz. İlk başta kölelik sistemi kalksın.” İçinde bulundukları durumu “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” diye anlatan Mehmet,  Özay “Nereye gittiğimizi biz de bilmiyoruz. 7 Haziran’da seçimi kaybettikleri zaman asgari ücreti 1300 lira yaptılar. Demek ki verme yeteneğine sahipsiniz. Kaybettiğinde mi vermen gerekiyor. Devamını getir o zaman. Bak bakalım 5 sene sonra o adamın maaşı nasıl oluyor” diye konuştu. Müjdat Özay devam etti: “Düzen bozuk ben vergi levhası almak için gittim. Adam bana ‘Ne gerek var sen sayacı değil misin?’ git dik diyor. Kendileri de bu şekilde çalıştığımızı biliyor. Gel kapat o zaman. Kimsenin gözünün yaşına bakmasınlar. Bu dükkanları kapatırlarsa atölyeciler mecbur kalır bizi sigortalı çalıştırırlar. Akşam 5 oldu mu evimize gideriz.”

OY ÇALINIR MI TARTIŞMASI?

Üç sayacı da Demirtaş’ın cezaevinde bulunmasının adaletsizlik olduğunu düşünüyor. Mehmet Özay, “Benim oyumla bir yere gelen biri cezaevinde tutuluyorsa demokrasi yoktur. HDP barajı yüzde 100 geçer. Seçimlerde baktım AKP olmadı CHP’ye ver o da yönetemiyorsa HDP’ye ver. Aslında böyle olması lazım. Avrupa’da böyle ama bizde gitmeyeceğim diye diretiyorlar” diyor. Atölyede oylar çalınır mı tartışması dönüyor. Dilbirin, “Oy çalınsa bile geçecek. Ama Demirtaş’ı cezaevinde tutmaları biraz can sıkıcı” diyor.

AKP'Lİ KOMŞU: 5 ÇOCUKLA NASIL GEÇİNİYORSUNUZ!

Bir başka atölyede konuştuğumuz yıllarını bu işe vermiş, adını yazmamızı istemeyen bir sayacı geçtiğimiz günlerde başına gelen bir olayı anlatıyor: “AKP kadın kollarında çalışan bir komşum var. Geldi ‘AKP bugün iftar için yemek dağıtacak. Siz de gelin alın’ dedi. Ben de ‘Bizim ihtiyacımız yok’ dedim. ‘ Nasıl ihtiyacın yok, 5 çocuğun var. Nasıl geçiniyorsun, ihtiyacın yok mu’ dedi. Ekonomi iyi diyorlar, 5 çocuk diyorlar ama 5 çocuklu birinin bu şartlarda geçinemediğini de biliyorlar. O yüzden oyumu CHP’ye vereceğim.”

‘HER ŞEY SEÇİMDEN SONRA BELLİ OLACAK’

Yoğun solüsyon kokuları arasında atölyeden atölyeye dolaşıyoruz. Biri çocuk, dört kişinin çalıştığı bir atölyeye giriyoruz. Atölyeye girdiğimizde İzzet abiyi telefonla konuşurken buluyoruz. Karşı tarafa bir şeyler açıklamaya çalışıyor. “Seçimden sonra” diyor “Her şey seçimden sonra belli olacak.” Sonra konuşmaya başlıyoruz. Dolarla birlikte deri fiyatları da arttığı için kendilerine verilen parça başı işlerin azaldığını anlatıyor ve telefonda söylediklerini bize de tekrarlıyor: “Belli bir şey yok, her şey seçimden sonra belli olacak. Hükümete bağlı her şey.” Geçmişte AKP’ye oy verdiğini anlatan İzzet abi, partizanlık yapmadığını ispat edercesine her şeyin dört dörtlük olmadığını belirterek “Her şeye zam geldi. 3 liralık mercimek 6.5 lira oldu; 1 liralık makarna 1.6 lira oldu; 3.5 liralık pirinç 5.5 lira oldu; mazota zam gelince her şeye zam geldi. 12 liraya aldığım ciğerin kilosu 30-35 lira oldu; et 40 lira oldu. Hayvancılığa teşvik diyorlar ama hani nerde? Kurbanlar uçtu gitti” diyor. İzzet abi, tek adam rejimine de karşı olduğunu söylüyor: “Suriye’de, Libya’da, Irak’ta da vardı. Sonları ne oldu?” diyor ama yine de seçim konusunda kararsız olduğunu belirtiyor.

İŞ BULABİLECEĞİMİ DÜŞÜNMÜYORUM AMA...

Kendisiyle çalışan oğlu Kadir ise savunma sanayine atıf yaparak “Her şey iyiye gidiyor” diyor ama ardından da şunları söylüyor: “Ama her yerde torpil var, stajda da herkes torpilli. İş bulabileceğimi düşünmüyorum, liseyi bitirince zaten okumayı da düşünmüyorum.” Kime oy vereceğini soruyoruz Erdoğan’ı kastederek “Bu adam gibi bir adam görmedim, seviyoruz” diyor.

HİZMET VAR AMA HAYATIMA YANSIMIYOR ‘2023’Ü BEKLİYORUM’

Başka bir atölyede konuştuğumuz Abdullah, sözlerine “Hizmet veren partiye oy vereceğim” diyerek başlıyor. Hizmetlerin hayatına nasıl yansıdığını sorduğumuzda “Hayatıma yansıyan pek bir şey yok. 2023’te anlaşmalar bitecek yeni anlaşmalar yapılacak, petrolümüzü, madenlerimizi kullanabileceğiz’ diyorlar. Dolardan dolayı iktidarı kötülememeliyiz. Baba evi yönetiyorsa, evde maddi sıkıntı olduğunda babayı mı değiştireceğiz. Dolar hiçbir zaman düşmemiştir. Buna alışacağız” diyor.

www.evrensel.net